Berke'den;
Gösteri işi saçmalıktı. Sıra arkadaşım olması yetmiyormuş gibi hayat bizi zorla bir araya getirmeye çalışıyor, benim kötü biri olduğumu yüzüme tükürüyordu sanki. Ona yan gözle baktığım için cezamı çekmemi istiyordu ama ben böyle olsun istememiştim.
Sahne normal biri için kolay bir sahneydi. En azından benim için kolay gözüküyordu ama asıl sorun arkadaşımın sevgilisi ile oynamamdı. Kimi kandırıyordum ki asıl sorun bundan daha karışıktı. Garip bir his hissettiğim arkadaşımın sevgilisiyle oynamaktı asıl sorun.
"Berke, Dila'nın belinden onu tutmanı istiyorum. Dila sen de Berke'nin göğsüne ellerini koy lütfen." Bizi bu saçmalığa sokan kadının sesi kulağımda yankılanırken Dila'nın bana bakamaması içimde bir sıkıntının oluşmasına neden oluyordu. Onu öpeceğimi sanmasını istemiyordum. Kendimi durdurabilirdim, bu sahneyi onun canını yakacak herhangi bir şey yapmadan atlatabilirdim.
"Rahat ol, seni öpmeyeceğim. Minik bir ilizyon yapacağım." Dila'nın çekingen bakışları gözlerimle buluştu. Kendimi rolüme zorlayarak genişçe gülümsedim. Bedenimde ilk defa olan garip gezintiler hiç iyiye işaret gelmiyordu. Bunlar çok yanlıştı. Cehennemin kapısına daha da yaklaştığımı göstermek istiyorlardı sanki bu kıpırtılarla.
Replikleri söyledikten sonra Dila'nın gözleri kapandı. Boğazımda garip bir düğüm oluşurken ona yaklaştım.
Öpebilecek kadar yakın, öpemeyecek kadar uzaktım.
Bu yakınlık bile bedenimde tonlarca yük koyulmuş gibi hissetmeme neden oldu. Ona karşı ne hissettiğimi bu yakınlıktan anlasam da inkar etmeye devam edecektim. Bunu yapmaya hakkım yoktu. Onun hayatını, sevgilisiyle arasını bozmaya hakkım yoktu.
İstemsizce nefesim yüzünü okşarken aramızdaki mesafeyi açıp uzaklaştı ve konuşmaya başladı. "Ben yapamayacağım bunu. Bu sahne olmasa olmaz mı? Yanlış anlamayın ama Berke arkadaşım ve bu hiç arkadaşça bir hareket gibi gelmiyor."
Derin nefes aldım. Haklıydı. Onun için arkadaşıydım her ne kadar hiçbir şekilde arkadaşı gibi olmasam da, hatta onunla olabildiğince az konuşmaya çalışsam da arkadaşıydım.
Başımıza belayı saran kadın sahneye yaklaştı ve Dila'yı daha da gerecek bir konuşma gerçekleştirdi. Birkaç sahnede de itiraz etmişti Dila ama inatla sahneyi değiştirmesine izin vermemişti. Berke'yi tam olarak öpmeni istemiyoruz zaten. Sadece uzaktan öyle gözükse yeter."
Dila kendisini sakinleştirmek için kıpırdanırken alayla sordum.
"Bana aşık olmaktan mı korkuyorsun yoksa?"
Yeşil gözlerini kısarak bana baktı. Onu sinir etmeyi seviyordum ama bunu yapmayı bile kendime çok görüyordum. Boynumda taşıdığım söze geberene kadar sadık kalacaktım. Ben her zaman yalnız kalacaktım.
"Ya, ya kesin öyledir."
Onu kendime çektim ve elimi belinde yerleştirdim. Büyük ihtimal kabarık bir elbise giyecekti şu oyunda. Ben de o iğrenç eski zaman takımlarından giyecektim. Şimdiden kendimi iğrenç yılışık biri gibi hissetmiştim.
Dila, ellerini göğsüme koyarken parmaklarımı hareket ettirdim. Bütün ilginin parmaklarımda olmasını istiyordum. Parmaklarımı düşünürken belki bu sahneyi daha kolay atlatır, kendimi bu cezadan kurtarmış olurdum.
Replikleri tekrar ederken her şey sorunsuz gidiyor gibi görünüyordu ama işler ona yaklaşmamla tekrardan karıştı. Bana güvenmediğini istemeden dudaklarını sıkı sıkı kapattığından anlayabiliyordum.
İstersem, onu öpebilirdim. Rolde yazıyordu diyerek geçiştirir ve önemsiz bir şeymiş gibi duygusuzca yüzüne bakabilirdim ama istemiyordum. Onu öpme hakkım yoktu, gerçek olmayan bir adam, Dila'yı değil, Sofia'yı öpüyordu. Bu benim hisleri değil, Joe denilen o adamın hisleriydi.
Ama en az Dila kadar kendime güvenmiyordum.
Dila bu sefer dudaklarını çekip göğsüme başını sakladı ve mırıldandı.
"Çok üzgünüm. Çok üzgünüm."
Çekinerek ve kendime kızarak onun ince beline kollarımı sardım. "Sorun yok. Gerilmeni anlıyorum. Benim için de kolay değil. Arkadaşlarımın sevgililerini öpmek adetim değil."
İstemsizce daha da sardım onu. Titremesini hissedebiliyordum. Bu sahne onun için çok zordu. Kim bilir ne düşünüyordu şu anda? Belki benim için çocuk oyuncağı olduğunu düşünüyordur ama hiç öyle değildi. İçimdeki yüke binlerce ton daha yük ekleniyordu sanki her denememizde. Bu tiyatro saçmalığı bittikten sonra kendi iyiliği için onda daha uzak olmalıydım.
"Biliyorum, biliyorum. Ama birkaç dakikalık sahneyi uzatıyorum."
Bir elimi saçına götürdüm ve mırıldandım kulağına doğru. Şu anda doğruları duymaya değil, kandırılmaya ihtiyacı olduğu için bunu söylemiştim. "Bu bizim sorunumuz değil bücür. Hatta iyi oluyor. Böylece belki bunu yapamayacağımızı anlarlar."
Bedeninin titremesi biraz olsun azalırken başımızı belaya sokan hocanın sesiyle ayrılmak zorunda kaldık. Onun ne dediğini umursamazken bakışlarım bizi bekleyen diğer öğrencilerin üzerinde gezindi. Lara en ön sırada oturuyor dik bakışlarını üzerimize atıyordu. İçinden nasıl şeyler geçtiğini anlayabiliyordum. Kesinlikle onun iyi biri olmayacağını herkesin bilmesi gerekiyordu ama bana inamayacakları için kendimi yoramazdım.
Dila bana tekrar dönerken hoca sağ olsun gözleri sulanmış, burnu da hafif kızarmıştı. Şekeri elinden alınmış minik bir kız çocuğna benzerken onun yanına gittim ve tüm içtenliğimle konuştum. "Bana güven tamam mı? Seni öpmeyeceğim, sadece bana güvenmen gerek."
Bana yaklaştı ve minik bir tebessümle konuştu. "Sana güveniyorum yeşilli."
Hayatımda ilk defa birinin bana gerçekten güvendiğini söylemesi dudaklarımda minik bir hareketliliğe neden olurken kendimi zorladım ve tekrardan beline tuttum. Bugün için umarım ona son yaklaşımım olurdu yoksa içimdeki şeytan ortalığı karıştıracaktı.
Repliklerimizi tekrar söyledik. Yeniden ona yaklaşırken belini sardığım ellerimin terlediğini hissedebiliyordum. Geçen seferden daha yakındım. Dudağı dudağımın bir milim ötesinde öylece duruyordu. Benden çekmemişti bu da demek oluyordu ki bana cidden güveniyordu. Ama ben kendime güvenmiyordum işte.
Dudağımı dudağının üstüne getirdim ve oraya hafifçe değmesine izin verdim. Onun dudakları da çeneme değiyordu, göğsümün üzerinde parmaklarının titrediğini hissediyordum ama asıl titreyen onun eli miydi yoksa kalbim miydi bilmiyordum.
Sahneyi bitirmek için hızlıca ona sarıldım ve döndürdüm. Sonunda, sonunda bitirmiştik işte.
Onu yere indirdiğimde sendeleyerek karşıma dikildi. Rahatlamıs ifadesiyle dururken kendimi eski halime sokup ona soru sordum.
"Bana güvenecek misin artık?"
Elini kaldırdığında kaşlarımı hava kaldırıp ona baktım. Canım garip bir şekilde acıyordu ve bunun acısını çıkarmam gerekiyordu kendimden. Dila'ya sadece sahne içinde, Joe olduğum zaman yakın davranacaktım yoksa o herkesin diline dolanan kelime benim de kalbime dolanacak ve çıkmaza girmemi sağlayacaktı.
"Evet yeşilli! Sana güveneceğim." Elimi zorla kaldırıp kendi eline vurduğunda biraz olsun gülümsedim.
Bana güvenecekti.
Anonim: Bugün iyi misin Yeşil Ay? Ben çok iyiyim.
Anonim: Çünkü neden iyi olmayayım ki?
Berke: Yine mi bu saçmalık? Cidden artık uğraşamayacağım.
Anonim: Hattı birisinden aldım, ah daha doğrusu o bana verdi. Bütün konuşmaları okudum Yeşil Ay ;)
Berke: Dila hattı sana mı verdi Lara? Aman ne güzel. Ne planlıyorsun?
Anonim: Demek Dila'nın yazdığını biliyordun.
Berke: Anlamamak için salak olmam gerekirdi.
Berke: Anca Dila hiç rol yapamaz bu konuda.
Anonim: Sıra arkadaşını ne kadar da iyi tanıyorsun, çok tatlı bu.
Berke: Ne istiyorsun?
Anonim: Bir şey istemiyorum, sadece engellemiş misin engellememiş misin diye baktım.
Berke: Beni kandırmaya çalışma Lara. Bugün provalardaki bakışlarından Dila'ya olan gerçek tutumunu gördüm. Ne planlıyorsun?
Anonim: Yarıyıl tatili baya soğuk geçecekmiş, anlayabiliyor musun?
Anonim: O kadar soğuk olacakmış ki bazıları soğuktan ölebilirmiş.
Anonim: Sıkı giyin Berke.
Anonim: Soğuktan ölmeni istemem. ;)
Anonim: Ama bazıları soğuktan ölecek.
Berke: Ne saçmalıyorsun Lara? Psikopat mısın lan sen?
Anonim: Eski okulumdan neden atıldım biliyor musun?
Berke: Bana ne lan senin okulun.
Anonim: Fatih yani o zamanlardaki sevgilimin yakın bir akradaşı vardı. Hakan diye. Fatihle ben, Hakanla sevgilisi mükemmel arkadaşlardık.
Berke: Senin sikik anılarını okuyamam.
Anonim: Sana kalmış Cake Boy ;)
Anonim: Fatih'ten sıkıldım. Hakan daha çok ilgimi çekmeye başladı. Melek, yani onun sevgilisi beni her zaman severdi. Çekinmeden sırlarını anlatırdı.
Anonim: Bir gün şans eseri Melek'in Hakan'dan önceki sevgilisi buluşmak istedi. Melek'e gitmesi gerektiğini, belki önemli bir şey olduğunu söyledim o da saf hemen inandı. Hakan'a her şeyi söyledim. Ayrıldılar ve Melek'le herkesin arası bozuldu.
Anonim: Yani bu demek oluyor ki bu mesajları sen okuyamadan hepsini sileceğim ve anlayamayacaksın.
Bu mesajlar silindi.
Anonim: Bumu bilsen yeter Cake Boy güneş batıyor, kar yağacak. Bu kış baya soğuk geçecek.
Anonim: İyi geceler.