Helena’nın saray gibi labirenti artık bir mezarlığı andırıyordu. Toz, kan, ve kırık aynalar… Neva, susturuculu silahını yere bırakmıştı. Çünkü bu hesap, kurşunla değil, kelimeyle bitecekti. En azından öyle başlamıştı. > “Sen beni neden seçtin?” diye sordu Neva. “Neden ben?” Helena başını kaldırdı. Omzundaki kurşun yarasından süzülen kan, ince bir ip gibi ceketini ıslatıyordu. > “Çünkü sen benim tamamlanmamış halimsin. Ben kimseye dönüşemedim. Ama sen… sen kendine bile hükmeden bir cezasın.” Neva bir adım attı. Kırık camların üstünden çıplak ayakla yürüyordu. Acı çekiyordu ama o acıdan zehir değil, güç doğuyordu. --- Dışarıda – Rafael Rafael, labirentin dışında eli tetikte bekliyordu. Gökyüzüne baktı. Bulutlar ağırdı. Hava… Neva’nın içinde kopan fırtınayı yansıtıy

