❉ Yabani| Bölüm 17 ❉

360 Words
"Sonra bir daha da gelmedi." Masadaki herkes Çiçeğin anlattığı şeye kahkahalarla gülerken ben de tebessümle karşılık vermiştim. Hala gergindim. Kalabalık insan toplulukları hep beni endişelendirirdi. Bu problemi en kısa yenmem gerekiyordu. Benim işim, adaleti sağlayabilmek için kendini ifade edemeyen insanları ifade etmekti. Acilen bunu yenmem gerekiyordu. Birkaç gözün üzerimde olduğunu hissetsemde kafamı kaldırmadım. Kendimi savunmam gereken yerde aslan gibi pençelerimi çıkarırken şu an pasif bir insan gibi göründüğümün farkındaydım. Hiçbir zaman pasif olmamıştım ama şu anki izlenimleri o yöndeydi. İnsan jest ve mimikleriyle insanlara zaten kim olduğunu kolayca aktarabilirdi. Fakat işin kötü yanı benim karakterimle jestlerimin hep savaş halinde olmasıydı. Her ne kadar samimi, herkesle kısa zamanda samimi olabilme ihtimalim yüksek olsa da içimden insanlara kolayca ısınamıyordum. Ve bu gerçek bir çelişkiydi insan bedeninde. Yoruyordu, yıpratıyordu. "Demek hukuk fakültesi kazanmışsın hı?" Saçlarının ucu mavi olan çocuk konuşmuştu. Aykırı bir havası vardı tüm masadaki gruba inat. Adı neydi? Cümleleri asla unutmazdım ama görsel hafızam ve isim hafızam fazlasıyla kötüydü. "Evet." Dedim hafifçe gülümsemiştim. Mavi saçlı çocuk tepkisizce baktı. O an gülümsediğim için kendime kızıp yüzümü eski konumuna getirdim. Tüm ciddiyetiyle yüzüme baktı. "İyi bir retorikçi olman gerekiyor, sadece doğruları söyleyerek dava kazanman bu global sistemde biraz zor artık." Yavaşça çocuğu baştan aşağı süzdüm. Kendinden emin bir duruşu vardı. Ve bu ister istemez onu digerlerinden ayırıyordu. İyi bir diksiyonu vardı, ve ses tınısı çok güzeldi. "İyi bir kelime haznesine sahibim diyemem çünkü en iyi retorikçiler bile asla kendini mükemmelim diye konumlandırmadı fakat geliştiriyorum çünkü sana bu konuda katılıyorum." Masadaki herkes bizi pür dikkat izliyordu. "Enteresan." Dedi bir çırpıda. İlginç olan ne?" Sesim yarı agresif bir şekilde çıkmıştı. Mavi kafalı çocuk alaylı bir biçimde gülümsedi. İlk defa bu masada onu gülerken görmüştüm. Genelde ilgisizce izlemişti tüm konuşmaları ve cool ve sessiz bir adayla oturmuştu. Gülümseyişin samimi olup olmadığı tartışılırdı. Fakat gülümsemişti. "Alex sen gülümsedin mi? Oh my Allah..." Çiçeğin verdiği aşırı tepkiyle Alex'in zaten bu mizaçta olduğunu anlamam kısa sürmüştü. Alex, gerçek adı bu muydu acaba? Melez miydi ya da? Diksiyonu ve aksağanı fazlasıyla iyiydi, bu seçeneği çoktan elemiştim. Çünkü her ne kadar iyi öğrenirsen bir dili öğren bir şekilde dilinde pürüzler kalırdı. "Bir makinaymışım gibi davranmayı kes Çiçek." Sesi sertti. Fazlasıyla hemde.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD