18. Bölüm

2271 Words
Yazardan, Elif büyük gün gelip çatınca eli ayağına dolanmaya başlamıştı bile... Üzerine giyineceği kıyafette kararsızlık yaşayınca en son annesine alışverişe gideceğini söyledi ve kendisini dışarıya attı. Bir süre dolaştıktan sonra içine sinen bir elbise bulmuştu sonunda. Elbise mavi straplez ve yırtmacı olan çok güzel bir elbiseydi. Başta fazla mı olur acaba? diye düşünse de daha sonra kararını kesin verip almıştı. Elbisenin altına uygun bir ayakkabı ve küçük bir çanta da aldıktan sonra kendisini kuaföre attı. Saçları yıkanıp , uçlardan biraz kesildikten sonra güzelce bir fön çekildi. En son makyajı da yapıldıktan sonra elinde poşetler ile evine geçti. İçeriye girdiğinde annesi kendisine şaşkınlıkla bakıyordu. Seda hanım, "Elif? hayırdır kızım? ne bu saç makyaj?" diye sordu. İçeriden olmasını istemese de babası da gelmişti ve kendisini görmüştü. Mehmet bey ayaklanıp, "Hayırdır Elif hanım nereye gidiyorsun da böyle süslenmişsin?" diye sordu. Elif o an ruhunu teslim etmek üzereydi. "Şeyy... baba ben..." dedi ve duraksadı. Annesi, "Kızım düğüne gider gibi ne bu hal? sen alışverişe gidip geleceğim dedin....ama?" dedi. Elif annesinin bilmeden verdiği akılla hemen toparlanıp, "Ahh evet düğün... doğru düğüne gideceğim baba... benimde yeni haberim oldu. Yani alışverişe gitmiştim ve Hande aradı kuzeninin bu akşam düğünü varmış beni de çağırdı, davet etti, yalnız bırakma beni dedi. Ben de zaten evdeyim sıkılıyorum tamam dedim bir değişiklik olsun diye..." dediğinde Elif'in sırtından soğuk terler akmıştı. Babası"Eh iyi o zaman hazırlan ben seni bırakayım bari." dediğinde, Elif telaşla atılıp, "Yok! baba olmaz. Yani...Hande kuzeni ile beraber bir yarım saat sonra beni almaya gelecek zaten, sen zahmet etme." dedi. Mehmet bey kararsız ve şüphe dolu bakışlar ile "Dönüşte almamı ister misin kızım?" diye sordu. " Baba, onlar alacak, onlarda bırakır, şimdi sen zahmet etme." dedi söylediği yalan umuyordu ki ayağına dolanmasın. Elif " Ehh ben üzerimi giyinmeye gideyim bari fazla vaktim kalmadı gelirler birazdan. " deyip alelacele odasına geçerken Seda hanım seslenip "Tebrik ettiğimizi söyle bari ayıp olmasın." dedi. Elif, " Olur söylerim." diyerek kapıyı kapattı. Hemen üzerine geçirdiği elbise ve ayakkabıları ile boydan aynasında kendisine baktı. Gerçekten de güzel olmuştu. Küçük çantasını eline alıp hala kendisine bakınırken telefonuna mesaj geldi. Hemen eline alıp okudu. 'Sokağın başında seni bekliyorum.' Elif'in dudağı Mustafa'nın düşüncesi ile iki yana kıvrılmıştı. Mustafa , Elif ailesinden sebep zor durumda kalmasın diye kapı önüne gelmeyip sokağın başında bekliyordu. Hemen odasından çıkıp askıda ki siyah kabanını üzerine geçirdi. Tam çıkacakken annesinin sesini duydu. " Ay ay ay maşallah kızma pek de güzel oldun. Aman dikkat et nazara gelme. Kim bilir bakarsın düğünde kısmetin de çıkabilir." diye sona doğru kendi kendine söylendiğinde Elif annesinin yanağını öpüp "Teşekkür ederim anneciğim dikkat ederim." deyip çıktı. Sokağın başına doğru adımlarken Mustafa arabadan indi. Üzerinde siyah bir takım elbise vardı. Aslında Elif onu takım elbise ile görmeye alışıktı. Ama her zaman olduğu gibi yine Mustafa gömleğinin yakalarını açık bırakmış üzerinde kendisinin ki gibi siyah bir kaban ile ona bakıyordu. İçinden adamın nefes kesici kadar yakışıklı olduğu geçti , O an annesinin son söylediğine karşılık dudakları aralanıp mırıldandı. "Ben kısmetimi buldum galiba anneciğim." dedi. Genç kız , Mustafa'ya yaklaştıkça yüreği yerinden çıkacak gibi atmaya devam ediyordu. En son yaklaştığında, "Merhaba" dedi. Mustafa etrafa kısa bir bakış atıp , " Merhaba hoş geldin Elif." deyip hemen kızın kapısını açtı ve geçmesini sağladı. Kendisi de yerini aldığında yola koyuldular. *** Binerken olduğu gibi inerken de Mustafa adamlarına fırsat vermeden Elif'in kapısını açtı. Genç kız indikten sonra Mustafa koluna girmesi için alan açtı Elif'e, bu bir nezaketti. Elif adamın koluna usulca girdikten sonra etrafa göz gezdirdi. Işıl ışıl , boğaz manzaralı bir mekandı. Adımları sakin ve kendinden emin atarak içeriye girdiler görevliler hemen yanlarına gelip üzerlerindeki kabanları aldı. Mustafa , genç kızın siyah kabanının içine sakladığı güzelliği ve zerafeti görünce nefesi kesildi bir an içinden 'iyi ki mekanı kapattırdım. Yoksa bu gece katil olabilirdim.' diye geçirdi. Kendi gördüğü güzelliği bir başkasının görmesini ve ağzının suyunu akıtarak bakmasını kaldıramazdı. Mustafa , genç kızı belinden hafifçe tutarak yönlendirip kendilerine ayrılan masaya getirdi. Centilmence sandalyeyi çekip önce genç kızın geçip oturmasını sağladı daha sonra tam karşısına kendisi geçti. Mustafa, eskiden...yani henüz Elif hayatına girmeden önce çok fazla kadınla birlikteliği olmuştu. Tabi bunların bir çoğu önemsiz ve tek gecelikti. Toplasan iki uzun ilişkisi olmuştu onlarda... iki farklı ünlü mankenle... İlki ile üç aylık ilişkisi biteli yedi yıl olmuştu. İkincisi ile tesadüfi olarak Elif işe başladığında bir yıllık ilişkisini sonlandırmıştı zaten. Kadınlara karşı karekter analizi yapabilecek kadar tecrübesi vardı. Hangi kadın ne ayaktı çok iyi bilirdi. Uzaklığını ve yakınlığını buna göre şekillendirirdi. Halis baş , Mustafa'yı taşralı bir genç adamken , her alanda ve anlamda yetiştirmişti. Seçili olan kadınlara dahi aralarında bir şey olsun olmasın centilmen gibi davranmalı bir erkek için görgü kuralları neyse dışarıya çıktığında karşısında yaşı önemsiz olarak göstermeliydi. Çatışmaların içinde bir hayatı olsada sosyetik cemiyetin kurallarına da hakim bir adamdı. Elif bu kibarlıkları gözüyle yakalamış , karşısındaki adama sormak için kıvranmaya başlamıştı bile. Garson tam yanlarına geldiğinde, "Hoşgeldiniz efendim, siparişinizi alayım?" dedi. Mustafa elindeki menüye bakıyorken , Elif'te aşırıya kaçmadan yiyebileceği bir şeyler bakıyordu. Mustafa kararını verip garsona söylediğinde Elif'e döndü. "Elif kararını verdin mi?" diye sordu. "Ahh çok beklettim galiba kusura bakma." dediğinde Mustafa Küçük bir tebessüm edip "Önemli değil." dedi. Elif , "Ben galiba Deniz ürünlerinde bir şeyler yemek istiyorum." deyip balık olarak siparişini verdiğinde gözü etrafa takıldı. Siparişi alan garson masadan uzaklaştığı gibi Mustafa'ya doğru hafifçe eğildi. O sırada Mustafa genç kızı çoktan izlemeye başlamıştı bile... "Şeyy Mustafa bey..." dediğinde Mustafa hafifçe kaşlarını çattı. "Bey mi? bunu aştığımızı sanıyordum Elif." dedi. "Ahh afedersin yılların ağız alışkanlığı." deyip mahçup bir şekilde gülümsedi. "Unuttun galiba artık aramızda patron , çalışan ilişkisi yok. Bu resmiyeti aramızdan ilk sen kaldırdın." dedi ve masadaki bardağa doldurulmuş içkiden bir yudum aldı. " Evet haklısın, aslında dikkatimi bir şey çekti. Neden bizden başka kimse yok bu mekanda?" diye sordu Elif. " Aslında pek dizi ve filmler ile aran olmadığını şimdi anlıyorum. Genelde adamlar birlikte oldukları kadınla yalnız, baş başa bir gece geçirmek istediklerinde mekanı kapatırlar. Bu çok klişe gelebilir ama adamın maddi imkanı el veriyorsa neden yapmasın öyle değil mi?" dedi. Garson servis açıp siparişleri getirirken , Elif " Yani mekanı kapattın , baş başa olalım diye?" teyit etmek için sordu. Mustafa yemekleri geldiği gibi çatalını ve bıçağını eline alıp önündeki eti parçalayıp ağzına attı. " Daha rahat vakit geçiririz diye düşündüm. Hoşuna gitmedimi?" diye sordu. Elif, heyecanlıydı. " Hoşuma gitti ama... aslında benim için pek öyle mekan kapatılması sürekli yaşadığım bir şey değil, daha doğrusu daha önce yaşadığım bir denyim değil. Rahatım ama yinede bir tuhaf geldi." Mustafa bakışlarını kıstı. "Daha önce hayatına giren biri böyle bir şey yapmadı mı?" diye ortaya bir yem attı. " Mustafa benim daha önce bir erkek arkadaşım olmadı. Yani ufak tefek ergenlik yıllarımda flört bakışmalarım olmuştur ama bir sevgili deneyimlemedim." dedi. Mustafa duydukları ile sevinse mi şaşırsa mı bilemedi. " Elif sen yirmi sekiz yaşındasın bunca zaman sevgilin olmadığı konusunda dürüstsün değil mi?" diye sordu emin olmak için. Elif gibi güzel , Zeki ve alımlı bir kızın daha önce hayatına bir herif girmemişti. Mustafa ilk olacaktı öyle mi? bu düşünce adamı çok mutlu etmiş yüzümde tebessüm peyda olmuştu. Elif kaşlarını hafifçe çatıp , " Dürüstüm Mustafa! sana yalan borcum yok." dedi. Mustafa yanlış anlaşıldığını hissedip, " Affedersin beni yanlış anladın... Yani sen çok güzel , çok zeki ve alımlısın bir nedeni var mı?" diye sordu. Elif derin bir nefes çekip bıraktı. " Babam. demem yeterli olur umarım." dediğinde Mustafa içinden 'İşte şimdi seni sevmeye başladım ihtiyar.' diye geçirdi keyifle. " Yani az çok anladım ama açmanı isterim." dedi. " Babam bana karşı çok korumacıdır. lise zamanlarımda adına 'korumak' diyerek üşenmeden okula beni o bırakır yine o alırdı. Bir de polis olduğu için tayinci tayfadandık. Farklı şehirler , farklı kültürler diyerek biraz beni baskılar muhafaza ederdi. Sadece üniversite yıllarımda bir çocuk vardı... beğendiğim, aramızda bir ilişki yoktu ama işte flörtleşiyorduk , babam okula köstebek birini yerleştirmiş, ondan öğrenmiş işte , gidip o çocuğu soruşturup araştırmış, varlıklı ve zengin bir ailenin çocuğu olduğunu öğrenmişti. Kesin bir dille Engel koymasını da o zamanlar şu şekilde açıkladı , sebebi o çocuğun ailesinin uyuşturucu üzerinden zengin olmuş olması ve hala uğraşıyor olmalırı , tabi önlemleri sıkılaştırdı. Gidip çocuğun kulağını çekmiş tehdit etmişti. Zaten bir daha da yüzme bakmadı. Sonrası okuldu , işti derken romantizme pek vakit ayıramadım diyelim." deyip önündeki balığı yemeye başladı. Mustafa dürüstçe, " Babanı sevmeye başladım." dedi. Elif dikleşip, " Sormak istediğim bir şey var sana." dedi tek kaşı kalkık bir şekilde, Mustafa keyifle, " Bana ne istiyorsan sorabilirsin tabi." dedi. " Sen varlıklı bir adamsın ve bunun getirdiği gereklilikler ile sosyetik camianın kurallarını çok iyi biliyorsun, işte kapı açmalar , sandalye çekmeler koluna girmeme kadar... merak ettiğim şey bunu sık mı yaparsın? yani her kadına böyle mekan mı kapatırsın? böyle centilmen mi davranırsın? bak yanlış anlama üç yıl birlikte çalıştık ve o kadar ciddi ve sert bir duruşun vardı ki kızlar senin için ölüp biterken diğer yandan tavırlarından korkup çekiniyorlardı." dedi. Mustafa, genç kızın gözlerinin tam içine odaklandı. Kıvranarak sorduğu soruların anlamını biliyordu. Bunlar bana mı özel yoksa , her kadına böyle misin? " Hayatım boyunca bir çok kadın girdi çıktı dünyama hep kısa süreli ciddiyeti olmayan, Ama... hiç birine acaba beğenir mi? memnun kalır mı? mutlu olur mu? diye bir yemek organize etmedim. Sen başkasın Elif, sen diğer kadınlardan ayrılsın benim için." dedi. Elif duraksayıp, " Bunu daha öncede söyledin Mustafa, neden başkayım? ne farkın var yanında bir çalışandım işte." Mustafa , " Elif...Seni ilk gördüğüm andan beri anlam vermediğim bir çekim vardı sana karşı. Başlarda , etrafımdaki kadınlara nazaran daha ağır başlı ve efendi olduğun için dikkatimi çektiğini sanıyordum. Sonra üç yıl geçti. Her şirkete girip çıktığımda karşı odamdaki odaya gözüm takılmaya başladı. Sende başka bir şey vardı ve ben adını koyamıyordum. Ve zamanla anladım. Bunun adı..." deyip duraksayan Mustafa ile heyecanla cümlesini tamamlamasını bekleyen Elif sabırsızlık ile, "Bunun adı?" diye devamını getirmesini istedi. Etraf kırmızı gül yaprakları ile süslenmiş altın ve kırmızı renkli kalpli balonlar asılmıştı ve romantik ambiyanslarını daha duygulu hale getiren kısık bir müzik çalıyordu ama Mustafa otuz sekiz yaşında bütün tecrübelerine rağmen heyecandan yarısı kadar kızın karşsında duygularını açmak için çaba gösteriyordu , Elif de onun ağzından çıkacakları bekliyordu öyle ki adamın hislerinden emin olup o da açılabilsindi. Mustafa, aralarındaki mesafeden rahatsızlık duyup dışarıda onlar için patlatılan eşsiz manzaralı havai fişekleri umursamadan genç kıza elini uzattı. " Bu dansı bana lütfeder misin Elif? sanırım dans etsek daha rahat söylebileceğim gibi." dedi. Genç kız sabır gösterip elini adamın iri avuçları arasına bıraktı. "Tabi sen rahat edebileceksen..." deyip destek vermek istedi. Mustafa , genç kızın ince belini büyük elleri ile sarınca , Elif'te kollarını adamın boynuna doladı. Abartı yoktu. Sadece hafifçe sallanıyorlardı. Bir süre bekledi ve istediği gelmeyince Elif dışarıya bakmaya başladı ümitsizce içimden heyecandan diye geçirip zorlamadı adamı. Genç kızın bakışları camdan dışarıdaki manzaraya kayınca Mustafa rahatsız oldu. O an kesin kararını verip toparlandı. Beklemenin bir anlamı yoktu. Elif şuan bir nefes kadar yakındı kendisine ve zaten bu yemeğe davet edip Umut vermişken yakıp geçtiği yolun geri dönüşü yoktu. Parmağı ile genç kızın çenesini kavrayıp kendisine çevirdi. Elif , Mustafa'nın gözleri ile gözleri buluşunca yakınlaşmaya başladılar. Artık nefesleri birbirlerinin yüzlerine çarpıyordu. Mustafa'nın sesi alçak çıktı. "Seni seviyorum Elif. Öyle ki bana yasak olmana rağmen sana karşı koyamıyorum. Senden uzak durmam lazım ama yapamıyorum. Bunun adı aşksa...evet ben sana aşık oldum." dedi. Elif'in duydukları ile hızlanan kalbi bir olmuştu. Gülümseyip başını aşağı eğdi utançla. Mustafa izin vermeyip çenesinden tutup kendisine bakmaya zorladı genç kızı. "Bana bir şey söyle Elif." dedi dişleri arasından. "Mustafa... babam senin tehlikeli olduğunu söyleyip duruyor. Ama ben sürekli sana çekiliyorum. Bu belki yanlış , bu belki dediğin gibi yasak, ya da imkansız ama bildiğim bir şey varsa senin yanında sebepsiz güvende hissetmem. Sanki bir tek senden bana zarar gelmeyecekmiş gibi...eğer bunun adı aşksa evet ben sana aşık oldum. Seni seviyorum Mustafa." dediğinde Mustafa'yı artık durduracak bir güç yoktu. Aldığı itiraf ile aniden genç kızın bir süredir aklından çıkmayan Pembe dolgun dudaklarına yapıştı. Ne kadar süre öpüştüler bilmiyorlardı. Onlar için zaman ve mekan kavramı anlamını yitirmişti. Nefes nefese ayrıldıklarında Elif'in yanakları alev almış yanıyordu. Mustafa ise doymamış daha fazlasını istiyordu. Birlikte masaya geçip keyifli bir muhabbet eşliğinde yemeklerine devam ettiler. Kalmak üzere Mustafa elini cebine attı ve bir kutu çıkardı. Elif merakla ne yaptığına bakıyordu. Mustafa kapağını açtığında içinde ucunda küçük Melek kanatları olan bir kolye gördü. Mustafa hemen ayaklanıp genç kızın arkasına geçti. Elif saçlarını topladığında Mustafa kolyeyi Elif'in su gibi boynuna astı. " Sen benim masum meleğimsin Elif. Bana ihanet etmeyeceğinden belkide en emin olduğum tek kişi sensin. Eğer bir gün işler tersine döner ve bana ihanet etmek durumunda kalırsan bu kolyeyi o zaman çıkar boynundan. " dedi Mustafa Elif'e "Eğer sana ihanet edeceğimi ya da ettiğimi düşünür veya şüphelenirsen bir gün. O her gün beline taktığın silahınla beni vur. Ama eğer sen bana ihanet eder yüz çevirecek olursan git Mustafa sessiz sedasız hayatımdan çok git. Çünkü ben seni öldürmeye kıyamam." dedi Elif karşılık olarak. Mustafa Elif'in elini sıkıca tutup, "Eğer öyle bir şey olursa bil ki ne sana bırakır seni günaha sokarım ne de çekip giderim. Sadece çeker vururum kendimi." dedi. Bir süre sonra ayaklanıp arabaya geçtiler. Mustafa genç kızı sokağın başına getirdiğinde arabadan inmeden önce elini tutup durdurdu. "Bu gece bir işim için yurt dışına çıkmam gerekiyor kaç gün sürer bilmiyorum Elif , bilgin olsun. " dediğinde genç kız adamın kendisine vermiş olduğu bilgi ile sevindi Mustafa çoktan kabullenmişti Elif'i hesap verecek tek bir kişi varsa hayatında o da Elif olmalıydı. Elif başını sallayıp " Tamam, bana sağ salim dön yeter ki, seni bekleyeceğim." dedi. Mustafa gider ayak uzanıp küçük bir buse daha aldı genç kızın dudaklarından. Daha sonra özgür bıraktı. Elif evine doğru giderken arada dönüp ona bakıyordu. Evinin kapısı açılıp genç kız içeri girince Mustafa daha fazla beklemeden arabasını çalıştırıp yola koyuldu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD