Her Şey Yeni Başlıyor

523 Words
İdil Karahan Bitmemişti... Her şey yeni başlıyordu. Bu evlilik asla Mirza'nın istediği gibi olmayacaktı. Misafirler gideli bir saati geçmişti. Ben hâlâ oturduğum sandalyede çakılı kalmıştım. Hayatımda en nefret ettiğim birinin beni kukla gibi yönetmesiydi. Oturduğum sandalyeden öfkeyle kalktım. Kaldığım odaya geldiğimde üzerimdeki gelinliği parçalarcasına çıkardım. Madem benimle evlenmek için bu kadar meraklısın, Mirza. Sana evlilik nasıl olur göstereceğim. Kenarda duran poşetlere gözüm takıldı. İçini açtığımda giymem için alınmış bir kaç parça eşya vardı. Rastgele içinden çıkardığım çiçekli mini elbiseyi üzerime giydim. Bunları kim aldı bilmiyorum ama zevki berbattı. Hiçbiri benim tarzım değildi. Ama gelinlikten bin kat iyiydi. Öfkeyle yere eğilip yerdeki gelinliği aldım. Odadan çıkarken bir kaç hizmetçinin bakışları umurumda değildi. Bahçeye çıktığımda korumalarda aynı şaşkınlıkla bana baktılar. "İdil Hanım, bir isteğiniz mi var?" Kadir hemen önümde bitmişti. "Var!" dedim öfkeyle. "Bana bir çakmak ver!" Şaşkın bakışlarla bir bana bir de elimde ki gelinliğe bakıyordu. "Mirza Bey, bundan hoşlanmayacaktır." dedi saygısını bozmadan. "Başlatma Mirza Bey'ine! Ver şu çakmağı!" derken sesimde en ufak korku yoktu. Mafya diye onlardan korkacak değildim. Beni bu evliliğe mahkûm ediyorsa bana da katlanacaktı. Kadir tereddütle çakmağı uzattığında elinden çekip aldım. Çakmağı çaktım. Kıvılcım saten kumaşa değer değmez alev aldı. Alev elimi yakmaya başladığında yanan gelinliği yere fırlattım. Saten kumaş çimenlerin üzerinde hışırdayarak kıvranıyor, alevler gittikçe büyüyordu. Korumaların hepsi donmuş gibi bana bakıyordu. Kadir bir adım atacak oldu ama bakışımı üzerine dikince geri çekildi. Kimse yaklaşmaya cesaret edemiyordu. Alevlerin dansı gözlerimi kamaştırıyordu. Her kıvılcım, bana zorla giydirilen o beyaz hapishaneden bir parça koparıyor gibiydi. Tam o anda arkamda yankılanan tok bir ses, havadaki tüm gerilimi kesti. “Neler oluyor burada!” Mirza’nın sesi… Soğuk, keskin, emir gibi. Korumalar anında toparlanmaya çalıştı ama ben dönüp bakmadım. Bir hışımla karşımda durdu. Gözleri önce yerdeki yanan gelinliğe, sonra bana kaydı. Sert yüz ifadesinde öfke, şaşkınlık ve inanmak istemeyen bir hayret karışımı vardı. “Ne yapıyorsun?!” diye tıslarcasına sordu. Sesinde öyle bir tehdit vardı ki, korumalar bile nefesini tuttu. "Kör müsün? Gelinliğimi yakıyorum." deyip eve girmek için arkamı döndüm. Adımlarımı durduran onun alaycı sesi oldu. "Gelinliği yakmakla bu evlilik bitmiş sayılmıyor, İdil!" Eğlenen sesi kulağımda yankılandıkça sinirim daha çok artıyordu ama sakin kaldım. Tam bir hanımefendi edasıyla ona döndüm. "Gelinliği yakma amacım bu evliliği yok saymak değil." dedim sakince. "Bu gelinliği yaktım çünkü..." dediğimde tam önünde durdum. "Bu evlilikte sen de aynı bu gelinlik gibi yanacaksın." Benden böyle bir cevap beklememiş olacak ki elleri yumruk olmuştu. Aynı sakinlikle bir adım geri gittim. "Bu evlilik senin cehennemin olacak, Mirza Karahan." dediğimde korumalar donup kalmıştı. Mirza'nın öfkesi vücudundan taşar gibiydi. "Sen fazla oluyorsun!" derken dişlerinin gıcırtısını duymuştum. “Ne yapacaksın,” dedim alçak bir gülümsemeyle, “ önüme yeni bir anlaşma mı koyacaksın?” Dudaklarının kenarı kıvrıldı ama gülümsemesi sıcaklıktan değil soğuk bir tehditten doğuyordu. “Şansını zorlama,” diye fısıldadı, sesi bir zehir damlası kadar sakin. “Kağıt üzerinde başlayan bu evlilik, seni altıma almamla gerçeğe döner.” Ben gözlerimi kırpmadan ona baktım. "Rızam dışında bana dokunmazsın. Bunun içinde önüme ayrı bir anlaşma hazırla." deyip arkamı döndüm. Yüzünün aldığı ifadeyi görmeme gerek yoktu, çünkü biliyordum. Eve girmekten vazgeçmiştim. "Kadir!" diye bağırdım. "Bana bir araba hazırla, yönetmem gereken bir şirketim var." dedim buz gibi bir sesle.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD