Ateş dün olduğu gibi, bugünde eline Su’nun resmini almış ve onun yeşil gözlerine dalmıştı. Cezaevine tıkılmak eskisi gibi kolay bir şey değildi Ateş için. O zamanlar daha on sekiz yaşındaydı ve kalacak bir yere ihtiyacı vardı. Cezaevinde bir yatakta olmak, sokaklarda yatmaktan daha iyiydi. Hem karnı doyuyor, hem üşümüyordu. Üstelik yalnız da değildi. Oysa şimdi… Derin, iç karartıcı bir nefes aldı. Dört duvarın arasına tıkılmış olmak eskisi gibi yuva hissini vermiyordu. Boğuluyordu Ateş. Ne koğuştakilerin sohbetlerine dahil oluyor, ne de yatağından dışarı adımını atıyordu. Sadece havalandırma saatlerinde biraz nefes alabilmek umuduyla kalkıyordu sığındığı yatağından. Eskisinden çok daha yalnız hissediyordu kendisini. İnsanların cezaevine düşmekten neden korktuğunu şimdi daha iyi anlayabiliy

