Bir insanla her an vedalaşmak çok zorlu bir şeydi. Ben her an Dağhan'la vedalaşıyordum. Onunla yaşayamadığım her ana lanet ediyordum çoğu zaman. Daha biz birbirimizi yaşayamamıştık bile. Çok kısa süre içinde bulmuştuk birbirimizi henüz keşfedememiştik bile. Henüz biz bizi yaşayamamıştık bile. Bu hiç adil değildi ki. Bu durumda hiç ama hiç bir adalet yoktu. Yoktu. Kahverengi toprağın üzerindeki kar o kadar beyaz duruyordu Dağhan'ın daha hiç okşayamadığım saçlarını okşar gibi değdirdim parmaklarımı karın üzerine. Usulca okşadım saçlarına dokunur gibi dokundum. Bu his bile beni başka başka diyarlara gönderiyordu. Bu his bile beni en derinden var ediyordu sanki. Değerliydi bunlar. Yokluğu o kadar yalnız hissettiriyordu ki bana kendimi şu koca hayatta bazen tek başıma olduğumu düşünüyordum. Be
Download by scanning the QR code to get countless free stories and daily updated books


