12. Bölüm

1328 Words
Duyduklarıma inanamıyordum. Her şey üst üste gelmişti ve ben bunlarla yaşamak istemiyordum. Hattı yarın Öykü'ye verip başımdan bu belayı atacaktım. Sonrasında sakin bir ortamda, olabildiğince kendimi yansıtmaya çalışarak Alkın'a anlatacaktım. Tiyatro gösterisine gelirsek kesin olarak söylemememizi istemişlerdi. En azından bir süre bunu idare edebilirdik. Yatağımdan doğruldum ve telefonumu komidinin üzerinden alıp kalplerle süslediğim Alkın'ın adının üzerine tıkladım. Onunla konuşmam gerekiyordu. "Sevgilin olduğunu hatırladın sanırım." Sesinde iğneleyici bir tavırdan çok neşeli bir hal vardı. Onu boşladığımın farkındaydım ama her şey cidden üst üste binmişti. "Biliyorum, biliyorum çok kötü bir sevgiliyim. Ama bence buluşmalıyız ya." Ayaklanıp pencereden dışarı baktım. Aralık ayının soğuğu ağaçları sallandırarak belli oluyordu. Havanın karıştığını görüp kar yağması için dua ettim. Buraya pek kar yağmazdı ama belki bir ihtimal. "Evde oyun oynuyorum. Ev boş, gel." Sona doğru arsız bir şeymiş gibi söylemesi ile gözlerimi kıstım sanki görebilecekmiş gibi. "Geliyorum ama arsız sen için değil sarı kafalı anonim." Kahkahası kulağıma dolarken gülümsedim. "Öptüm." Cevabını beklemeden telefonu kapatıp yatağımın üzerine attım ardından derin nefes alarak nasıl söyleyeceğimi düşünmeye başladım. Benim ortam yoktu ki. Ya söyleyebilirdim ya söyleyemezdim. Çekmecemdeki eski telefonumu alıp son kez mesajlara baktım. Bu hattı kesinlikle Öykü'ye vermem gerekiyordu. Başıma daha fazla bela alamazdım. Ay ailesinin yaşadığı siteye gelmiş, asansörle en üst kata çıkmıştım. Şimdi de Alkın beyin kapıyı açmasını bekliyordum. Bunun ailesi neredeydi acaba? Evde hep yalnızdı. Kapıyı biraz araladı ve kafasını dışarı çıkarttı. Kıvırcık saçlarını görünce istemsizce gülümsemiştim. Kıvırcık saçları seviyordum. "Bu güzel kız da kimmiş?" "Im... Yıldız Tozu'n olabilir mi?" Kapıyı sonuna kadar açtı ve beni kendisine çekip sıkıca sarıldı. Ayaklarım yerden kesilmişti resmen. O tanıdık parfümü burnuma dolarken onu cidden özlediğimi fark etmiştim. Beni duvara yasladığında ellerim hala boynundaydı. Okyanus mavisi gözlerinde bana bakarken beliren o beyaz parıltıları görebiliyordum. "Seni cidden ama cidden özledim, Yıldız Tozu." "Ben de seni özledim, Okyanus." Dudağıma uzanırken ona itiraz edemedim. Berke'nin doğum gününden sonra hiç dudaklarımız birbirine değmemişti. O gün aklıma gelince istemsiz ateş basıyordu beni. Bir süre beni öptükten sonra ayrıldı ve gülümsedi. "Biliyor musun, sana anonimken seni öpeceğimi söylemiştim ve sen inanmamıştın." Benden biraz uzaklaşarak ayakkabımı çıkarmama izin verdi. Doğru söylüyordu. Ona gram inanmamıştım ama şu an ne haldeydik. Beraber salona doğru ilerlerken açık olan playsationu gördüm. Bu hiç ders çalışmaz mıydı böyle? "Sana bir şey söylemem gerek ama bu çok ciddi bir şey." Evet, Dila ve pat diye söyleme olayım her zamanki gibi açıktı. Alkın, parmaklarını saçımda gezdirirken sessizliğine güvenerek söze girmeye çalıştım ama zorlanıyordum. Bu yaptığım hatayı söylemek cidden zordu. "Öykü var ya? Hani tanıştırdım sizi. Berke ile oyun oynadılar telefonda." Alkın parmaklarını boynuma getirirken başıyla beni onaylamıştı. Yavaş