"Son 5 dakika!" diyen sesle nefesini tutan genç kız, iki dakikadır okuduğu soruyu bir kez daha okudu. Alnını ovuşturup mutfak masasının karşı ucunda önündeki kağıtla ilgilenen Devrim'e kaçamak bir bakış attı. Olduğu yerde hafifçe aşağı doğru kayıp ayağını Devrim'in bacağına değecek şekilde uzattı. Dokunuşuyla irkilip başını kaldıran adama dudaklarını oynatarak "29. soruyu ne yaptın?" diye sordu. Onu anlamayan adamın çatılan kaşlarını fark eden Kevser, "Herkes kendi kağıdıyla ilgilensin. Son 4 dakika," deyince iç çeken genç kız büzdüğü dudaklarıyla kağıdına geri döndü.
İsteme töreninin üstünden bir hafta geçmişti ve Kevser günlerdir Devrim ile birbirlerine uygun olup olmadıklarını sorgulayan kızı yüzünden sıkıntıdaydı. En sonunda çareyi ikiliyi sınav yapmakta bulmuştu. Bu testte hem klasik hem de çoktan seçmeli sorular vardı.
"Bitmedi mi daha ya?" diye sorarak mutfağa giren Ömür, bir eğlence çıktığı için oldukça neşeliydi. Annesinin çatık kaşlarla ona dönüp "3 dakika daha sabret karaçalı," demesi bile keyfini bozamadı. Kucağındaki içi patlamış mısır dolu kaseden avuç dolusu mısır alıp ağzına attı ve kapıda bekleyişini sürdürdü.
Annesinin dikkatinin kardeşine çevrilmesini fırsat bilen Kader ise tekrar Devrim'i dürtüp büyük bir ciddiyetle kağıdıyla ilgilenen adama "30. soru," diye fısıldadı. Bu sefer karşısındaki kızın isteğini anlayan Devrim, tebessümünü dudaklarını birbirine bastırarak sakladı ve "E," diye fısıldadı.
Aldığı karşılıkla derin bir nefes alan Kader, testin son sorusu olan 30. soruya tekrar yönelip E şıkkını işaretledi. Bu esnada annesinin "Süre doldu," demesiyle rahat bir nefes verdi. Kalemini masaya bıraktığı esnada gözü Devrim sayesinde işaretlediği son soruya takıldı ve gözleri büyüdü. Devrim'in onu yanılttığını fark etmesi çok sürmemişti ancak önünden çekilen kağıtla cevabı değiştirmek için geç kaldığını anlamış oldu.
"Ama," diye inleyip ona masum masum bakan adama döndü bakışları. Alanen bir şey diyemeyeceği için zorla da olsa yutkunup masada duran suyuna yöneldi.
Devrim ise bu aileye ve tatlı oyunlarına ne kadar çabuk adapte olduğunu düşünüyordu. Kader'in ona karşı mesafeli tavrı canını sıksa da az önce ondan kopya isterken bacağına temas etmekten çekinmeyen kadına karşı bir heyecan beslediği gerçekti.
"Hadi bakalım geçmiş olsun," deyip elindeki kağıtlarla dikdörtgen masada karşılıklı oturan ikilinin çaprazlarına oturdu Kevser. Ömür de hemen annesinin yanına ilişip iştahla patlamış mısırlarını yerken bir yandan da kağıtta yazanları okumaya çalışıyordu.
Elindeki kağıtları masaya yan yana dizen Kevser, "Evet, hazırsanız başlayalım," diyerek Devrim ile Kader'i sırasıyla süzdü.
"Ayy meraktan çatlıycam hadi anne," diyen Ömür'dü.
Gözlerini deviren kadın, "Allah kimseyi senin diline düşürmesin karaçalı," dedi ve "İlk soruyla başlıyorum," diyerek devam etti.
"Soru 1. Kendinizi tanımlarken kullanacağınız 5 kelime nedir? Devrim oğlum yazmış ki Dürüst, adil, insancıl, zeki, güvenilir. Kadersizim de yazmış ki Saf, salak, enayi..."
Okuduklarıyla duraksayan Kevser, "Kızım insan hiç kendisi için böyle şeyler yazar mı?" diye sormadan edemedi. Ömür ise kağıdı işaret ederek "Ya anne sen 5 demişsin o 3 tane yazıp bırakmış zaten bence takılmayalım bunlara," diyerek kıkırdadı.
Devrim ise Kader'e yönelik "İnsanlara güvenmen, onların da senin gibi olduğunu düşünmen enayiliğinden değil iyi niyetindendir," dedi.
"Boşver Devrim abi ya her şey ortada," diyen kızını dürten Kevser "Soru 2." diyerek devam etti: "Eşinizde olmasını istediğiniz 5 özellik nedir? Devrim oğlum Güleryüz, iyi niyet, hoşgörü, güven ve sadakat demiş. Kader'im ise Dürüstlük, güven, sadakat, anlayış, sabır ve hoşgörü demiş."
"Ohoo abla iyi misin sen? Bir beşi tutturamadın ha!"
"Karaçalı niye laf ediyorsun? Demek ki kızımın diyecekleri fazlaymış. Sana sorulursa sen tam dersin olur biter."
Annesine cevap vermek yerine avuçladığı mısırları ağzına götürdü Ömür. Kevser de eline aldığı kırmızı kalemle ortak istekleri ya da karşı tarafı yansıtanları yuvarlak içine aldı.
Devrim'in yazdıklarını düşünen Kader de beklentilerinin ortak olmasına içten içe sevinmişti. Özellikle güven ve hoşgörü ihtiyacı olan şeylerdi.
"Soru 3..." diyen annesiyle daldığı düşlerden sıyrıldı. "Hayatınızı bir cümlelik bir hikayeye sığdırsaydınız bu cümle ne olurdu? Devrim oğlum, Mesele sevgi ise üstlerini örten toprakları bile seviyorsun; oysa ben güneşin aydınlattığı, yıldızların sakladığı yüzleri sevmek istiyordum yazmış..." derken sesi titremişti Kevser'in. 'Kadersiz oğlum benim,' düşüncesiyle iç çekti. Üzüntüsünü belli etmemek için devam etti: "Kader de demiş ki Adıyla yaşasın dediler, annesinin kadersiz Kader'ine."
Okuduğu cümleyle ürperen kadın, "Aa neyiniz var sizin böyle?" diye sormadan edemedi. Devrim, dolandırıldığını bildiği kadının bu durumu aşamadığını düşündüğünden konuyu anlayabiliyordu. Kader ise duygularının uğradığı suikasti hazmedemiyordu. Annesinin sorusuyla omuzlarını silkti.
"Off içim şişti ya! Anne bence daha fazla devam etme. Bu ikisi tam birbirine göre ben üç soruda anladım yemin olsun," diyen Ömür ile gülümsedi Kevser.
"Ona şüphe yok zaten," diyen kadın gençlerin birbirini daha iyi tanıması için cevapları okuması gerektiğini düşünüyordu.
"Soru 4. Çocuk sahibi olmayı düşünüyor musunuz? Cevabınız evet ise kaç çocuk istersiniz? Devrim oğlum 4 çocuk yazmış. Kader de 4 yazmış."
"Bingo! Vay be demek 4 tane yeğenim olacak," diye sevinen Ömür'den başkası değildi. Kevser'in memnuniyeti yüzüne yansırken Kader, Devrim'e dönüp "Neden 4 çocuk?" diye sordu.
Aynı soruyu Kader için düşünen Devrim, mahcupça "Benim için değeri paha biçilmez 4 kişiyi kaybettim. Her kaybım için bir çocuk diye düşünmüştüm," deyip devam etti: "Peki, ya sen neden 4 dedin?"
İçinden 'Annesi, babası, Müjde abla... Ee peki dördüncü kim?' diye geçiren Kader, işittiği soruyla dudaklarını dişledi. "Şey aslında ben hiç düşünmemiştim. Şimdi düşünmem gerekince de bizden yola çıktım. Kalabalık ailede büyümenin çok güzel yanları vardı. Yine dünyaya gelsem yine üç kardeş of dört kardeş olmak isterdim. O yüzden 4 yazdım," deyince çaprazındaki kardeşi yanağına sulu, yağlı ve patlamış mısır kokulu bir öpücük bıraktı.
"Ayy canımsın kız abla. Vallahi dünyalara değişmem bende sizi," diyen Ömür herkesi gülümsetmişti.
"Cıvıtma karaçalı. Hadi devam edelim. Soru 5. Özel günler nelerdir ve nasıl kutlanmalıdır? Devrim oğlum demişki İnsanın eşiyle geçirdiği her gün özeldir ve eşine özel olduğunu hissettirdiği sürece özel bir kutlamaya ihtiyacı yoktur."
"Huhu!" deyip ıslık çalan Ömür kucağındaki kaseyi masaya bırakıp alkış tutmaya başladı. "Helal olsun be!" diye bağırdığı esnada Kader'in avuçladığı mısırı ağzına tıkamasıyla hafifçe öksürse de toparlayıp ağzındaki mısırları çiğnemeye başladı.
Ömür'ün hareketiyle kızaran Devrim, Kader'in hafifçe kızgın olmasını anlayamamıştı. Kevser'in "Kader'im de yazmış ki Özel gün denen bir şey yoktur. Yaşadığımız her anın kıymetini bilmeliyiz," demesiyle şaşırdı. Kader ile neredeyse aynı şeyleri düşünmüşlerdi. Buna sevinmesi gerekirken karşısındaki kızın yüzünün düşmesine anlam veremiyordu. Oysa Kader'in içinde kopan fırtınalardan habersizdi. Genç kadın, her ne kadar Devrim ile evliliğe yeşil ışık yakmış olsa da yurtdışında yaşadığı acı deneyimin bir şekilde karşısına çıkmasından endişe duyuyordu. Üstelik Devrim'in gözünden düşme, onu hayal kırıklığına uğratma düşüncesi tüm hücrelerine dağıldıkça daha fazla üzülüyordu.
Kevser de kızının bu durumuna anlam veremezken evlilik stresinden kaynaklandığını düşünmek ona mantıklı geliyordu.
"O halde bende sizi medeni kanunun bana verdiği yetkiye dayanarak eş ilan ediyorum," deyip kıkırdayan Ömür ile daldıkları düşüncelerden sıyrıldılar.
"Kız dur daha değil," diyen Kevser keyifle gülümseyip boğazını temizledi. "Soru 6. Tartışma çıkacak bir durumla karşı karşıya kaldığınızda ne yaparsınız? A) Ağzıma geleni söyler, gemileri yakarım. B) Sakince konuşmaya çalışır, karşı taraf sakinleşene kadar zaman tanırım. C) Ortamı terk ederim. D) Seni seviyorum der, özür dilerim. E) Sorunun kaynağına iner, çözüm üretmeye çalışırım. Devrim oğlum E şıkkını işaretlemiş. Kader'im de B şıkkı demiş."
"Valla ben olsam ağzıma geleni söylerdim," diyen Ömür'e "İyi ki sen değilsin," karşılığını veren Kader, "Ben de aslında E şıkkı ile B şıkkı arasında kalmıştım ama her tartışma bir çözüme ulaşmayabilir diye düşündüğümden B dedim," diyerek Devrim'e bir açıklama yaptı.
Kızının açıldığını fark eden Kevser keyiflenirken Devrim de aldığı cevapla memnun bir şekilde arkasına yaslandı.
"Soru 7. Diyelim ki iş ya da aileyle ilgili bir problemin var. Bunu eşine ne zaman anlatırsın? A) Sorun ortaya çıkar çıkmaz. B) Kendimi hazır hissedince C) Etraflıca düşünüp çözüm üretince D) Bilmiyorum E) Hiçbir zaman. Devrim oğlum A şıkkı demiş, Kader de D şıkkını işaretlemiş."
"Abla hiç anlatma istersen ne gereği var öyle her şeyi de bilmesin dimi kocan?" diyen Ömür'ün bacağına tekme atan Kader, kardeşinin inlemesiyle hıncını aldı ve Devrim'e dönüp "Yani konuya ve duruma göre değişir o sebeple bilmiyorum dedim," diyerek durumu kurtarmaya çalıştı.
"Tabii senin düşüncene saygı duyarım," diyen adamın göz teması kurmak yerine gözlerini etrafta dolandırmasıyla canı sıkılsa da diyecek bir şey bulamadı.
"Soru 8. Bir ilişkide olmaması gereken 3 şey nedir? Devrim oğlum Yalan, ihanet, güvensizlik demiş. Kader de Yalan, ihanet, güvensizlik yazmış."
"Oha! İnanmıyorum sıraları bile aynı," deyip heyecanla ablasıyla eniştesini süzen Ömür, beklediği tepkiyi alamayınca "Anne kız baksana tepkileri bile donuk. Daha iyisi Şam da kayısı," diyerek bir espri yaptı.
Sorular ilerledikçe ikilinin ortak cevapları da iyice belirginleşmeye başlamıştı. Aralarındaki uyuma onlar kadar Kevser ve Ömür de hayret etmişti. Gerçi Kevser'in yüzündeki 'Ben biliyordum,' sırıtışı hayretini belli ettirmiyordu ama o bile bu denli bir uyum tahmin etmemişti.
"Soru 29. Eşinle hafta sonu için bir etkinlik planlıyorsun. Aşağıdakilerden hangisi ilk tercihin olur? A) İki günlük bir tatil B) Dışarda kahvaltı veya yemek C) Çarşı/Pazar D) Sinema/Tiyatro/Konser E) Pijama-Terlik-Televizyon. Devrim oğlum A şıkkı demiş Kader de," deyip duraksadı Kevser. Annesinin durgunlaşmasıyla kağıtlara bakan Ömür, "Ee yuh ama! Bu kadar da vizyonsuzluk olmaz pijama terlik televizyon da nedir abla ya? Adam sana tatil diyor sen ne diyorsun," diyerek çıkıştı Kader'e.
Kevser de "Yok imkansız," diye sayıklayınca "Hayırdır abla imkansız olan ne?" diye soran Devrim'di. "Ne olacak oğlum bu kızın karışması. Evde doğurmasam vallaha karıştı diyecem ama hiç şansım yok," diyerek kızının cevabını hiç beğenmediğini belli etti.
Kader sessizliğini korurken Devrim'in "Abla biraz abarttınız bence. Hafta içinin yorgunluğu ya gezerek ya dinlenerek atılır. Kader dinlenmeyi tercih etti hepsi o. Hem bence biz aramızda hallederiz," deyip durumu kurtarması herkesin hoşuna gitmişti. Özellikle Kader, karşısındaki adamın yapıcı tavrından oldukça etkilenmişti. Bu durum sırtına daha ağır bir yük binmesine sebep oluyordu. Sakladığı sırrından utanıyordu.
"Aman aman hiç de laf ettirmezmiş nişanlısına," deyip kıkırdayan Kevser, "Son soruya geldik," deyince herkes derin bir nefes aldı. "Soru 30. Aşağıdakilerden hangisi bir ilişkinin kilit noktasıdır? A) Dürüstlük B) Ekonomik refah C) Ortak hobiler D) İletişim E) Cinsel yaşam. Devrim oğlum A şıkkı derken Kader..." deyip öksürdü Kevser. Kızının cevabını okuyamamıştı. Kader sandalyede öne doğru yayılarak kendini saklamak isterken Devrim'de elini ağzına paravan yaparak gülümsemesini saklamaya çalışıyordu. Annesinin kızarıp bozarmasına şaşıran Ömür, kağıtlara bakıp "Huhu! Ablama bak be! Hiç çaktırmıyorsun," diyerek Kader'in koluna vurdu.
"Öhhü öhhü! Evet, sorular bitti. Puanlama yapmaya gerek yok bence her şey ortada diye düşünüyorum," deyip ayağa kalktı Kevser. Oturmaktan ağrıyan bedenini hareket ettirip gevşemeye çalıştı.
"Oo saat kaç olmuş. Ben yemeği koyayım," diyen Kevser, Kader'e dönüp "Kızım babanın ilaçları bittiydi Mete'ye söyle de çıkışta getirsin bir zahmet," dedi.
"Anne ya bugün hafta sonu eczane kapalı. Ben şimdi bir koşu gider gelirim," deyip ayaklanan Kader ile ayağa kalkan Devrim, "Ben de seninle geleyim," diyerek çıkışa yöneldi.
Birlikte evden çıkan ikili hafiften kararan hava eşliğinde yürümeye başladılar. Sessizlik içinde yürüyüp eczaneye vardıklarında kepengin kilidini açan genç kadının ardından eczaneye giren Devrim, etrafa göz gezdirmeye başladı. Kader de elindeki reçetedeki ilaçları toparladığında göz göze geldi ikili.
Bir süre birbirlerinde takılı kalan bakışları bozan Kader'in başını öne eğmesi oldu. Elindeki poşetle adamın yanına doğru gelen kadın, bir şey söylemek isteyen bir hal içindeydi. En sonunda "Devrim," diye seslendiği adam gözlerinin içine bakınca nefesini tuttu. Aralarında bir adım mesafe vardı ve boy farkı yüzünden Kader başını yukarı kaldırmıştı.
"Kader?" sorgulayan bakışları kadının kahverengi gözlerinde kayboluyordu.
"Değer verdiğim dört kişi dedin. Üçünü biliyorum ama dördüncüyü bilmiyorum. Dördüncü kim?" diye soran kadınla derin bir nefes aldı adam. Bakışlarını Kader'den kaçırıp etrafta gezdirmeye başladı. En sonunda kapının yanında olan ikili deri koltuğa oturdu ve ardından yanına oturan kadına bedenini döndü.
"Aslında bu soru için teşekkür ederim. Ben de sana anlatmak istiyordum. Okulu bitirdikten sonra dünyanın çeşitli yerlerinde çalıştım. Türkiye'ye kesin dönüş yapmadan önce Fransa'daydım. Hayatımı orada devam ettirmeyi düşünüyordum."
Devrim'in duraklamasını soru sorması gerektiğine yoran Kader, "Peki, kararını ne değiştirdi?" diye sordu.
"Sanırım baştan başlamalıyım. Fransa'ya yerleşme sebebim kız arkadaşımdı Kader," diyen adamla göğsüne bir ağırlığın oturduğunu hissetti.
"Sevgilin mi vardı?" diye sordu istemsizce. Başını olumlu anlamda sallayan adamla saçma olduğunu düşündüğü halde gözleri doldu.
"Afrika'da tanışmıştık. Fransa'ya gideceği zaman onunla gelmemi istedi. Bir aile kurabileceğimizi düşündüğümden teklifini kabul etmiştim..."
"Ama düşündüğün gibi olmadı sanırım," derken garip bir hüzün sarmıştı içini Kader'in. Devrim'in yüzünde gördüğü ifade üzmüştü onu.
"Hamile olduğunu kazara öğrenmiştim," diyen adamla boğazına bir yumru oturdu. Gözleri iyice dolmasın diye kirpiklerini kırpmamaya çalıştı.
"Ben hamile olduğunu öğrendiğimde o gebeliğine çoktan son vermişti," deyince şokla açılan ağzını eliyle kapattı.
"Çok çok üzgünüm," diyen kadının boştaki elini tutup burukça tebessüm etti.
"Üzülmen için değil bilmen gerektiği için anlattım Kader. Birbirimize karşı dürüst olmamız benim için bu yüzden çok önemli."
Adamın tuttuğu eli cayır cayır yanıyordu sanki. Dolan gözlerinden yaşlar sicim gibi akmaya başlayınca panikleyen Devrim, Kader'in yüzünü avuçlarının arasına alıp "Ağlama nolur," diye fısıldadı. Hava iyice karardığından sokak lambasının vurduğu ışık aydınlatıyordu yüzlerini.
"Ben sadece bir an duygulandım," deyip yüzünü silen Kader, "Lütfen üzülme 4 değil 5 çocuğumuz olur biter," diyen adamla kıkırdadı.
"Ee peki, senin bana anlatmak istediğin, bilmem gerektiğini düşündüğün bir şey var mı?"
Duyduğu soruyla kulakları ısındı genç kadının. "Ben mi? Ben... Benim aslında... Off!.. Devrim," deyip ona bakan adamla göz göze geldi. Aralarındaki yakınlık aklını bulandırdığından duruşunu dikleştirdi ve "Bilmen gereken bir şey var ama ben bunu söyleyemem," deyip başını öne eğdi.
"Kader, bana her şeyi anlatabilirsin. Eğer benden önce bir birlikteliğin oldu ise ve bunu sorun ediyorsan etme lütfen. Sen sağlıklı genç bir kadınsın. Cinsel hayatının olması kadar normal bir şey yok," diyen adamla yüzü kıpkırmızı olmuştu ancak etrafın karanlık olmasından hali belli olmuyordu.
"Öyle değil, ben daha önce kimseyle öpüşmedim bile," diyen kadınla tuhaf bir duygu kapladı Devrim'in içini.
"Hiç mi?" diye sorması da içinde olduğu duygunun eseriydi.
"Hiç... Şey çıkalım mı artık bizimkiler bekliyordur," diyerek kapıya yönelen kızın ardından gülümseyerek baktı Devrim. Şimdi her şey daha netti. Kader'in mesafeli tavrı daha önce bir sevgilisi olmadığı içindi.