Dağhan'ın evine girdiğimde etrafı inceledim. Sade bir evdi Dağhan salonu tarif ettiğinde girdik içeriye. Salonda bir kanepe ve karşılıklı iki koltuk vardı. Tam bir bekâr eviydi kısacası. Bu evin kokusu buram buram Dağhan kokuyordu kendi kokusu bazen bana da karışıyordu ben bana karışan bu kokusunu da çok ama çok seviyordum. ''İstediğin yere geç otur.'' dedi Dağhan, ''Bu ev senin.'' diye devam etti. Sözü üzerine dudaklarıma bir tebessüm yayıldı bana kendimi iyi hissettirmek için mi söylüyordu gerçekten yoksa böyle düşündüğü için mi tam olarak bilememiştim o an. Benim hakkımda ne düşünüyordu onu da tam bilememiştim. Ben koca bir giz içindeydim tam da şimdi. Kanepeye oturduğumda büyük kanepenin ortasında küçücük kaldığımı ve geçen her saniyede daha da küçüldüğümü hissediyordum. Kendimi d

