bc

YARA İZİ

book_age12+
29
FOLLOW
1K
READ
goodgirl
powerful
CEO
heir/heiress
drama
tragedy
mystery
realistic earth
lies
rebirth/reborn
like
intro-logo
Blurb

Şiddetli yağan yağmurun altında, peşinden koştuğu adama ulaşmak için şehrin kalabalığına karışmadan daha önce kullanmadığı o ıssız yola girdikten sonra hayatı alt üst olan, daldığı derin uykudan yavaşça gözlerini açmaya hazırlanan Sally için hiç beklenmedik bir hayat oyunu söz konusuydu.

Geçmişi, rüzgarda ordan oraya savrulan toz taneleri gibi o puslu sokakta uçmuş ve kaybolmuştu. Bilinmezliğe aralanan mavilikleri karanlık kuyulara saklanan sırların kucağında bulmuştu kendini. Komadan çıktıktan sonra ona anlatılan hayatı yaşamaya başlayacak ve eski hayatından hatıra kalan iki yara iziyle gizemli adamın çekimine kapılarak kilitli kapılar ardına saklanan gerçekle yüzleşmeye başlayacaktır. Fakat bilmedikleri engeller karşılarına çıktıktan sonra ikisi de artık aynada gördükleri kişiler değildir...

Anılarını yağmur tanelerine saklayan Sally ve en değerlisinin hayatı için tercih yapmak zorunda kalan bir adamın hikayesini okumaya hazır mısınız?

En zoru neydi, kendimden çok seni unutmam mı? Yoksa bunun verdiği acıya dayanmaya çalışmam mı?

chap-preview
Free preview
“DERİN UYKU"
SALLY Burası hep şık ve parlak mıydı bu kadar? Yaklaşık üç senedir bu kliniğe gelmeme rağmen hiç böyle görmemiştim burayı ya da hiç bakmamıştım görmek için. Bekleme salonundaki beyaz deri koltuklar, çeşitli bitkiler, tablolar, kitaplar ve ışıldayan avizeler dikkatimi hiç çekmemişti bu günkü gibi. “Bu koltuklardan hangisine otursam? Bugüne kadar niye hiç oturmadım? Ya da oturmak istiyor muyum?" düşünceleriyle kendimi meşgul ederken bir gözüm de beni çağıracak olan sekreterin üzerindeydi. Hiç vakit kaybetmeden Doktor Emma ile görüşmek istiyordum. İnsan kalabalığı içinde fazla kalmadan güvende hissettiğim yere gitmeyi planlıyordum. Zaten dışarıya çıkabildiğim nadir günlerde gidebiliyordum oraya daha fazla geç kalmaya da niyetim yoktu. Üç yıldır, hemen hemen her ay iki belki de üç defa buraya geliyordum. Doktor Emma ile uzun sohbetler ediyor fakat bir arpa boyu bile yol alabildiğimizi düşünmüyordum. Tabii bu doktor için farklıydı, bunu anlayabilecek kadar kafayı sıyırmadığımı biliyordum. Yaşadığım her gün bir diğerinin aynısıydı. Ta ki geçtiğimiz o güne kadar... Sekreter yanıma yaklaştı ve herzamanki (diğer hastaları rahatsız etmeyen) ses tonuyla; _ Merhaba Sally! Biliyorum, bekletilmekten hoşlanmıyorsun ama yarım saat erken geldin. _Upss! Belki de o gün, bugündür ha? Sonunda, üç senedir bir kez bile oturmayı düşünmediğim koltuklara oturacak ve hiç merak etmesem de rahatlıklarını test edebilecektim. _Henüz doktorun hastası çıkmadı, özür dilerim ama oturmak zorundasın. Dilediğin yere." Son kelimeleri neden söyledi ki zaten istediğim yere oturacaktım. Ufak çaplı bir panik anı yaşasam da bunun üstesinden gelebilirdim. Koltuklara göz gezdirdim. O an kendime çok kızdığımıda itiraf etmem gerekiyor tabii. “Neden bu kadar erken geldim ki? Saatim mi bozuldu yoksa? Of lanet olsun!" diye içimden söylenip bir yandan da saatimi kontrol ediyordum. Şimdi oturmak zorundaydım çünkü ne kadar bir süre ayakta bekleyeceğim belli değildi. Bu odanın içinde, benimle aynı havayı teneffüs eden herkes doktorun tedavi süresini istediği kadar uzatabileceğini biliyordu. Tahminimce zaten herkes de o yüzden tercih ediyordu burayı. Cam kenarında konumlandırılan tekli deri koltuğa yöneldim. Ne altmışlarında olan kadının sıkıntılarını dinlemek ne de beş-altı yaşında olduğunu tahmin ettiğim ufaklığın şımarıklıklarına eşlik eden tiz çığlıklarını duymak istiyordum. Olabildiğince uzaklaştım, en azından ben öyle düşünüyordum. Çantamın derinliklerinde birbirine dolanmış kulaklığımı çıkarıp ayırdım, en sevdiğim şarkıyı açıp, kulağıma taktım. Kendimi notaların ahengine teslim etmek en doğrusu olacaktı bu vaziyette. Ben kaç gündür uyumuyorum acaba? Üç, dört belki de beş... Son birkaç gündür kendimi çok garip hissediyorum. Yaşadığım o günü, o anı, o duyguları biran önce Doktor Emma ile paylaşmam gerekiyordu. Arkama yaslandım ve mavilerimi kapadım. DOKTOR EMMA Kapım çalındığı sırada bir sonraki randevum için gerekli hazırlıkları yapıyordum. Heyecan ve panik haldeki Rose, daha önce hiç yapmadığı şekilde içeriye dalmanın verdiği rahatsızlıkla konuşmaya başladığında, yüzündeki korku gözlerinden okunabiliyordu. _ Doktor, hastanız Sally geldi! Şaşırmıştım, biraz yüksek bir sesle cevap vermiş olabilirim sanırım. _Evet, ne bekliyorsun Rose alabilirsin içeriye! Neden on beş dakika geç kalmış öğrenelim. Rose, iyice tedirgin bir hale bürünmüştü. Sally için endişelendim doğrusu belki de geç kalmasının sebebi başına gelen kötü bir olay diye düşünmeden edemedim. _Kendisi bir saat önce geldi! İçeride hastanız olduğu için beklemesi gerektiğini söyledim. Hiç istemeden de olsa cam kenarındaki koltuğa oturdu. Ve, ve sanırım uyuyor... Hem de çok derin bir uyku. Hastanız çıktığında yanına gittim, seslendim uyanması için ama kulağında kulaklık var. Dokunup uyandırmayı düşündüm, kendisine dokunulmasını sevmediğini bildiğim için vazgeçtim. Ne yapmalıyım? Bunu duyduğumda çok şaşırmıştım, Rose' a sert çıkıştığımı fark ettim, bunun için üzüldüm ama onun gönlünü daha sonra alabilirdim. Yaşanan bu durum oldukça farklı ve önemliydi. Çabuk düşünüp karar vermem gerekiyordu. Sally bekleme salonunda uyuyacak bir hasta değildi, hiçbir zaman da olabileceğini düşünmemiştim. Uyandığındaysa yaşayacağı korku ve panik dalgasının ne kadar olabileceğini kestiremiyordum. _ Tamam, sakin olalım. Önce bütün randevuları iptal ediyoruz, bunu ben yapabilirim. Sizlerde içeride bekleyen hastalarımıza sessizce durumu anlatarak burayı boşaltmalarını isteyin. Gelecek randevuları için ücret almayacağımızı belirtmeyi unutmayın. Benim adıma özür dilerseniz çok memnun olurum. İşiniz bittiğinde sizlerde çıkabilirsiniz. Yarın görüşmek üzere. Ve Rose, lütfen sessiz olun... Rose ve diğer çalışanlar onlara ne söylediysem yavaş ve sessizce yerine getirdiler. Bütün hastalar Sally' nin özel durumunun ne kadar önemli olduğunu anlamış ve bu duruma anlayış göstermişlerdi. Hepsinin arasında kelimelere dökülmeyen bir bağ olduğunu görebiliyordum. Rose herkesin çıktığını söylemek için yanıma uğradığında ben de son randevuyu iptal etmiş ahizeyi yerine koyuyordum. İyi akşamlar dileyip, nazikçe elini kaldırdı ve o da çıktı. Şalımı alıp Sally' nin yanına gittim. Üzerini örttüğümde gün yüzüne çıkan annelik duygularım ile baktım masum yüzüne. Kitabımı aldım, karşısındaki koltuğa oturdum. Kim bilir kaç sayfa okuyacaktım o uyurken. Uyanmaya niyeti yok gibi duruyordu, derin bir uykunun kollarında olduğunu anlayabiliyordum.Heyecanlanmıştım doğrusu çünkü severek okuduğum bu kitap iş yoğunluğum sebebiyle benimle, ev ve iş yerim arasında gidip geliyordu. Bu benim için bulunmaz bir zamandı. Merak ediyordum satır aralarında beni nelerin beklediğini...

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

Secretly Rejected My Alpha Mate

read
35.7K
bc

The Luna He Rejected (Extended version)

read
612.5K
bc

His Unavailable Wife: Sir, You've Lost Me

read
10.4K
bc

The Lone Alpha

read
125.5K
bc

Claimed by my Brother’s Best Friends

read
819.0K
bc

Bad Boy Biker

read
8.7K
bc

The CEO'S Plaything

read
19.3K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook