10. Bölüm

1253 Words
Yazardan, Mehmet komiser sabah saatleri taburcu olan kıznı ve ailesini alıp eve döndüğünde uykusuz geçirdikleri gece için karısı ve kızlarına uyumalarını söyledi. İçinde taşacak bir deniz vardı sanki ailesi uyurken yüzünü sıvazlayıp eline kumanda aldı ve torbalanmış göz altları ile bir nebze de olsa kızının başına gelenleri unutmak için televizyonu açtı. Kanalları gezerken denk geldiği bir ana haber bülteni ile öylece durdu. Saçları sarı ve bakımlı bir spiker gayet düzgün diksiyonu ile dün gece sabaha yakın olan olayları ciddiyetle izleyenlerine aktarıyordu. "Evet sevgili seyirciler, dün gece sabaha yakın Kavaklızade ailesi güne bir skandal ile gözlerini açtı. Ünlü iş insanı Nedim Kavaklızade, taksim meydanında dövülmüş ve üzerine dansöz kıyafetleri giydirilerek İstanbul'un en işlek meydanında elleri ve ayaklarından bağlı bir şekilde bulundu. Etraftaki vatandaşların yardımı ile ipleri çözülen Kavaklızade, sağlık ekiplerinin gelmesi üzerine sorulan sorulara , ne olduğunu hatırlamadığını söyledi. Vatandaşların kamerasına yansıyan o görüntüler şimdi sizlerle..." dediğinde, Mehmet bey televizyonda Nedim Kavaklızade'nin geldiği hali içinin yağları eriyerek izledi. Şüphesiz bunu yapanı biliyordu ama içinde alınan intikam karşısında rahatlama ile bir de huzrsuzluk baş gösterdi. Bunu yapan Mustafa'ydı ve bir kez daha Mehmet komiser, Mustafa'nın ne kadar tehlikeli bir adam olduğunu anladı. Umuyordu ki şu yaşlı polisin sözünü yere düşürmeden Kızını işten kovsundu. Kendi kanından canından parçası Elif'i kim olduğunu bildiği bir adamın şirketinde çalıştırmak hele ki dolaylı olarak Mustafa'nın düşmanları kızına zarar vermişken buna daha fazla müsade edemezdi. *** Mustafa, ihale sonrası saldırıya uğrayan çalışanlarına iki hafta izin vermiş ve onların güvenliği için iki hafta boyunca ana şirketinde diğer iş hanların ciddi güvenlik önlemleri almıştı. Öyle ki bırak elini kolunu sallayarak bir düşmanın girmesi kendi adamları dahi kolayca içeriye giremezdi. Son model teknolojik parmak okuma sistemlerinden tut kendi odası için göz okuma güvenlik sistemi ve güvenlik ekibinde ise profesyonel adamlarını yerleştirmiş eski güvenlik çalışanları dışarıdan sadece bir görüntü olarak kalmıştı. Genç adam kol düğmelerini odasında ayanaya bakara düğmelerken, gün içerisinde yapacağı işleri bir bir aklından geçirdi tekrar, önceliği bir süredir uğramadığı tersanesiydi. Gemi yapımlarını kontrol etmeliydi ve ardı sıra ülkenin en büyük armatörlerinden biri olarak taşımacılığını yaptıkları malların hesap kitabında bir açık varmı diye de kontrol etmeliydi. Mustafa , kemerini beline taktıktan sonra , ceketini üzerine geçirip koca adımlarını seri bir şekilde atarak aşağı indi. Salonda Cahit kendisini bekliyordu. Cahit patronunu görür görmez günlük işleri ve neler yapacaklarını anlatmaya başaldı. "Patron günaydın, bugün ilk işimiz tersane gemilerin yapımı ne durumda ona bakacağız, daha sonra Tekin'in mekanına geçeceğiz, ondan sonra..." dediğinde Mustafa zaten bildiği şeyleri duymaktan rahatsız olup elini kaldırarak susturdu en yakın adamını, "Yeterli Cahit bugün ne yapcağımızı biliyorum." dedi. Daha sonra canını sıkmış olsada "Saldırıdan zarar gören çalışanlar bugün işe başlıyor değil mi?" diye sordu. "Evet patron, yalnız Elif hanım ve Gonca hanıma sınırsız izin verdin onları nasıl yapacağız?" diye sordu. "Onların iyileşme süreleri uzun bir zaman alacaktı. Ondan süresiz dedim. Ama sen Gonca hanıma şirket hattından mesaj göndermelerini bir hafta sonra işe dönebileceğinin mesajını attır." "Peki Elif hanım?" diye sordu Cahit. Mustafa sıkıntılı bir nefes verdi o an aklına hastanede babası ile konuşmaları zihnine hücüm etti. "Hastanede babası ile konuşmam oldu. Elif'in bizim şirketimizde çalışmasını istemiyor. Adam polis ve benim kimliğimi çok iyi biliyor. Doğal olarak kızı için endişeli. Bana 'kızım beni dinleyip işten ayrılmaz ama sen işten çıkar' dedi." Cahit , "Elif hanımı işten çıkarmayı mı düşünüyorsun abi?" diye sordu. "Çok yetenekli , çok başarılı ama ailesine de elleri yüreğinde bir hayat yaşatamayız. Elif şirketimiz için önemli ama dolaylı yoldan da olsa benim yüzümden saldırıya uğradı. Bu bir defa başına geldi, ikincisine asla müsade etmem ama babası çok ısrar etti." Cahit , "Patron , Elif hanımı gözümüz gibi koruyabilir gerekirse peşine adam takarız. Yedi yirmi dört ne yapıyorsa izleriz, zarar gelmesine asla müsade etmeyiz." dedi. "Yaparız Cahit , yapacağızda bunu ama babası bir baba olarak istedi bunu benden vicdanım rahatsız. Sen muhasebe ile iletişime geç tazminatını fazlaca verin ve şirket ile ilişiğini kesin. Refarans olarak ileride kolay iş bulabilmesi içinde her şeyi yap." dediğinde Cahit neye uğradığını şaşırmıştı. "Abi Elif hanım sana düşman kesilir." dediğinde Mustafa bunun olabileceğini tahmin ediyordu. Cahit devam edip, "Sana çok saygı duyuyor, durduk yere bu saldırı sonrası işten çıkarıldığını eğer öğrenirse..." dediğinde Mustafa araya girip, "Biliyorum Cahit! benden nefret eder, gözündeki değerim biter. Bunları göze aldım ama anne ve babasına eli yüreğinde bir hayat yaşatamam. Bir süre bana Sayar söver ama sonra yoluna bakar. İhtiyar adamın sözünü aşağı edemem." dedi. "Sen daha iyi bilirsin abi." deyip başını öne eğdi Cahit. Patronun , Elif'e olan duygularını biliyordu. Emindi ki bu kararı vermek patronu Mustafa içinde kolay olmamıştı. Daha fazla oyalanmadan evden çıkan adamlar işlerine bakmak üzere yola koyuldular. *** Elif bir süredir evde yatağında uznmaktan , yatmaktan çok sıkılmıştı. Babası ve ablası rutine dönüp işe giderken evde annesi ile kalıyordu. Annesi de ev iş derken Elif neredeyse sıkılmaktan patlayacak hale gelmişti. Bir işi olupta döneceği için şükrediyor ve geri döneceği günü bekliyordu. Ayak bileğindeki çatlak iki haftaya iyileşmeye başlamıştı. Artık topallayarak ayağı kalkıp yürüyebiliyordu. Direseğindeki çatlak ise hala ağrıyor olsa bile ilk günlerde ki etkisi kalmamıştı. Yüzündeki morluklar sararmaya başlamıştı ve kaşında dudağında açılan yaralar ise iyileşmeye başlamıştı. Elif , televizyon izlemekten sıkılıp şirketteki iş arkadaşı olan ama esasen annesi yaşında olan Gonca hanımı aradı. iki günde bir olacak şekilde sıkca arayıp soruyordu kadını ve durumunun iyiye gittiğini öğrenmek içini rahatlatıyordu. Telefon ikinci çalışta açıldığında önce hoş beş sohbetlerini yaptılar. "Nasılsın Gonca abla?" diye sordu Elif. "İyim canım sen nasılsın?" diye başlayan sohbetin devamı işe ne zaman başlayacakları üzerine geldiğinde Gonca hanım, Elif'e cevap verip "Bana bugün mesaj geldi Elif bir hafta sonra işe kaldığım yerden devam ediyorum." dediğinde Elif şaşırmıştı. Kendisine bir mesaj ya da arama gelmemişti. "Gonca abla bana mesaj gelmedi acaba ben de mi bir hafta sonra işe devam edeceğim?" diye bir soru yöneltti. "Canım bana mesaj geldiğinde hemen şirketi aradım teyit ettim. İzinim bir hafta sonra bitiyor ama sana neden bir zaman belirleyip söylemediler anlamadım. Belki de gözden kaçırmış olabilirler." dediğinde Elif işkillenmişti. "Abla en uzun izin ikimize verildi diğerleri bugün iş başı yapıyor. Seni hatırlayıp beni unutmaları normal değil çünkü ben Mustafa Bey'in baş asistanıyım." dediğinde Gonca da anlamamıştı neden böyle olduğunu. "Doğru söylüyorsun canım , bende bir şey anlamadım bu işten." dedi. "Gonca abla, istersen sen kapat ben bir şirketi arayıp sorayım." dediğinde yaşlı kadın anlayışla "Ahh tabi beni de haberdar et." deyip kapattı. O sırada telefonunu şirketi aramak üzere kendisine çeviren Elif gelen mesaj ile neye uğradığını şaşırdı. 'Sayın , Elif Karaca bugün itibariyle işinize son verilmiş olup ***tazminat hakkınız banka hesabınıza yatırılmıştır. Karahanlı holdinge vermiş olduğunuz hizmetlerden dolayı teşekkür eder kariyer hayatınızda başarılar dileriz.' Elif okuduğu mesajla kaşlarını çattı. Bir yanlışlık olmalıydı. "Bu da ne böyle? bu ne demek?" diye burnundan soluyarak söylendi. Hemen şirketin numarasına basıp aradı. "Alo Karahanlı Holding insan kaynakları, buyurun ben Mert." dediğinde, Elif sakin olmaya çalışıp, "Mert ben Elif Karaca." dediğinde , Mert , " Elif hanım buyurun." dedi. "Mert bana biraz önce bir mesaj geldi işten çıkarıldığıma dair , bir yanlışlık olmalı kontrol eder misin?" dediğinde herşeyden bir haber insan kaynakları ekibinden Mert "Tabi Elif hanım ben bir kontrol edeyim." diyerek Elif'i beklemeye aldı. Bir süre sonra tekrar hatta dönen Mert, "Elif hanım bu nasıl oldu bilmiyorum gerçekten de işten çıkarılmışsınız. Muhasebe ekibi şirketle ilişiğinizi kesip tazminatınızı hesabınıza göndermiş. Yani bir yanlışlık yok." dediğinde Elif beyninden vurulmuşa döndü. "Ama... ama neden?" diye sorguladı. Mert soruyu kendime zannedip, "Ben bilmiyorum Elif hanım isterseniz yarın bir şirkete uğrayın." dediğinde. Elif gözleri dolu dolu, "Tamam teşekkür ederim Mert , kolay gelsin." deyip telefonu kapattı ve elindeki telefonu alnına dayayıp , "Neden?" diye fısıldadı kendi kendine ve içinden yarın şirkete gidip neler döndüğünü öğrenmek için telkinler verdi.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD