Sabahın ilk ışıkları, yatak odasının geniş penceresinden hafifçe süzüldü. Altın ve siyah tonlar, odadaki mobilyalara ve yumuşak yastıklara nazikçe düşüyordu. Zeynep, gözlerini yavaşça araladığında, yanında Efe’nin boş yatağının kenarında olduğunu fark etti. Hafif bir uykulu hâl vardı hâlâ yüzünde; ama dudaklarında küçük bir gülümseme beliriyordu. Geçen geceyi hayal meyal hatırladı. Efe’nin yanında olmanın verdiği sıcaklık, dokunuşları ve bakışları zihninde bir anlık sahneler halinde canlandı. Hafif bir utanma ve pişmanlık hissetti; “Belki biraz hızlı oldu,” diye düşündü, ama kalbinde hâlâ bir mutluluk ve huzur hissi vardı. Her hatırladığı detay, Efe’nin yanında olmanın verdiği güven ve romantizmi tekrar hissettirdi. O sırada banyo kapısından hafif bir su sesi geldi. Efe, duş alıyordu.

