Karşımda yıllar sonra yine peri bacaları vardı. Erdem beni yine apar topar bir şekilde almış, Kapadokya’ya getirmişti. ‘’Burayı hatırladın mı Gülşah?’’ ‘’Unutabilir miyim? İnanamıyorum sana!’’ ‘’Mutlu olacağını düşündüm.’’ ‘’Çok mutlu oldum.’’ ‘’Mutlu ol. Daha çok mutlu ol. Seni Amerika’ya da götüreceğim. Sözüm var.’’ Böyle demesiyle güldüm ve yüzümü ona döndüm. ‘’Gitsem yine de giderdim. Seni getirdiklerinde, yeniden bilet alır, giderdim. Ya da daha sonra Burak’ın yanına gider, dünyayı gezerdim onunla.’’ ‘’Niye gitmedin?’’ ‘’Hepimiz senin kadar kolay gidemiyor.’’ ‘’Bana haksızlık etme. Benim için de hiç kolay değildi. Ama hepsini anlatacağım sana, az kaldı. Kahvaltıyla duruyoruz, acıkmadın mı daha?’’ ‘’Acıktım tabii…’’ ‘’Seni çok güzel bir yere götüreceğim.’’ ‘’Nereden biliy

