13.Bölüm

985 Words
Yazardan, Mustafa içeriye adım attıktan sonra arkasındaki kapı dışarıdakiler tarafından kapanmıştı. İlk işi "Beni neden çağırdınız?" diye sormak oldu. Üst seviye diye tahmin ettiği en üst kısımda ucube maskeli ve diğerlerinden farklı bir tonda pelerin giyinmiş bir adam elindeki asasını oturduğu balkondan yere vurarak , "Hoşgeldin kardeşimiz." dedi. Mustafa içerideki insanların haline şahit olduktan sonra pekte hoş bulmamıştı. Çünkü bu bölmeye gelene kadar ulu orta alkollü ve çıplak birliktelik yaşayan insanları görmüş ardı sıra sağda solda madde çekip baygınlık geçirenler gözüne takılmış diğer taraftan on sekiz on dokuz yaşındaki genç kızların kumar masalarında dedeleri ve babaları yaşındaki adamlara eskortluk ettiklerini görünce geleneksel ve inançlı tarafına bu görüntüler mide bulandırıcı ve ters gelmişti böylece buradaki bu büyükler adı verilen örgütün pekte iyi işler ile uğraşmadığını anlamıştı. Mustafa dişleri arasından konuşup "Ben sizin kardeşiniz falan değilim! Siz kimsiniz? nasıl bir tarikatsınız böyle?" "Seni biz seçtik Karahanlı yaşadığın hayatı biz tasarladık bir gün bize hizmet edeceğin için. Bizler senin düşmanın değil kardeşiniz.'' dediği noktada en baştaki mekanik sesli adam , mustafa sabırlı olmaya çalıştı. ''Siz kimsinizde benim hayatımı tasarlayacak güce sahip olduğunuzu düşünüyorsunuz?'' diye sordu. ''Bizler senin düşündüğünden daha güçlüyüz ve tam yirmi sekiz yıl önce aileni yangında kaybetmenin üzerine seni acılarla sınadık , karşına seni bugün bizim karşımıza çıkartmak üzere görevlendirdiğimiz isimler ile seni olgunlaştırıp güçlendirdik.'' dediğinde mustafa çoktan saldırı pozisyonu almıştı. '' Ailemi siz mi...'' dediği sırada en baştaki lideleri konuşup''Ahh! hayır kardeşimiz biz senin aileni öldürmedik.'' dediğinde iki adam mustafayı zor tutuyordu. Adam devam edip, '' yıllar önce büyük baronluğun üç adayı vardı. Bunlardan biri Aksaçlı idi. Diğeri ise Halis Baş ve son olarak en genç olan aday Nedim Kavaklızade'' dediğinde Halis baba dediği adamın proje olduğunu öğrenmesi üzerine kolları gevşediğinde aynı zamanda Nedim itini duymasıyla da şaşırdı. ''Aksaçlı çok hırslı ve acımasızdı , Halis ise merhametli ve adil geriye Nedim kalmıştı o da genç , şımarık ve zayıflıkları olan korkak bir adamdı. Nedim'in ailesi uzun yıllar bize hizmet etti. Fakat masanın adayı olmaktan o yangın olayı üzerine Nedim'i çektik. Hiç kimsenin çıkarları bizim üzerimizde olamazdı. Daha sonra seni keşfettik, zekiydin hem de çok fazla ,zayıflık gösterebileceğin bir ailen artık yoktu. Üstelik on beş yaşında Nedim'in onca adamını aşıp evine girdin. Hem zekiydin hem de cesur bu bizim için önemliydi. seni acılarla sınadık kız kardeşini kaybetmen tesadüfi değildi, Halis'in karşına çıkması da öyle..." dediğinde Mustafa bağırıp "Kardeşim nerede? neden böyle bir şey yaptınız? " dedi. "Sakin ol Karahanlı kardeşin güvenli bir ailede ve güvende ama öncesinde bir takım cesaret görevlerini bize karşı başarıyla vermelisin ve karşılığında kardeşini alabilesin." "Ne istiyorsunuz? önce kardeşimi istiyorum onu bana vereceksiniz." dedi tekrar bağırarak. "Biz senin üstünüz Mustafa bize karşı iyiliğin için daha sakin ol. Hem zaten kardeşinin karşısına bugün çıksan muhtemelen seni deli zanneder, evlatlık olduğunu dahi bilmediği bir ailede. Bize itaat et ki istediklerini al. Aksaçlı senin zayıflık edebileceğin zaafların olmadığı için bizim emrimizle seni baron seçti. Bunu unutma." "Neden Tahir değil de ben?" diye sordu. "Tahir'in zayıflık gösterebileceği bir ailesi vardı üstelik çok saldırgan bir yapısı var. Bizim için Tahir uygun değildi. Bizim için yanlışa , hataya , zayıflıklara yer yok sistemi biz kontrol ederiz toplumları kendi çıkarlarımız için yönlendiririz, kaosları biz tetikleyip çıkartıp daha sonra baştakileri kullanarak biz sakinleştiririz. Unutma Karahanlı kontrol bizim elimizde." Mustafa çözemediği bu tarikatın istediklerini el mecbur makul bir seviyede yapmak zorundaydı . Kız kardeşine kavuşmak için. "Peki görev nedir? ne yapmamı istiyorsunuz?" diye ikna olmuş bir şekilde konuştu. Baştaki lider elindeki asasını yere vurup, "İşte şimdi aramıza hoşgeldin kardeşimiz." deyip kahkaha atmaya başladı. Mustafa bu duruma gıcık olsada kardeşi için yaklaşmışken onu bulmaya elinden kaybetmemek için isteklerine geçici süreliğine boyun eğecekti. *** Elif bir kaç gün sonra yürüme şekli eski haline dönünce ilk işi ziyaret adı altında babasının iş yerinde soluğu almak oldu. Kendisini babasının bir çok polis arkadaşı tanıyordu ve bu vesile ile babasının odasına girmesi zor olmayacaktı. Herkesle selamlaşıp ayaküstü sohbet ettikten sonra Deniz hanımı gördü. " Ooo Elif ,seni hangi rüzgar attı buraya bakalım." "Babamı görmeye geldim Deniz abla, müsait mi?" diye sorduğunda Deniz hanım içten bir gülümseme ile "Şuan amirimizle bir toplantıda birazdan odasına geçer sen onun odasında bekle istersen." dedi. Elif fırsatı yakaladığı gibi "Ahh tamam teşekkür ederim." deyip gülümsedi. Fazla vakti yoktu ve elini çabuk tutmalıydı. Babasının odasına geçip perdeleri indirdi. Hemen arama işlemlerine koyuldu. Neredeyse kısa sürede bütün odayı talan edip aradı ve sonunda istediği bilgileri ' Mustafa Karahanlı dosyası' olarak bulup dosyanın üzerindeki Mustafa'nın fotoğrafına derince baktı. Hemen cebinden telefonunu çıkarıp bir satır bile okumadan dosyanın tüm sayfalarının dikkatlice resmini çekti. İşi bittikten sonra telefonunu çantasına koyup aldığı dosyayı da tekrar yerine bıraktı. O sırada kapı açılıp babası içeriye girdiğinde zamanında işini hallettiği için rahattı. " Kızım? hayırdır?" diye anlamazca sordu Mehmet komiser. " Seni görmeye geldim baba biliyorsun artık bir işim yok evde sıkılınca da sana Bir uğrayayım dedim." dedi. Mehmet komiser gülümseyip "İyi yaptın otur bakalım şöyle karşılıklı kahve isteyeyim de içelim baba kız." dedi. Elif gülümseyip başını salladı. *** Mustafa , Cahit'in yanına doğru adımladığında yaşadıklarını aklından geçirdi. Bu heriflerin görev isteğini kabul etmişti ama anladığı bir şey varsa da artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktı. Cahit meraklı bakışlarla patronuna baktı ve Mustafa arabaya bindiği gibi hemen hareket edip yola koyuldu. Yol boyunca Mustafa sessiz ve düşünceliydi. Sadece elinde tespihini evirip çeviriyordu. Öğrenecek daha çok şey vardı Mustafa için Nedim için artık beklemenin saçma olduğunu anladı. Eline telefonu alıp , bir numaraya bastı. Karşıdan gelen erkek sesi ile "Alo" konuşmaya başladı Mustafa. "Nedim için bitirme operasyonu başlat. En kısa sürede bir kuru ekmeğe muhtaç konuma getir." dediğinde karşıdaki ses "Emredersiniz efendim." dedi. Artık büyükler ile iş birliği yapmıştı ve Nedim'in arkasında duracak büyük bir güç kalmadı. Hesap vaktiydi. Şakaklarını ovdu genç adam her stresli olduğunda başı ağrır ve gözleri kan çanağına dönerdi. Geç bir vakitti. Cahit patronunun yapacak başka bir işi olmadığını biliyordu ama sormak zorunda hissedip, "Abi başka bir işimiz var mı? yoksa malikaneye mi geçelim?" diye sordu. Mustafa "Malikane'' diyerek kısa bir cevap verip rotasını oluşturdu Cahit'in.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD