"Bu ne ya? Dalga mı geçiyorsunuz ya?" Senaryoyu katlayıp okuma ışığını iyice üzerine tuttum ve Ben Fero gibi heceleyerek okudum.
"Öp-er. Ö-p-e-r. Hayır ya şakadır bu!" İçimdeki Ben Fero şarkı söylemeye devam ederken ben harflerden yeni kelime oluşturmaya çalışıyordum.
"Allah'ım aklıma mukayyet ol sen."
Gecenin bir yarısı olduğu için sesimi olabildiğince alçalttım ve Berke'ye mesaj atma isteğimi bastırmayıp hızlıca mesaj attım.
Siz: BU NE BE? (02.45)
Siz: BU NASIL BİR ŞEY?
Berke: Ne ciyaklıyorsun gece gece? (03.02)
Siz: Arıyorum aç
Berke: Canım isterse açarım.
WhatsApp'tan çıkıp hızlıca rehbere girdim. Kendi numaramı bile zor ezberlediğim için kimsenin numarasını ezbere bilmiyordum. Elimin altında olsun diye önemli kişilerin başına kalp koymuştum bu yüzden harfler arasında aramak yerine hızlıca onu kalplerden buldum ve arayıp telefonu kulağıma yerleştirdim.
"Gece gece beni uyandıracak kadar neye takılmış olabilirsin?" Yeni uyandığı için boğuk çıkan sesine aldırmadan senaryo kitapçığını kucağıma çektim ve derin nefes aldım. Okumadığına adım gibi emindim.
"Sen Joe'sun değil mi?"
Birkaç takırtı gelirken kaşlarımı çatıp neler döndüğünü tahmin etmeye çalıştım. Belki de komidinin çekmecesinden falan senaryoyu alıyor diye düşündüm.
"O kim amına koyayım ya?"
Gözümü devirdim. Senaryoyu bakmayan pis yeşilli seni. "Of Berke of. Elimize senaryo veriyorlar ve sen ilk sayfasına da mı bakmıyorsun yani? Joe sensin. Ben de Sofia."
"Sence bu beni ne kadar ilgilendiriyor? Bana ne Joe'sam ya da sen Sofia'san. Ne yapayım senaryoyu tekrar mı yazayım?"
Sinirden çığlık atmak istiyordum. Eskiden bu kadar didişiyor muyduk hatırlayamıyordum ama şu an kesinlikle aşırı gıcık geliyordu bana. Gözlerini oyasım geliyordu ama yeşildi işte kıyamazdım.
"Berke lütfen ciddi olur musun? Şimdi senaryonun son sayfasını aç ve sondan sekizinci paragrafa git."
Gitmeyeceğini bile bile bunu söylemem de bir ironiydi bence. Üşenmeyip kıçını bile yataktan kaldırmamıştır kesin.
"Ee sorun ne?"
"Bakmadın değil mi?"
"Nereye koyduğumu bilmiyorum. Uzatma da söyle. Uykum var."
Derin bir nefes aldım ve parantez içinde yazan cümleyi önce içimden okudum. Okurken takılıp sesimin titremesini falan istemiyordum çünkü. Bunu söylemek bile zorken nasıl gerçekleştirecektik acaba?
"Joe Sofia'nın saçını düzeltir. Joe repliği söyler. Burası önemli değil. Replikten sonra şu yazıyor. 'Joe Sofia'yı öper.'"
Sesimi yutmuş gibi bir anda sessizleştim. Tamam... Alkın'la öpüşmüştük ama o benim sevgilimdi ve bir sürü kişinin gözü önünde bunu yapmamıştık en azından. Ama şimdi... Berke ile sahnede öpüşmemiz gerekiyordu ve o daha bunun etkisinden çıkamamış gibi sessizdi. Kimi kandırıyordum ki? Umrunda bile değildi bence. Sadece uyku sersemi olduğu için anlamakta zorluk çekiyordu.
"Seninle öpüşmeyeceğim Sofia. Ben halledeceğim bunu. Merak etme."
Uzun sessizliğinin ardından konuşup telefonu yüzüme kapatmasa daha mutlu olurdum ama derin nefes alıp tepkisini doğal karşılamaya çalıştım.
Oyuncu listesi senaryonun ilk sayfasındaydı ve tanıdık bir isim görürüm diye incelediğimde Lara'nın adıyla karşılaşınca istemsizce şaşırmıştım. Burada yazan kısa açıklamaya göre benim kardeşimi oynayacaktı ve o da Joe'ya aşıktı. Aramıza girmeye çalışıp sonunda kendisini öldürecekti.
Senaryoyu kapatıp komidinin üzerine koydum ve ellerimi başıma koyup derin nefes aldım. Bunu öğrenince bana fena kızacaklardı ama benim ya da Berke'nin bir suçu yoktu ki. Biz istememiştik böyle olsun diye.
Telefonumu açıp sanki hala Alkın anonim hattını kullanıyormuş gibi mesaj yazmaya başladım. Birine anlatmasam kesinlikle patlayacaktım.
Anonim son görülme 23.11.2018 23.34
Siz: Merhaba anonim...
Siz: Sana yazmayalı baya olmuş ya
Siz: Elimde olan ve olmayan bir sürü şey yaptım. Sana itiraf edemiyorum Alkın. Biliyorum bana kızacaksın ama amacım kötü değildi.
Siz: Berke'ye senin ikinci hattınla anonim olarak yazdım. Hayır, Berke'ye aşık değilim. Sadece onu çok seviyorum ve onun da sevilmeye ihtiyacı var Alkın.
Siz: Kendimi hep onun birini sevdiği konusunda kandırdım ama hiçbir tepki vermiyor. Biliyorum, sevilirse acıları geçmeyecek ama başı sıkıştığında minik bir beden olacak yanında.
Siz: Lara olsun çok istemiştim ama olmadı. Lara ne kadar sevgilimi seviyorum temalı sözler söylese de bu konuda nedensizce onu samimi görmüyorum. Bilmiyorum belki de ben çok salağım.
Siz: Bir kız var, Öykü. O Berke'yi cidden seviyor. Birkaç gün beni o kızla görebilirsin ama nedenini anlatamam... en azından gerçek sana.
Siz: Müdür başıma bir iş daha aştı okyanus. Büyük ihtimal bunu öğrenince daha da sinirleneceksin ama sinirlenmemen için dua edeceğim.
Siz: Bunu biz seçmedik yemin ederim.
Siz: Beni sevmeyi bırakma okyanus
Siz: Çünkü beni bırakacağını hissediyorum...
"Yeni arkadaşım Öykü ile tanıştırayım sizi."
Öykü'yü kantine getirmiş gülümseyerek bizimkilere tanıtmaya çalışıyordum. Herkes neşeli bir şekilde Öykü'yü selamlarken tek takmayan tabii ki Yeşilli'ydi. O da ciddi bir şekilde telefonda bir şeyler yapıyordu.
Berke'nin yanındaki boşluğa Öykü'yü geçirdim. Kendime sandalye almaya gitmek zorunda kalsam da bunun için değerdi ya. Sandalye çekip Öykü'nün yanına oturdum.
Herkes kendi aleminde takılıyordu. Alkın neden onun yanında oturmadığımı soran bakışlarla bana bakarken kafamla Öykü'yü işaret ettim. Başıyla onaylarken pek hoşnut değildi. En azından yüzündeki ifadeden bunu anlıyordum.
"Ee nasılsınız?" diye konuya dahil olmaya çalıştım ama kimse tarafından takılmıyordum. Bartu ve kızlar bir dedikodu hakkında konuşuyorlardı. Ben başını kaçırdığım için anlamıyordum doğal olarak.
Nasıl olduysa Öykü ve Berke bir konuda konuşmaya başladıklarında kıskanç görümce modumu kapatıp arkama yaslandım ve onları izlemeye başladım.
"İşine karışmak istemem ama daha kolay olması için diğer tarafa gidebilirsin." Ne hakkında öneri sunduğunu gram anlamasam da Berke kafasını kaldırıp kıza baktı. Ben arkadan onlara sinsi sinsi bakarken Berke ile göz göze geldiğim için gülüşümü yutmak zorunda kaldım.
"Hım... haklı olabilirsin." Tekrar telefona döndüğünde Öykü çekinerek telefona kafasını yaklaştırdı. Berke'den çekinmeyen kız yoktu sanırım. Ben dışında. Ben de epey yüzsüz olduğum için çekinmiyordum ondan.
Onlar kaynaşa dursun ben bakışlarımı etrafımda gezdirmeye başladım. Kantine gelen Lara ve Aden ikilisini görünce istemsizce onlara bakıp gülümsemeye başladım. Aden samimi bir ifadeyle bana el sallarken Lara minik bir baş sallamayla ilerlemeye devam etmişti ama bakışları hala masadaydı.
Bakışlarımı onlardan çekip tekrar Öykü ve Berke'ye çevirdim. Öykü, Berke'nin telefonunda bir şeylere basıyordu ve cidden yakınlardı. Mükemmel ilerliyordu her şey.
Bakışlarımı onlardan çekmek istedim. Rahatsız olup uzaklaşmaları işime gelmezdi ama bir anda bu kadar yakın olmaları da pek işime gelmemişti sanırım. Umarım ilişkileri gerçek bir sevgiden olurdu, bir arzudan değil.
"Ben lavaboya gideyim," diye mırıldanıp ayaklandığımda kimsenin umrunda değildim. Tepki vermeyip ilerlemeye başladım. Neden bilmiyorum ama sinirim bozulmuştu. Bari bir kişi tamam diyebilirdi ama görünmezdim sanki.
Uzaktan onlara bakarken masaya yaklaşan Lara'yı görünce ilerlemeyi durdurup onlara baktım. Herkes ilgiyle onunla konuşurken sadece uzaktan neler döndüğünü anlamaya çalışıyordum.
Çok uzak olmasam da dediklerini duyamadığım için anlamsız bakışlarım masanın üzerindeydi. Lara, yeni shibim olan Öykü ve Berke'nin arasına başını soktu ve Berke'nin kulağına bir şeyler fısıldadı. Öykü'nün durumdan pek hoşlanmadığını yüz ifadesinden anlayabiliyordum.
Lara, Berke'nin kulağından uzaklaşırken Berke'nin omzuna ellerini koydu. Berke bir şeyler söyleyip ayaklanırken tam olarak şok içindeydim. İkisi ilerlerken kafam epey karışmıştı.
Görünmez olduğumu düşünsem de hala görünürdüm ve yolun ortasında yeteri kadar ilgi çekmiştim. Hızla arkamı döndüm ve lavaboya ilerleyip kendimi aynanın karşısına attım.
Lara şimdi neden bir anda Berke'ye yakın davranmaya başlamıştı? Daha yeni birini bulmuşken o kıza bunu yapamazdım. Her şeyi bilse de kalbini kıramazdım.
Olaylar iyice düğümlenirken kendimi çıkışı olmayan bir labirentte hissetmeye başlamıştım. Lara'nın böyle yapacağını bilseydim boşuna o kıza ümit vermezdim.
Her şeyi anca Berke'den öğrenebilirdim. Belki de ben gözümde büyütmüştüm her şeyi. Ya da kimse beni görmediği için bir anda Lara'yı kıskanmıştım. Hayır, Lara'yı seviyordum ve onu kıskanmıyordum.
"Dila? İyi misin? Biraz... sinirli gözüküyorsun."
Su'yun sesini duyduğumda bakışlarımı ona çevirdim. Ege ile çıkmaya başladıklarını öğrendiğimden beri aramız olabildiğince iyiydi.
"Sinirli değilim ben." Sesim sinirli çıkarken nefesimi düzene soktum ve gülümsemeye çalıştım. "Sadece... olayları karıştırdım ve içinden çıkamıyorum."
Su kaşlarını çattı ve düşünmeye başladı. Sarı, dalgalı saçları omuzundan dökülmüş ve onda ayrı bir hava katmıştı. Okul forması yerine kendi sweatshirtünü giymiş, altında da kot pantolon giymişti. O her zamanki gibi güzeldi.
"Kalbinin sesini dinle. Sana çözüm yolu bulacaktır."
"Bu hiç kolay değil Su. Kalbimin sesiyle çözülebilecek bir şey değil ana tavsiyen için teşekkürler." Tebessüm ettim ve kolunu okşayıp lavabodan çıktım. Kafayı yiyecektim. Bir yanda Berke mevzusu, bir yanda Görkem'le olan çatışmalarımız, bir yanda da tiyatro olayı vardı ve cidden nefes alacak yerim kalmamıştı.
Sakinleşmek adına boş olduğunu umduğum spor salonuna doğru ilerledim. Burada iyi anılarım olmasa da kaçacak bir delik arıyordum işte.
İçeri girecekken Berke ve Lara'yı fark edip kapıyı hafif aralık bırakıp onları dinlemeye koyuldum. Biliyordum yaptığım kötü bir şeydi ama dinlemeden kendimi alamıyordum.
"... değiştiremeyeceğini söyledi. Yani böyle kalacakmış. Neden bu seni sıkıyor ki?" Lara'nın meraklı sesi kulağıma dolarken konuyu az çok anlamıştım. Tiyatro mevzusuydu bu. Ben de hemen kendimi hevama vermiş kötü düşünmeye başlamıştım. Kesinlikle salaktım.
"Benim için problem yok ama Dila, senin veya benim gibi rahat biri değil. Rahatsız olmuş."
"Ah alt tarafı minik bir öpücük. Büyütülecek bir şey değil. Yapamazsa ben yapabilirim." Kapının kulubuna elim gitti istemeden. Daha fazla duyasım gelmiyordu ama bir yandan da başka ne diyeceklerini merakla bekliyordum.
Sana göre bir şey ifade etmeyebilirdi ama bu benim için zor bir şeydi Lara.
"Kendinle karıştırma Dila'yı. Sevgili zırvalığının da yalan olduğunu biliyorum. Dila'yı kandırabilirsin ama beni asla."
Kaşlarım çatılırken aralıktan onlara baktım. Lara'nın arkasını görebiliyordum. Berke'nin yüzü sertti ve pek iyiye işaret olmayan bir çatıklıktaydı kaşları.
"Her neyse. Bırak sevgilimi aldatmayacak biri gibi tanısın beni." Elim kapının kulubundan istemsizce gidip ağzıma gelirken kapı bir anda kapandı.
Ah... küfür etmemek için kendimi sıkarken hemen gitmem gerektiğini farkına varıp koşturarak lavaboya geri kaçtım.
Neler oluyordu böyle? Ben neler duymuştum az önce?
Düğümüme yeni bir düğüm daha eklerken bir daha hiçbir olaya kafamı sokmayacağıma karşı yeminler ediyordum. Daha fazla kaos istemiyordum.