19. Bölüm

1013 Words
Yazardan, Mustafa , eli tetikte bir şekilde kamufule olmuş uzağındaki adama nişan almıştı. Normal de zalim olan kimseye tetiği çektiğinde eli titremezdi. Şuanda da titremiyordu ama büyüklerin istediği gibi ismi verilip öldürülmesi istenen kişiyi öldürse , artık ülkesine dönemeyecek ve ülkesini diplomatik krizlere sokacaktı. Geri çekilip, öldürmese işte o zaman büyükler denilen tarikat başına bela olacaktı nerede ve kim olduğunu bilmediği kardeşinin hayatı tehlikeye girecekti. Uzun bir süre iyice düşündü. Öldürmesi istenilen adam basına röportaj veriyordu ve büyükler Mustafa'ya tam o anda ateş etmesi talimatını vermişti. Lübnan'a gelmeden önce Emin beye görevden bahsetti Mustafa ve karşılığında Emin bey kaos çıkmasın diye tüm önlemlerin alınacağının sözünü verdi. Tam eteş edeceği sırada üst cebindeki telsizin sesini duydu. "Kara!" Mustafa bir eliyle hemen telsizi açıp konuştu. "Seni dinliyorum Bilge." "Geri talimat geldi. Geri çekiliyorsun." dedi boğuk ses. Mustafa şaşkınca, "Ama nasıl?" "Kardeşinin izi bulundu. Önlem alındı. Bundan sonrası senin insiyatifin. Kalıp devam edersen ülkede hain ilan edileceksin." dedi. Mustafa sadece "Tamam." dedi. *** Elif , bir kaç gündür ablası Eylül'de tuhaflıklar seziyordu. Geç gelmeler, ya da bir arkadaşımda kalacağımlar ,ablasının sık yaptığı ya da söylediği bir şeyler değildi. Son bir haftadır , ablasında gözle görülür sağlık problemleri de gözüne çarpıyordu. Sürekli halsiz ve enerjisiz dolaşması normal halinden çok agresif tavırlar ve mide bulantıları. Yatağına uzanmış okuduğu kitabı anlamaya çalıştığı sırada ablası kaç defa öğürüp kendisini lavaboya atmıştı artık saymıyordu bile. Yine elindeki havluya Eylül yıkadığı yüzünü kurulayıp odasına geçti. Yatağına geçip uzandı. Halsizlik ile uykuya dalacakken Elif ablasının bu haline dayanamıyordu. "Abla? bak beni dinle gel bir taksi çağıralım seni hastaneye götüreyim bu böyle olmayacak. " dediğinde Eylül gözünü açmadan. "Düş yakamdan Elif! sana söyledim üşütmüşüm. " dediğinde Elif toparlanıp yatağın üzerinde oturur pozisyona geldi. "Bu nasıl üşütmek? İlaç vereyim diyorum kabul etmiyorsun , hastaneye gidelim diyorum onu da kabul etmiyorsun.Böyle bir şey hiç kendiliğinden geçer mi? " diye genç kız ablasına söylendi. Eylül kaşlarını çatıp, "Senin başka işin yok mu rahat bırak beni!" dedi. Elif teslim olmuş gibi ellerini havaya kaldırıp, "Peki tamam artık karışmıyorum kıvranıp dur." deyip odadan çıktı. Eylül çıkan kardeşinin arkasından sadece göz devirdi. Elif kendini mutfağa atıp yemek yapan annesine yardım etmeye başladı. "Elif , ablan hala uyuyor mu?" diye sordu Seda hanım. "Bırak Allah aşkına anne! ne uyuması iki de bir kusup kusup , gelip yatağa uzanıyor. Ne ilaç kabul ediyor ne hastane..." dedi Elif. Seda hanım sıkıntı ile nefes alıp bıraktı. "Bitki çayı yapayım vereyim diyorum onu da kabul etmiyor. Dur bakalım bir akşam babam gelsin belki hastane için o ikna edebilir yavrum." dedi. Elif annesine yardımı bitince arka balkona kimseye görünmeden kendisini attı. Elindeki telefonla hemen günlerdir olduğu gibi ulaşamadığı Mustafa'yı aramaya koyuldu. Geçmiş günlerin aksine bu defa telefonu kapalı değildi ve çalıyordu. Elif heyecanlanmış ve sevinmişti. Fakat çalıyor olması halinde bile Mustafa cevap vermemişti. Yüzü anında düşünce daha fazla ısrar edip aramadan içeriye geçti. O sırada Mustafa günlerdir Orta Doğu'da bir görevde olmanın yorgunluğunu duşta çıkarıyordu. Malikaneye giriş yaptığı gibi Cahit kapalı olan telefonunu patronuna geri verdi. Mustafa hemen telefonu açtığı sırada evdeki yardımcısı misafiri olduğunu söyledi. Telefonu bir köşeye bırakıp önce duşa gireceğini her kimse biraz beklemesini söyledi yardımcısına. Duştan çıktığı gibi telefonu tamamen aklından çıkıp aşağı indi. Gelen konuğu Emin bey'di. "Hoşgeldiniz." deyip elini uzattı yaşlı adama. Emin bey hafif doğrularak elini sıktı Mustafa'nın . "Hoşbulduk. Gözlerinden yorgunluğunu görebiliyorum ama sana söylemek istediğim mühim konular var." dedi Emin bey, "Sizi dinliyorum." dedi Mustafa ciddiyetle. "Büyükler denilen tarikate, karşı gelip görevi yarım bıraktın Mustafa. Bu ülke açısından iyi oldu büyük bir krizin eşiğinden döndük de diyebilirim. Ama...senin için zor bir süreç başladı. Kız kardeşinin nerede ve kim olduğunu öğrendik , önlem aldık ama bu iş biraz pamuk ipliğine bağlı." dedi Emin bey. Mustafa kaşlarını çatıp, "Ne demek istiyorsunuz?" dedi. "Bak duyacakların pek hoşuna gitmeyebilir ve aynı zamanda çok da şaşırabilirsin." dedi Emin bey. " Açık konuşun." dedi sabırsızca Mustafa. "Sen uzun süredir takibimizdesin Mustafa. Günler önce sekteterinle çıktığın yemekte anladık ki bir gönül işin olmuş." dediğinde Mustafa yerinde dikleşti. Bu kadar detay bilmeleri rahatsız etmişti onu ama ses etmedi. Emin bey devam edip, "Senin için kız arkadaşını araştırdık." dediğinde Mustafa atılıp, " Buna gerek yoktu. Ben onu çok iyi tanıyorum. " dedi. Emin bey tek kaşını kaldırarak, "Ben yeteri kadar tanımadığını sanıyorum. Çünkü kardeşinin onunla bağlantısı var Mustafa." dediğinde, Mustafa tekrar kaşlarını çatıp " Ne?" dedi şaşkınlıkla. " Bak sen ıslah evine düştüğünde yıllarda yetimhanede ki sekiz dokuz yaşlarındaki kardeşin Yasemin büyükler tarafından adı değiştirilerek beş senedir çocuk sahibi olmayan polis bir adam ve karısına evlatlık veriliyor. Fakat öncesinde belli psikolojik bir takım bilinçaltı manipülasyonları yapılıp geçmiş unutturuluyor bu çocuğumuza, Eski yetimhane çalışanlarına baskı uyguladığımızda evlatlık verildiği aileye yangında korkup travmatik olarak hafızası kaybedildiği söyleniyor. Ailede bundan çocuğa söz etmiyor. Yani kız kardeşin evlatlık olduğunu bilmiyor." deyip derin bir nefes alıp devam etti. "Bak evlat, bu duyucaklarını belki kaldıramayabilirsin... Ama bilmen gerekiyor. Elif Karaca , Senin öz kız kardeşin olan Eylül Karacayı , öz ablası biliyor." dediğinde Mustafa hayretle elini kalbine attı. Emin bey devam edip, " Bu en masum olanı ama esas hikaye şimdi masumiyetini kaybediyor. Yıllardır masada takibin olan Tahir Göktaş denilen adamın şirketinde kardeşin işe sokuluyor." dedi. " Ne ? hayır hayır! yoksa o şerefsiz biliyor mu?" diye ayağı fırladı Mustafa. "Önce bir sakin ol evlat. Bilip bilmediğini bilmiyorum ama şunu iyi bil ki kardeşin ve Tahir arasında duygusal bir ilişki var. Hamleni ve kararlarını buna göre verip at." dediğinde Mustafa'nın kalbi bir kez daha sıkıştı. " Öldüreceğim hepsini ellerimle öldüreceğim." diye dişlerini sıkıp söylendi. " Bak evlat öfken ve kinin ile karar alıp fevri davranırsan her şeyi berbat edersin. Bu durumda kardeşinde, sevgilinde zarara uğrar bir süre kız arkadaşın bunu bilmesin çünkü artık büyükler senin peşinde eğer Elif ile olan gönül bağın öğrenilirse o da hedef haline gelir bir süre o kızdan da uzak dur. Hadi eyvallah." deyip ayaklandı ve gitti. Mustafa kendisini odasına atıp ortada volta attı. Bu nasıl olurdu? Kardeşi yıllardır burnunun dibindeymiş. Mustafa öğrendiği bilgiler ile ne yapacağını o anlık bilemedi. Eline hemen telefonunu aldığında Elif'in günlerdir hiç sekmeden kendisini aradığını gördü. Yüreği ezildi. Daha yeni duygularını açmışlardı birbirlerine daha yeni hayaller kurmuştular. Hayatına lanet etti adam o an.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD