Boğaz manzaralı bir kafeye gitmiştik. Görmemişliğimi belli etmemeye çabalasam da olmadı.
Manzaraya değişik bir şekilde bakarken Çiçek bu halime gülümsedi.
"Abi, sen beni ne zaman Mardin'e götüreceksin?" Diye sordu Çiçek. Masum masum Emir'e bakmayı ihmal etmemişti.
"Uçak biletini yarın alırım. Geri dönme!"
Ben istemsizce gülerken Çiçek gözlerini kıstı.
"Sen ne kadar hain oldun abi ya? Ağlayayım mı ben?"
Kıkırdamam daha da genişlerken Çiçek gözlerini kısarak bana döndü.
"Şuna bir şey söyle Hazal ya, sevmiyorsa söylesin. Gideyim ben. Hıh."
Şımarık bir kız çocuğu gibi çemkirirken Emir'in gözleri bana takıldı. Baştan aşağı süzdüğünde boğazımın kuruluğu had safhaya çıkmıştı.
Gözleri bedenimi taradı. Ardından bakışları yukarıya çıktı. Gözlerini gözlerime çevirdiğinde gözlerindeki garip bakışı farkettim.
Bedenimi ateşler basarken bakışları çevrildi. Bu işime gelirken garson geldi yavaşça masaya. Serpme kahvaltı istemişti Emir.
Masa usulca donatılırken Emir gözlerini bana çevirdi. Kafamı çevirmekte çare bulmuştum.
Aksi takdirde yemek yiyeceğimi pek sanmıyordum.
Manzaranın tüm haşmetini izleyerek yemek yemeye başladım.
Burası gerçekten güzeldi. Hem de çok güzel. Usulca yemeğimi yemeye başladım.
(✷✷✷✷)
Ayaklarım bedenimden ayrılmak üzereydi sanki. Her tarafım çok acıyordu.
Çiçek'le gezmek güzeldi ama zaman aşımına uğrayınca insani tüm fonksiyonların can çekişiyordu.
Bir de insanlar ekleniyordu bu modern işkenceye. Her metrekareye bir sürü insan düşüyordu.
Emir bizi bırakıp gitmişti. Yürüyordum.
Elimdeki poşetleri bir kenara bırakırken Çiçek duraksadı.
"Dur kanka bizimkilere mesaj arayayım da gelsinler."
Kafamı utangaç bir biçimde salladım. Yeni insanlarla tanışmak beni her zaman gererdi.
İyi insanlar olduğunu söylemişti. Benim insanlarla sorunum yoktu zaten. Benim kendimle sorunum vardı.
Bir banka oturduk.
O da telefonunu çıkarmıştı.
"Alo Kerem, benim işim bitti. Gelsene beni almaya. Her zaman aldığın yerden al!"
"........"
"Beklemedeyim. Öpüyorum."
Uzun zaman bekledikten sonra önümüzde bir araba durdu. Çekinerek gerilerken Çiçek ayaklandı.
Siyah cam ise inmişti. Bizden biraz büyük olan çocuk Çiçeğe gülümsedi.
Sevinçle ayaklanmıştı Çiçek.
"Hoşgeldin Kerem..."
"Bin güzellik."
Çiçek bana dönüp "Bir arkadaşım da var, onu sizinle tanıştıracağım."
Kerem bana döndü. Çekingen bir ifadeyle gülümsedim. Allah'ım kesin yüzüm kızarmıştı.