yavaş ona anlatacaktım belki de bana kızmazdı ha? "O kızı Berke için ben buldum-" Devam edecektim ama buz gibi bakan mavi gözlerini boynumdan gözlerimin üzerine çevirince duraksamak zorunda kaldım. Sanırım kızacaktı. "Berke'ye kız bulman iyi olmuş ama o küçük burnunu her şeye sokma bence." O kadar haklıydı ki. Berke ona hiçbir şey anlatmadığı için bilmiyordu tabii ki ailesi ile olanları ama ben biliyordum. Suçluluk duyuyordum. Hepsi, cidden hepsi çocuğum gibiydi. Sanki ben Berke'yi ilgisiz bırakmışım gibi hissediyordum. Böyle hissetmem saçmalıktı ama gözümde hepsi çocuğumdu. "Berke'ye cidden değer veriyorum Alkın. Ama ona olan sevgim seni rahatsız etmiyor değil mi?" Öncelikle bunu öğrenmem gerekiyordu. Bartu ile nasıl garip bir arkadaşlığımız varsa, Berke ile de farklı bir şekilde garip bir arkadaşlığımız vardı. "Ne? Neden rahatsız olayım? Bir şey mi dedi yoksa sana?" Sesindeki belirgin korku kaşlarımın çatılmasına neden oldu. Boynumda dolaşan parmaklarını çekmiş ve bacaklarının üzerine yerleştirmişti. Anlam veremeyerek benim elimden kat kat büyük olan ellerine uzandım ve tuttum. "Hayır, bir şey söylemesi mi gerekiyor?" "Yok... hayır bir şey söylemesi gerekmiyor. Rahatsız olmuyorum ama bazen o kadar bizimkilerle takılıyorsun ki beni unutuyorsun." Suçlulukla dudağımı büktüm bunu biliyordum. "Biliyorum, biliyorum. Haklısın ama ben seni seviyorum, sana aşığım. Bunda kuşkun olmasın." Alkın başıyla beni onayladı. Sakindi, sakin kalacaktı bu yüzden şu Berke'ye anonim olduğum mevzusunu açmam gerekiyordu yavaştan yavaştan. "Alkın." "Tamam Yıldız Tozu anladım. Daha fazla Berke hakkında konuşmasak olur mu? Ben seni cidden özledim." Eli yanağımın üzerindeyken yüzüne haykırmak istedim ama dudakları ile beni susturmuştu. Ama ben kendimi hazırlamıştım! Söyleyecektim... Alkın beni eve bıraktığı gibi kendimi banyoya attım. Resmen söylememem için beni susturmuştu. Hem de bir kere değil! Sanki söyleyeceğim şeyi biliyordu da yapıyordu bunu. Bugün söyleyememiştim ama yarın kesin söyleyecektim. Bunu yapmam gerekiyordu. Daha fazla bu belâyla yaşayamazdım. Banyodan çıktıktan sonra kafama saçma bir topuz yapıp ders çalışmak için masama oturdum. Bütün enerjimi sömüren testleri çözdükten sonra kesinlikle yaşamıyordum. Normalde bugün prova yapmak için okul çıkışı okulda kalmamız gerekiyordu ama şans eseri bizim öğleden sonra derslerimiz boş olunca hocaya söylediğim gibi herkesten kaçarcasına eve gelmiştim. Ama ne yazık ki yarın prova olacaktı. Bunun için saçma bir grup bile kurmuşlardı. Drama Hocası kişisi 'Sahte Prens' adlı grubu kurdu. Sizi ekledi. Berke kişisini ekledi. Lara kişisini ekledi. Drama Hocası: Merhaba gençler. Yarın okul çıkışı provaya kalmanız gerekiyor. Haftanın belirli günleri çalışacağız. Hangi günler uygun size? Lara: Pek fark etmez bana. 0545..: Bana pazartesi cuma uyuyor hocam 0535..: Bana her gün uyuyor hocam. Berke: Bana hiçbir gün uymaz. Siz: Im benim her gün ders çalışmam lazım. Drama Hocası: O zaman pazartesi cuma ve cumartesi öğleden sonra prova yapabiliriz. Ama yarın yine de geleceksiniz. Dila, Berke senaryoyu okudunuz mu? Berke: Hayır. Siz: Ben okudum. Değiştirme yapabiliyor muyuz? Drama Hocası: Değişme yok canım. Drama Hocası: Berke senaryoyu okuyup gel lütfen. Berke: Geleceğime dua edin. Lara: Ben şu an Berke'yleyim. Anlatırım ona. Drama Hocası: Tamam canım. Gruptan çıktım ve dudağımı ısırdım. Lara bu saatte Berke'yle ise ben ne yapacaktım? Bu hattı Öykü'ye verirsem daha da canını yakacaktım ama bende de olamazdı. Sanırım... bunu Lara'ya vermem gerekiyordu. Ama hala duyduğum şeylere inanamıyordum. Lara nasıl sevgilisini aldatabilirdi? Lara'yı geçtim herhangi biri bile bunu yapmamalıydı. Eğer ona olan aşkının bittiğini düşünüyorsan ayrılabilirdin. Zor değildi bu. Kendimi onun yerine koymaya çalışıyordum ama ben bunu yapmazdım, hem de asla. Ne olursa olsun ilişki içerisinde olduğum kişiye saygım vardı. Peki ya Berke ile aldattıysa Lara? O zaman ikisi de kötü olmuyor muydu? İçimden bir his bunun Berke ile alakalı olmadığını söylüyordu ama kötü hissediyordum. Çünkü ikisi de benim gözümde öyle biri değildi. Yatağımın ucunda beni bekleyen ayım Minnoş'u aldım ve ona sıkıca sarıldım. Çocuk gibi ağlayasım vardı. Her şeyi karıştırdığım yetmiyor gibi bunu da öğrenmiştim. Şimdi Öykü üzülünce ben ne yapacaktım? O kıza bunu yapmaya hakkım yoktu. "Ben çok kötü biri oldum Minnoş. Her şeyi yine karıştırdım." Minnoş ile göz göze geldik. Her zaman açık olan mavi gözleri gözlerimin içine bakarken benimle iletişim halinde olduğunu biliyordum. Kafamın içinde hayali sesi konuşuyordu. Sen kötü biri değilsin. Sadece yardım etmeye çalışıyordun. "Ama benden yardım istememişlerdi ki. Hem onları dinlemem yanlıştı." Bundan sonra hiçbir şekilde kapı dinlemeyecektim. Bir daha böyle bir şey duymak istemiyordum. Sanki... ben yapmışım gibi hissediyordum. Bu huyumdan da nefret ediyordum. Doğru. Ama olan oldu. Unut o anları Dila. "Demesi kolay Minnoş. Kendim yapmış kadar kötü hissediyorum. Hele ki Berke. Ya Berke ile yapmışsa? Nasıl onun iyi olduğunu düşünürüm ki bir daha?" Minnoş içli bir nefes aldı. Yani hayalimde öyle olduğunu düşündüm. Bana sinir olan bakışlarını görmemezlikten gelip karşımdaki aynaya baktım. Kesinlikle kaldıramıyordum bazı şeyleri. Bu onların sorunu Dila. Sen yapmadın, o kız yaptı. "Haklısın aslında. Ben aldatmadım." Minnoş'un burnundan öptüm ve sıkıca sarılıp yorganımı üzerime çektim. Başkalarının hatalarını kendime yüklenmem saçmaydı. Bunu ilk yapışım değildi ama inşallah son yapışım olacaktı. Berke'nin ailesi için kendimi suçlamıştım önce. Sanki... sanki bendim annesi de ben o kötülükleri yapmışım gibi kıvranmıştım her aklıma geldiğinde. Şimdi ise Lara'nın dedikleri... Aynı şey, farklı bir formda beni bulmuş kıvrandırtıyordu. Sorun şu ki iki olayla da bir alakam yoktu ama acı çeken bendim. Bu kadar önemsemeyi bırakmam gerekiyordu sanırım. Gözümü kapatım her şeyin iyi olması için dua ettim. Bazı insanlar sadece kendisi için dua ederdi ama ben hiç bilmediğim insanlar için bile dua ederdim. İyi olan herkes için dua ederdim. Alkın için de ettim. Ekipteki herkes için ettim. Berke'nin ailesi iyi olsun diye dua ettim. Lara, sevgilisini aldatmış olmasın diye dua ettim. En son, kendim için dua ettim. Lütfen, lütfen bu karmaşıklıklar çözülsün Allah'ım. Lütfen. Bir daha senin işine karışmayacağım ama lütfen bu olanları çöz.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD