Yalanın En Güzel Yüzü Sabah. Otel odasına gri bir gün doğdu. Neva çıplak omzuna Rafael’in ceketini alıp cama yöneldi. Camdan İstanbul’a değil, geçmişine bakıyordu aslında. > “Bitti sanmıştım. Ama bu hikâyede ‘son’ kelimesi yok,” dedi fısıltıyla. Rafael yatağın kenarında otururken, eline bir zarf aldı. Helena’nın eşyaları arasında bulduğu, mühürlü ve isimsiz bir zarf. Açtı. Ve içeride tek bir fotoğraf. Neva, çocuk yaşta. Yanında başka bir kadın… Ve arkasında gölgede kalmış bir adam. Rafael kaşlarını çattı. > “Bu kim?” Neva geldi, fotoğrafa baktı. Ve dondu. Nefesi kesildi. > “Bu... annem sandığım kadın değil. Bu fotoğraf sahte.” Gözleri aniden karardı. Kalbindeki taşlar bir bir yerinden oynadı. Helena, sadece kontrol etmemişti onu. Geçmişini de kurgulamıştı.

