14. Bölüm

1427 Words
Son zilin çalması ile uyuşuk bir şekilde çantamı toplamaya başladım. Alkın'a gerçeği söylemeden nasıl okulda kalacağımı bilmesem de Lara da tiyatroda olduğu için bir işimiz olduğunu söyleyerek köşeyi dönebilirdim. Yani sanırım. Alkın, tek omzuna astığı çantasıyla yanıma gelirken kafamı kaldırdım ve ona baktım. Lütfen, lütfen bari bugün yalan söyleyebileyim. "Hadi kalk bakalım uyuşuk." Alkın kalem kutumu çantama koyarken boğazımı temizledim. Şans eseri Lara da yanımıza gelince hemen gülümsedim. "Aslında bizim Lara ile bir işimiz var. Siz gidin." Alkın çantamın fermuarını kapadıktan sonra kaşlarını kaldırarak Lara'ya baktı. Lara da aynı ifadeyle bana bakarken anlamış olacak ki gülümsedi ve konuştu. "Ah, evet Alkın. Anlarsın ya kız kıza bir şey." Çantamı hızla sırtıma takarken Alkın hala kuşkuyla bize bakıyordu. Onu fazla umursamayıp Lara'nın koluna yapıştım. İkimiz önden ilerlemeye başlarken arkamı dönüp Alkın'a el salladım. "Alkın'a söylemedin mi bu tiyatro işini?" Olabildiğince sessiz konuşurken yine de gergin hissettiğim için ona daha da yaklaştım. Kızın kolunu çekeliyordum resmen. "Drama hocası kimseye söylemeyin dedi. Ondan izin alıp söyleyeceğim." "Hım, anladım." Diye mırıldandı. Alkın'ın arkamızdan geldiğini bilerek hemen drama hocasının yanına gitmeyip tuvalete uğradık. Biraz orada oyalanırken kesinlikle kötü hissediyordum. "Sakin ol Dila. Alt tarafı bir oyun." "Herkesten gizlediğimiz bir oyun. Bir de Berke ile öpüşürken, Alkın'ın bizi izleyeceğini düşünüyorum. Kesinlikle alkışlayıp desteklemeyecek." Lara rujunu tazelemeyi bırakıp bana döndü. "Bu kadar gerilmene gerek yok. Alt tarafı öylesine bir şey. Duygu yok, hiçbir şey yok. Alkın bu kadar dar kafalı olmamalı." Bakış açısı kesinlikle bana ters gelse de bir şey demedim. Alkın dar kafalı değildi belki de Lara çok rahattı. Bilmiyorum ama bizim için kesinlikle kolay olmayacaktı bu sahne işi. "Bu arada sahnede yapacaklarım için üzgünüm. Rolüm gereği sert olacağım ama seni seviyorum." Bana göz kırpıp tuvaletten çıkarken ben de peşinden ilerledim. Okuduğumdan aklımda kalan sahnelerde Lara ile gerçekten itişmemiz falan gerekiyordu. Hatta bir sahnede Berke ile olmamam için beni bir yere iterek resmen kilitliyordu. Neyse ki gerçekte kimse böyle değildi. Bütün görevli öğrenciler toplanmış, konferans salonunda kendi aramızda konuşuyorduk. Bazı figüranlar vardı ve onlar sadece birkaç sahnede arkada duran kişiler olacaktı. Çantamı Berke'nin yanındaki koltuğa attım ve yanına oturdum. Bugün neredeyse hiç konuşmamıştık çünkü bütün gün uyumuş, öğlen arası kaldırmaya çalışınca da bana kızıp diğer tarafa dönmüştü. "Gergin görünüyorsun." Yandan yandan bana bakarken ellerimi bacaklarımın arasına koydum. Hayır canım neden gergin olayım ki. Alt tarafı bütün salonun önünde tiyatro gösterisi yapacak, ardından da seni öpecektim neden gerileyim? Gerginlik tam anlamıyla hislerimi anlatabilen bir kelime değildi. Daha kapsamlı bir kelime bulunursa belki hislerim anlaşılabilirdi. "Yo. Neden gerileyim ki? Alt tarafı bir sürü ama cidden bir sürü insanın önünde sahne alacağım. Muazzam olay." Berke bana cevap vermezken drama hocamız geldi. Herkesi sahneye alırken kısa bir konuşma yapmayı ihmal etmedi. "Önemli olan hepinizin eğlenmesi. Eğer eğlenirseniz her şeyi unutur ve iyi bir anınız olur. Bir de sizi bu gösteri için ödüllendireceğimizi unutmayın. Size birkaç sürprizimiz var ama bunları söylemek için erken. Şimdi ilk sahneyle başlayalım!" Herkes heyecanla ellerini çırparken tek Berke ile ikimiz kollarımızı göğsümüzde bağlamış dik bakışlarımızı öğretmene atıyorduk. Halimize bakıp gülmemek için dudağımı ısırdım. Giderek ona benziyordum. Eh sıra arkadaşı olmak böyle bir şeydi sanırım. İlk sahnede Lara ile ben olacağım için herkes koltuklara oturmuş, biz de senaryoları alıp sahneye geri dönmüştük. Mimiklerimiz ve vurgularımız ilk denemeye göre baya iyiydi. Hatta Lara'nın sesi o kadar karaktere uyuyordu ki benden nefret ettiğini bile düşünebilirdim. Birkaç sahneden sonra Berke ile ilk sahnemiz gelmişti. Şimdiye kadar epey iyi gidiyorduk ama burada istemsizce gerilmiştim. Aslında Berke'nin sahnesinde rahat olmam gerekiyordu ama nedensizce hiç tanımadığım biriyle oynarken daha rahat hissetmiştim. Berke'ye çarptım, Berke senaryoya uyup beni döndürürken dengemi sağlayamayıp yere yapışmıştım. "Ağh." Yere yatarken yüzümü ellerimle kapatmıştım. Bu sahne kesinlikle çok zor olacaktı. Ben dengesizin biriydim ve o kabarık elbise ile kesinlikle yere yapışacaktım. "Dila iyi misin?" Drama hocamız seslenirken Berke elimi tutup beni kaldırdı. Kalçamdaki tozları temizleyip elimle drama hocamızı onayladım. "O zaman sahneyi baştan alalım." Dudağımı bükerek Berke'ye baktım. Yeşil gözlerinde bıkmışlık seziyordum. Senin daha ilk sahnendi yeşilli! Ben yarım saattir neler çekiyordum ha! Lara resmen beni pataklamıştı ve az önce yere yapışmıştım. Sıkılan biri varsa o kesinlikle ben olmalıydım. "Seni düşürmemeye çalışacağım ama yine de yere sağlam bas." Tekrar ona arkamı döndüm ve geri geri giderken tekrardan ona çarptım. Senaryoyu yazan kızı pataklamak istiyordum. Resmen benden nefret ediyordu da böyle bir şey yazmıştı. Bu tiyatro işi bitince her yerim morluk içinde olacaktı. Berke yine beni döndürürken bu sefer biraz sarsılsam da dengemi kaybetmeyip şaşkınca ona baktım. Elimizde senaryo olarak zor dans ettiğimiz için bir öğrenci repliklerimizi okuyor, biz de onu tekrarlıyorduk. Berke ile ilk sahnemizi zoru zoruna tamamlarken utangaç bakışlarımı yere çevirip kaçarcasına ilerledim. Berke'nin bana seslendiğini duyabiliyordum ama Sofia kaçtığı için bir şey demedim. Kısa bir mola verdikten sonra son sahneye kadar her şey olabildiğince iyiydi. Tabii iki saniyede bir bizi durduran drama hocamız hariç. Onun yüzünden aynı sahneyi defalarca tekrar etmek zorunda kalmıştık. Son sahne diğer sahnelerden daha zordu benim için. Bunu yapmak yerine Lara'nın beni pataklamasına izin verebilirdim. "Berke, Dila'nın belinden onu tutmanı istiyorum. Dila sen de Berke'nin göğsüne ellerini koy lütfen." Elim titrerken bakışlarımı Berke'ye çeviremiyordum. Berke nazikçe belimden tutarken mırıldandı. "Rahat ol, seni öpmeyeceğim. Minik bir ilizyon yapacağım." Utanarak gözlerine baktım. Minik bir tebessümle bana bakarken drama hocamızın başlayabilirsiniz demesi ile kendimi Sofia'nın yerine koydum ve gülümsedim. Joe, yani Berke de hemen kişiliğine bürünmüş, geniş bir gülümsemeyle bana bakıyordu. Repliğimizi söyledikten sonra Berke'nin başının bana yaklaştığını gördüm. İstemsizce gözlerim kapanırken nefesi yüzüme vuruyordu. Kesinlikle tir tir titriyordum. Bunu yapamayacaktım. Berke neredeyse beni öpebilecek bir yakınlığa geldiğinde onu ittirdim ve bir adım geri çekildim. "Ben yapamayacağım bunu. Bu sahne olmasa olmaz mı? Yanlış anlamayın ama Berke arkadaşım ve bu hiç arkadaşça bir hareket gibi gelmiyor." Bakışlarımı yere çevirirken Berke'nin derin nefes aldığını duyabiliyordum. Birkaç sahnede itiraz etmiştim ama hepsini reddetmişlerdi. Bu sahne için de aynısı olacaktı ama şansımı denemekten başka şansım yoktu. Drama hocası sahneye yaklaştı ve konuştu. "Dila bu bir rol. Biliyorum zor ama Berke'yi tam olarak öpmeni istemiyoruz zaten. Sadece uzaktan öyle gözükse yeter." Çok rahatladım kesinlikle. Alt tarafı öpüşüyormuş gibi duracaktık. Aman aman ne farklı. "Bana aşık olmaktan mı korkuyorsun yoksa?" Berke alayla sorarken dik bakışlarımı ona attım. Beni rahatlatmak için konuştuğunu biliyordum ama rahatlamak bir yana dursun daha da geriliyordum sanki. "Ya ya kesin öyledir." Berke tekrar belimden tutarken tekrar elimi göğsüne getirdim. Neden ben ya, neden ben? Neden Lara değil de ben bu sahneyi yapmak zorundaydım? Bence Sofia'nın kardeşi Joe'yu daha çok hak ediyordu. Ben aradan seve seve çekilirdim. Repliklerimizi tekrar söylerken gülümsemeye çalıştım. Berke'nin belimdeki parmakları hareket ederken odağım bir anda parmaklarına gitmişti bu yüzden yaklaştığını, nefesi yüzümü okşarken fark etmiştim. Dudağıma yönelirken istemsizce gözlerimi kapattım ve tekrardan onu ittirdim ama bu sefer kaçmak yerine göğsüne kafamı yaslayıp mırıldandım. "Çok üzgünüm. Çok üzgünüm." Berke beni bırakmadı ve kulağıma eğilip konuştu. "Sorun yok. Gerilmeni anlıyorum. Benim için de kolay değil. Arkadaşlarımın sevgililerini öpmek adetim değil." Belimdeki ellerini daha sıkı tuttu ve bana iyice sarıldı. Halimden utanıyordum. Hadi ama kolayca onu öpmemi bekliyorlarsa kafayı yemişlerdi. Bu herhangi birini öpmekten daha da zordu bence. Aramızda sırlar vardı ve cidden onu arkadaşım, sırdaşım olarak görüyordum. Sırdaşımı öpmek... hemen olacak bir şey değildi. "Biliyorum, biliyorum. Ama birkaç dakikalık sahneyi uzatıyorum." Berke bir elini saçıma getirdi ve kulağımın arkasına atıp mırıldandı. "Bu bizim sorunumuz değil bücür. Hatta iyi oluyor. Böylece belki bunu yapamayacağımızı anlarlar." Hiç öyle sanmıyordum. Biraz olsun rahatlamıştım ama hala titriyordum. Bugün makyaj yapmadığım için pancara döndüğümü de biliyordum. Drama hocasının seslenmesi ile Berke kolunu belimden çekti. Ondan uzaklaşıp sahneye yaklaşan drama hocamıza üzgün bakışlarımı attım. "Dila odaklan lütfen. Bu sahneyi yapana kadar bir yere gidemezsiniz." Cidden çok iyi motivasyon veriyorsunuz hocam. Teşekkürler zahmet oldu ya. Tekrar Berke'ye dönerken mırıldandı. "Bana güven tamam mı? Seni öpmeyeceğim, sadece bana güvenmen gerek." Ona yaklaştım ve minik bir tebessümle ona baktım. "Sana güveniyorum yeşilli." Tekrardan aynı pozisyona geçip aynı replikleri tekrarladık. İçimden Berke'ye güveniyorum diye aralıksız tekrar ederken Berke'nin nefesi tekrar yüzümü okşadı. Gözlerim kendiliğinden kapanırken Berke'nin dudakları dudağıma neredeyse geldi. Berke'ye güveniyorum. Berke'ye güveniyorum... Dudakları hemen dudağımın üzerindeki boşluğa değdi değmedi gibi bir şekilde dururken benim dudağım da onun çenesine değiyordu. Birkaç saniye öyle kaldıktan sonra beni iyice sardı ardından senaryoda yazdığı gibi döndürmeye başladı. Sofia'nın kahkahalar atarak gülmesi gerekirken ben şaşkın olduğum için Berke'nin boynuna tutunup kafamı oraya yasladım. Alkış seslerini duyabiliyordum. Bayılacak gibi olsam da bu sahneyi atlatmıştık. En azından bugün bu sahneden kurtulmuştuk. Berke beni yere indirdiğinde dengemi zoru zoruna sağladım ve Berke'ye baktım. Joe rolünden çıkıp sert bakışlarını tekrar atmaya başlamıştı. Ama benim yanıma gelip mırıldandı. "Bana güvenecek misin artık?" Elimi havaya kaldırdım ve gülümsedim. Elime garip garip bakarken konuştum. "Evet yeşilli! Sana güveneceğim." Zorla elini tutup elime vurdurdum ve dişlerimi göstererek gülümsedim. Bugünü de böyle atlatmıştık çok şükür.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD