“Senden şu an şüphelenmediğimi düşündüren ne?” dedim alaya alarak. Fakat dikkatimi çeken nokta, beni bu kadar iyi tanıyor olmasıydı. Bunların hepsinin acil konuşulması gerekiyor aksi takdirde ben sinirden kafamı duvarlara vurup beynimi patlatacağım. Durum o kadar vahim. “Eğer benden şüpheleniyor olsaydın,” Dedikten sonra ayağa kalktı ve takım elbisesinin kırışmış yerlerini düzeltip bana yürüdü. “Evime, benimle bu konuları konuşmak için gelmiş olmazdın. Tehdit sezdiğin anda o tehdidin üzerine gitmek yerine kaynağını bulmak için uğraşırsın. Senin için bir tehdit olsaydım, konuşmaya gelmek yerine her hareketimi izler ve gözlemledin.” Konuşması bittiğinde sağ bileğimi sıcak avuçlarının arasına aldı ve beni nazikçe merdivenlere çekiştirdi. Ben mi? Şaşkın şaşkın sırtına bakmaktan kendimi alık

