3. BÖLÜM

1221 Words
Savaş elinde ki bardağı başına dikti. Arka planda çalan Müzeyyen Senar’ın yanık sesi yüreğinde yaşattığı sevdayı daha da harlıyordu adeta. Gözlerini her yumduğunda yeşil gözlerle yer alan kırıklar aklına geliyordu. Murat gözlerini arkadaşına dikmişti. ‘’Neden bunu yaşatıyorsun?’’ Diğerleri de kendi aralarında konuşmayı bırakmış ikiliye bakmaya başlamıştı. Savaş gözlerini dolu kadehinden karşısında oturan arkadaşına çevirdi. ‘’Kimseye yaşattığım bir şey yok.’’diye mırıldındı. ‘’Bok yok. Bu yüzden böyle dertli bir şekilde çözümü kadehin dibinde arıyorsun.’’ ‘’Ne yapayım kardeşim? Ne yapmamı istersin?’’ Murat ‘’Ne yapabilirsin?’’diye mırıldandı. ‘’Ne yapabilirsin biliyor musun? Mesela Karşısına çıkabilirsin. Elinden tutabilirsin. Seni seviyorum diyebilirsin. Pişmanım. Affet beni diyebilirsin.’’ Savaş dalga geçercesine güldü. ‘’Madem bu kadar kolay sen neden yapmıyorsun?’’ Murat omuzları çöküp geriye yaslandı. ‘’Elimde olsa keşke yapsam. Ama elimde değil be kardeşim.’’ ‘’Size çok üzülüyorum biliyor musunuz?’’dedi Gökhan. Masada ki herkes anlamaz gözlerle Gökhan’a baktı. ‘’Bu yaşadığımız hayat o kadar kısa ki. O kadar kısa ki... Bir saniye içerisinde nefesimizin kesilmeyeceği ne malum. Ama sizler bu dünyada ki ölümü o kadar çok unutuyorsunuz ki. Hepimiz yirmi beş yaşındayız. Ne kadarlık ömrümüz kaldı belli değilken neden kalan ömrünüzü sevdiğiniz kadınla geçirmiyorsunuz. Dünyevi olaylarla kendinizi o kadar çok boğmuşsunuz ki aşkın, sevdanın ne ün, ne ünvan ne sıfat hiçbir şeye ihtiyacı yok. Aşkın sevdanın sadece sevilmeye ihtiyacı var. Ama sizler bunu göremiyorsunuz. İşte< bu yüzden size çok üzülüyorum.’’ ‘’Hayat geçiyor usta. Yaşamak ve yaşamamak bizim elimizde.’’ dedi Batuhan. Savaş güldü sebepsizce. ‘’Umut benim için hep imkansızdı. O öyle şık birisi ki... Gülüşü, yürüyüşü, konuşması, bakışı... Kendimi ona hiçbir zaman yanına yakıştıramadım. O benim gözüm de o kadar yüksekte ki... Her zaman daha iyisine her zaman daha güzeline layık olmalı. Kendimi sadece buna şartladım. Halen daha öyle.’’ deyip sessiz kaldı bir süre. Hakan güldü seslice. ‘’Abi biz neden büyüdük ki ya? Küçükken sevmek çok daha güzeldi. Çok daha kolaydı. Şimdi on bilinmeyenli denklem resmen.’’ Herkes onaylarcasına başını salladı. Savaş başını kaldırması ile aşağıya doğru inen kızları gördü. Konuşma sesleri kulaklarına doluyordu ancak beynine ulaşmıyordu. Çünkü en arkada ise Umutu gördü. Yanında daha önce hiç görmediği bir erkek ile. O an bir aydınlanma yaşadı Savaş. Umut’un hayatına özel bir erkeğin girebilme ihtimali... Genç adam gördüğü şeyin bir rüya, bir kabus olduğunu düşünüyordu. Çünkü bunun başka bir açıklaması olamazdı. Sevdiği kadının, komşu kızının elini tutup, ona güzel bakış ile bakan adamın varlığı Savaş’ın yüreğine balyoz etkisi yapıyordu. Gördüklerine bir anlam vermeye çalışsa da yapamıyordu. Anlam vermek istemiyordu çünkü. Duyduğu siktir kelimesi ile gözlerini kapattı. ‘’Lütfen rüya olsun. Lütfen rüya olsun.’’ Değildi. Gözünün karardığını hissetti. Elini okşayan el, yüzüne şefkatle ve farklı pırıltılarla bakan gözler... Damarlarında öfkenin, kinin en üst seviyesini hissediyordu. Karşısında daha önce görmediği ama karşı nefret besliyordu Savaş. Sadece hızla oturduğu sandalyeden kalktığını ve adamın üzerine uçtuğunu hatırlıyordu. ‘’O kim lan!’’ diye bağırdı gecenin karanlığında. Sadece sokak lambalarının aydınlattığı yolda adamın suratına indirdiği yumuklarına odaklamıştı. Çevresine kendini kapatmıştı. Elinin altında ki adam kahkaha atması ile Savaş’ın daha da öfkelendi. ‘’Neden gülüyorsun lan piç herif.’’ ‘’Hoşuna mı gidiyor lan!’’ ‘’sen onun eline nasıl dokunursun! Ne hakla elini okşarsın?’’ ‘’Sana ne!’’ Savaş duyduğu geri dönüş ile patlama yaşadı. ‘’ne demek sana ne? Ulan puşt senin gelmişini geçmişini... Ahhh!’’ yüzünün tam ortasına indirdiği yumruktan sonra kollarından tutulup geriye çekildiğini hissetti. Kendisini tutan kollardan kurtulup Umut’un önüne geldi. Gözleri dolu dolu baktı sadece. Hayal kırıklığı vardı Savaşın gözlerinde. Görsün istedi Savaş. Kalbinde ki kırıkları gözleri ile görsün istedi. Can kırığı gibi paramparçaydı. Umut Emir’in yanına çöküp ‘’Emir iyi misin?’’diye sordu. Emir gözleri Savaşta başını olumlu şekilde salladı. Umut Savaş’ın bu hali ile ne yapacağını şaşırmıştı. Böylesine bir tepki asla beklemiyordu. Resmen çocuğun yüzünü darmadağın etmişti. Savaşın mavilerinde gördükleri ile yutkundu. Tüm bunlar Savaş’ın suçu iken şimdi neden kendisine böyle kırgın bakabiliyordu. Kolundan tutup çekilmesi ile neye uğradığını şaşırdı. Galatanın ara sokağında Savaş önde Umut arkada ilerliyorlardı. Boş ıssız bir çıkmaz sokağa giren Savaş Umut’u hafifçe öne savurdu. Hayal kırıklığının yaşatmış olduğu acı ile bağırdı. ‘’Derdin ne Umut?’’ Umut Emir’in dövülmesi, zorla tutulup buraya getirilmesi ve üstüne bir de kendisine bağırması ile iyice sinirlendi. Asıl senin derdin ne be adam. Neden Emir'e vurdun. Çocuğun yüzünü dağıttın resmen!’’ ‘’Nasıl vurmayayım Umut. Ulan nasıl vurmayayım. Sana dokunuyordu. Sana olan bakışlarının farkında değil miydin?’’ Umut ellerini saçlarında daldırıp çığlık çığlığa bağırdı. ‘’Sana ne Savaş. Bu sabah yüzüme bile bakmayan sen, yıllarca yüzüme bakmayan sen ne hakla şimdi seni ilgilendiriyor.’’ Öyle çok bağırıyordu ki boğazı acıyordu. İkisi de bağırarak konuştuklarından dolayı boyunlarında ki damarlar şişiyor ve kızarıyordu. ‘’ilgilendirir ulan! Ilgilendirir! Eğer ben seni seviyorsam ilgilendirir! Eğer ben sana köpek gibi vurgundam ilgilendirir. Eğer bu kalpte senin adın yazılıysa ilgilendirir. Eğer bu dünya da gördüğüm tek yüz sensen, tek zikrettiğim isim senin isminse, siktiğimin hafızasında bir tek seninle olan anılarım varsa, tekar ve tekrar seninle olan hayallerimi düşlüyorsam, seninle ilgili hiçbir konuyu atlamıyorsami bu yürek, bu can sadece seni istiyorsa ve köpek gibi pişmansa ilgilendirir Umut!’’ Savaş itirafında her şeyi daha iyi belli etmek için, sanki daha iyi kendini anlatacağını düşünerek yumruk yaptığı sağ elini sürekli kalbinin üzerine vurarak konuşmuştu. Umut yıllardır bekledi itiraf karşısında vurguna uğradı. Bu dudaklardan ne kadar zaman olmuştu seni seviyorum kelimesi duymayalı. Yıllardır kendince verdiği savaştan galip gelen kendisi iken yüreğinde hissetiği bu sancının sebebi neydi peki? ‘’Bilerek yapıyorsun değil mi? Ben zamanında nasıl Aslı’yı sevgilim diye senin karşına çıkarttıysam şimdi aynısını bana yapıyorsun. Intikam alıyorsun benden. O zaman yaşadıklarını, hissettiklerinin aynısını bana yaşatacaksın.’’ Umut şok olmuş bir şekilde karşısında ki adama bakıyordu. ‘’Aslı mı? Sen halen daha o kızda mı takılı kaldın Savaş. Hala o kızda mı senin aklın?’’ diye sordu sessiz bir şekilde Umut. Sesi öylesine acılıydı ki... Kezzap dökmüşlerde can çekişiyorlardı adeta. Yine ve yine karşısına çıkmıştı o isim. Hayatının en karanlık gününe sebebiyet veren o isim yıllar sonra tekrardan karşısına çıkıp hayatını mahvetmeyi başarmıştı. Umut geriye doğru adımlar atıp başını iki yana salladı. ‘’Git buradan.’’diye fısıldadı. Savaş hızla ileri atılıp Umut’u tutmaya çalıştı ancak Umut ellerini havaya kaldırıp kendisine dokunmasına engel oldu. Savaş çaresizlikle kendisini ifade etmeye çalıştı. ‘’Dinle beni. O benim aklımda durmuyor. O hiçbir zaman ne aklımda ne gönlümde yer aldı. Sadece bu akşam gördüklerim ile aklıma sana yaşattıklarım geldi. Yapma Umut yalvarırım yapma. Sen başka birisi ile göz göze gelsen bile benim canım yanıyor Umut.’’ Umut gözleri dolmuş bir şekilde Savaş’a bakıyordu. ‘’Buna sen sebep oldun. Ben senindim Savaş. Hep senindim. Ama sen beni ittin. Sen beni kendi hayatından sildin Savaş. Benim bu olanlardan en ufak bir fikrim yoktu. Emir’in itirafı ile şok oldum. Bu yüzden boşluğumdan yararlanıp elimi tutmasına engel olamadım. Ama hiç aklıma gelmemişti biliyor musun o kadın. Aklımın ucundan bile geçmemişti. Ama sen...’’ ‘’Ne var biliyor musun Savaş. Eğer ben o günlerde yaşadığım acının intikamını almaya açlışsaydım, yüreğin gerçekten yakardı seni. Senden gerçekten intikam almak isteseydim eğer benim en büyük intikamım seni kalbimden silmek olurdu. Bende ki seni küle çevirirdim. Eğer o günlerde döktüğüm sayısız göz yaşlarının intikamını almak isteseydim sen her gün içten içe ölürdün. Senden o zaman gerçekten nefret ettim biliyor musun? Sana deli sevdam hem yüreğimi yakıp kavuruyordu ancak nefretimi de körüklüyordu. Sen Savaş benim ne sevdama ne de nefretime layıksın. Vazgeçmedim savaştım. Sana inat sana ulaşabilmek için savaştım. Bilmediğim ama farkında olduğum korkularınla savaştım. Ama değmezmiş. Sen az önce yaşananlardan sonra Aslının intikamı dedin ya... Sana diyecek bir şeyim yok artık benim.’’ K.S.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD