Yazardan,
Elif , akşam üzeri olup annesi sofrayı hazırladığın da ve evin diğer fertleri de işlerinden geldiğinde keyifsizce ailesine eşlik edip kurulan sofraya oturdu.
Bugün öğrendiği gerçekle iştahı kaçan kız önündeki çorbanın içinde kaşığını evirip çevirip içmezken onun bu halini ilk ablası fark etti.
"Neyin var Elif?" diye sordu Eylül.
"yok bir şey." dedi Elif keyifsizce.
Küçük bir ekmek parçasını ağzına atan Mehmet komiser göz ucuyla kızına baktı.
"Niye yemiyorsun kızım? bir keyifsizsin." dedi daha sonra karısı Seda hanıma dönüp "neyi var?" diye sordu.
Seda hanımda gündüzden beri odasından çıkmayan kızının halini diğerleri gibi o da o an fark etti.
"Bilmem." deyip omuzlarını kaldırıp indirdi.
Eylül zorlayıp, "Hadi Elif anlat neyin var? niye böylesin?" diye sordu tekrar.
Elif sertçe kaşığı kasenin içine bıraktı. "Yok bir şeyim diyorum neden anlamıyorsunuz?" diye sertçe konuştu.
Mehmet komiser, "Kızım ne diye kızıyorsun ablan kötü bir şey demedi ki." dedi.
Elif ağlamamak için zor tutuyordu kendini, yüzünü sıvazladı ve sakin olmaya çalışarak "İşten çıkartılmışım." dedi.
Ablası ve annesi şaşkınlık nidaları atarken babası bir an duraksayıp daha sonra sessizce yemeğine devam etti.
Eylül, "Ama nasıl olur neden bir anda böyle çıkartsınlar ki?" dediğimde Elif çoktan gözlerini doldurmuştu.
"Off bilmiyorum abla tazminatımı bile hesabıma yatırmışlar. Nedenini gidip yarın öğreneceğim." dedi Elif.
Mehmet komiser umursamaz bir tavırla , "Yerinde bir hamle olmuş. Zaten o patronun olacak herifi gözüm tutmuyordu. Senin kendi iradenle çıkacağında yoktu iyi yapmış." dedi. Elif hayretle babasına baktı.
"Baba sen neler diyorsun Allah aşkına! işimi seviyorum ben. Hem durduk yere ne diye çıkartıyorlar? senin patronumla ne alıp vermediğin var bilmiyorum."
"Kızım saf mısın sen? bu adam tekin bir adam değil işte iki haftadır şu halimi görmüyor musun? hem en azından benim isteğimi kırmadı." dediğinde Elif'in gözleri büyüdü.
"Ne? sen mi istedim bunu baba?" diye sordu.
Mehmet komiser cevap vermemeyi tercih etti o an.
"Baba sana diyorum! sen mi istedin böyle bir şeyi?"
Mehmet komiser, "Ben ne dediysem senin iyiliğin için, bugün bir ihaleyle seni bu hale getirdiler yarın başka bir hasmı Allah muhafaza ona bir şey yapamaz senin ve senin gibi masum bir çalışanın canını alır." dedi.
Gözlerini küçümseyerek kıstı Elif yaşlar arasında "Pes! vallahi pes sana baba! bana iyilik mi yapmış oldun şimdi? bu mu babalığın? beni işten çıkartması için patronuma yalvardın mı?" dediğinde Mehmet komiser için bardağı taşıran son damlaydı.
"Kes sesini haddini bil! ben kimseye yalvarmadım. Sadece kızımın onun şirketinde çalışmasını istemediğimi söyledim. Senin için endişe ettiğimi söyledim." dedi.
Elif ayaklanıp sandalyeyi kalkmasıyla arkasına devirdi.
"Ben kaç yaşındayım baba? yirmi sekiz öyle değil mi? sence de önümü göremeyecek kadar saf bir kıza mı benziyorum? mümkünse benim için bir daha endişelenme! çünkü hayatımı mahvediyorsun! bırakta kim benim için tehlike kim değil ben karar vereyim. Çocuk değilim ben." deyip odasına geçip sertçe kapıyı kapattı.
Mehmet komiser elini yumruk yapıp "Gördün mü kızını Seda bana nasıl karşı geliyor. Çok yüz verdim ben buna ondan böyle yapıyor. Ahh bir bilse o herifi ne işler yapıyor topukları mabadına vurarak yanıma gelir." dedi dişleri arasından.
Seda kocasının kolunu sıkıca tutup "Sakin ol Mehmet o daha genç bir şeyleri fark edecek elbet, senin niyetinin kötü olmadığını anlayacak." dediğinde Mehmet"Umarım Seda iş işten geçmiş olmasın o zaman." deyip o da kalkıp odasına geçti.
Masada yalnız kalan anne kız birbirine baktı. Seda kızına doğru "Eylül git şu kardeşine bak biraz sakinleştir." dedi.
Eylül "Sanmıyorum ama tamam anne." deyip sofradan kalktı.
***
Mustafa, gün boyu yaptığı her işte aklına gelen kadınla nerdeyse kafayı yiyecekti. Elif için vicdanı rahatsızdı. Babasının sözünü yere düşürmeden sevdiği kızı işinden etti. En acısıda şirkete uğradığında alışkanlık haline getirdiği o camlı bölmeden Elif'i artık göremeyecek olmasıydı. Bir kaç evrağa imza atıp sistem üzerinden onaylarda verdikten sonra zaten sıkıldığı bu şirkette bir de Elif'in yokluğu genç adamı boğmaya başlamıştı.
Eğer Elif karşısına çıkıp bunu neden yaptığının hesabını sorsa yeridir diye düşündü. Derin bir sıkıntılı nefes alıp verdi ayaklanıp masanın üzerindeki eşyalarını toparladı ve ceketinin iç cebine yerleştirdi.
Kapısını açıp gözü boş duran odaya kaydığında canı sıkılmıştı. Yaptığı şey doğru muydu bilmiyordu ama bildiği bir şey vardı ki sevdiği kız en azından güvende olacaktı. Burnunun dibinde her gün olması yüreğini heyecanlandırsa da bir kişi bile zayıf noktasının Elif olduğunu anladığı takdirde işler kendisi için çekilmez hale gelecekti.
Mustafa asansöre doğru adımladığı sırada telefonuna mesaj geldi.
Adamları Elif'in şirkete girmek üzere olduğunu haber veriyorlardı. Mustafa uzun süre sonra ilk defa yüreğinin sıkıştığını hissetti. Elif'in hesap sormak için geldiğini anlamamak için aptal olmak lazımdı ama Mustafa durmadı asansöre bindi ve aşağı indi.
Kapı açıldığı gibi Elif'i karşısında gördü.
Elif göz altları çökmüş kolu sargılı ve yüzündeki morluklar sarı rengini almaya başlamış bir halde karşısında duruyordu.
Normalde bakımlı ve şık giyinen bir kadındı ama bir önceki gün öğrendikleri genç kızda özenerek hazırlanma hevesi bırakmamıştı. Saçlarını sıradan bir şekilde at kuyruğu bağlamıştı üzerinde beyaz bir kazak altında mavi bir kot üzerinde siyah bir kaşe kaban vardı. Küçük siyah çantasını boynundan asmış ve dargın gözlerle Mustafa'ya bakıyordu. Mustafa asansörden bir adım atıp çıktıktan sonra genç kızla tam karşı karşıya durdu kendini hazırladı alacağı tepkiye genç adam.
Elif, "Bende tam sizinle görüşmeye geliyordum Mustafa bey." dediğinde Mustafa yüz ifadesini bozmadı.
"Nasılsın Elif? ağrın sızın var mı?" diye içini yiyen soruyu sordu.
Elif bu adamın karşısında ilk defa cesur ve dik hissediyordu.
"Mustafa bey hiç iyi değilim konu ağrım sızım da değil. Dün bir mesaj aldım ve üzerine şirketi arayıp teyit ettirdim. Mustafa bey...beni neden işten çıkardınız?" diye sordu kaynağının babası olduğunu biliyordu ama Mustafa'nın sırf babasının sözü ile emek veren ve şirketin yükünü sırtlanan bir çalışanı tekte işten çıkarmayacağını bilecek kadarda Mustafa ile çalışmıştı.
"Elif bak...şuan neler hissettiğini anlayabiliyorum ama şunu iyi bil ki şartlar öyle gerektirdi." dedi Mustafa yuvarlak bir cevap vererek.
Elif sinirden tıslayarak, "Siz ne şartından bahsediyorsunuz Mustafa bey? Benim gibi bir çok kişi saldırıya uğradı bu şirkette herkes işine döndü ve bende işe döneceğim günü beklerken bir anda işten çıkarılma mesajı alıyorum. Bunu bana açıklayın lütfen." dedi ayak direterek. Mustafa başını kaldırıp etrafta gözlerini gezdirdiğin de kendilerini izleyen herkes ürperek işine odaklandı.
Mustafa üstün körü , "Öyle gerekti Elif hanım hizmetleriniz için teşekkür eder kariyer hayatınızda başarılar dilerim." deyip arkasını dönüp otoparka inmek üzere diğer asansöre bindi.
Elif fırsat yakalayıp hemen ardından binince başbaşa kapıları kapanan asansörde birbirlerine baktılar.
Mustafa eksi katın tuşuna basarken genç kızın ardından gireceğini tahmin etmemişti. Aslında Elif'in bu kadar cesur olduğunu da yeni keşfediyordu. Çünkü hep çekinerek konuşurdu kendisi ile, "Madem artık burada çalışmıyorum. Madem artık patronum değilsin o zaman saygı ve resmiyet eklerini kullanmaya da gerek yok. Şimdi bana dürüstçe cevap ver Mustafa Karahanlı benim ne kusurumu gördün de işten çıkarttın beni durduk yere?" dediğinde , kızın resmiyeti aradan kaldırmasına içindeki adam sevinsede dışındaki adam istif bozmadı.
Asansör otoparka inince kapıları açıldı. Mustafa, Elif'e sadece düz bir ifade ile "Öyle gerekti." dedi ve dışarıya çıkmak için yeltendi Elif dişlerini sıkıp hemen koluna asılınca durdu. Otoparkta takım elbiseli adamları cirit atıyorken Elif ile böyle baş başa yakalanmak acemi bir adamın boş boğazlık edebilme ihtimali ile Elif'i hedef haline getirmesi endişesi ile atik davranım tek bir hareketi ile genç kızı içeriye soktu ve kapıyı kapatan tuşa bastı.
"Sorularıma düzgün cevap ver!" dedi dişleri arasından Elif.
Mustafa , "Sabrımı zorluyorsun Elif." dedi.
"Ben bir şey yapmıyorum. İşlerimi düzgün ve titiz bir şekilde yaptım hiç bir işten kaçmadım eğer babam söylediği için beni işten çıkartıysanız size yazıklar olsun hiç de adil bir adam değilmişsiniz." dediğinde gözleri doldu.
Mustafa, ışığı sönen asansörde tuşların ışıklarının yansıması arasında genç kıza derince baktı.
"Baban benden seni işten çıkarmamı istedi bu doğru ama tek sebep bu değil." dedi.
"Başka nedeni ne o zaman? neden işimden edildim. Bir şeyi yapmadım mı? eksik mi yaptım?" diye masum bir ses ile konuştuğunda Mustafa dayanamadı ve genç kızın yüzünü aniden avuçları arasına hapsetti dudakları yakındı ama değecek kadar değil.
Genç adam , Elif'in kokusuyla mest oluyordu. Elif'te onun kokusuyla, birden Mustafa gözlerini kapatıp konuşmaya başladı.
"Çok masumsun Elif, hiç bir şeyden haberin yok. Sen karanlığımda parlayan bir aysın ama bu benim karanlık olduğum gerçeğini değiştirmez. Senin benim yanımda çalışman tehlikeli." dedi Elif'in dudaklarına doğru konuşarak. "Tek saldırıya uğrayan ben değilim , diğerleri de tehlikede, o zaman neden onlarıda tehlike diyerek işten çıkarmadın?" diye sordu Mustafa ile aynı tonda.
"Onlarla sen bir değilsin Elif." dedi Mustafa.
"Neden ben? hiç bir şey anlamıyorum." dedi Elif.
"Elif daha fazlasını bilme, eğer bilirsen..." dedi Mustafa,
"Bilirsem..." dedi Elif,
Mustafa zorla olsada genç kızdan uzaklaştı.
"Boşver Elif, evine git." deyip, önce asansörün kapısını açtı ve çıktı daha sonra uzanıp üst kat tuşuna basıp az önce yaşadıklarının transına girmiş olan kadını yukarı gönderdi.