"Gerçekten küçük bir köpekten korktuğuna inanamıyorum." Kahkaha atarak yanıma geldi. Beni kucağına aldığında ne yaptığını anlamadan omzuna vurmaya başladım.
"Ya! Ne yaptığını sanıyorsun? Beni hemen yere bırak!" Sinirle omzuna vurmaya devam ediyordum.
"Bana vurmayı kesersen bırakacağım." Aynen dediği gibi ona vurmayı bıraktığımda yavaşça beni yere bıraktı.
"Ben sana burada bekle dedim ama tezgahta beni bekleyeceğini beklemiyordum." Sinsice güldüğünde ona sinirle göz devirdim hiçbir şey söylemeden arkamı dönüp mutfaktan çıktım.
Haklıydı, gerçekten bana bir şey olmaya başladı .Ben onu aptal gibi bıraktığı yerde beklemiştim.
Kanepeye geçip oturduğumda Baran hemen arkamdan karşıma geçip oturdu.
"Tamam, şimdi anlat dinliyorum." Kollarını göğsünde birleştirip bana baktı.
"Önce sen anlat Baran sana günlerdir ulaşamıyorum ve gerçekte-"
"Gerçekten beni merak ettin mi? Yoksa sadece anlaşmayı bozduğumu düşündüğün için mi buraya geldin?"
"Tabi ki ikisi için de gelmedim seni dövmek için geldim."
Onu dövmek için buraya kadar gelmek komikti ama bende ne için geldiğimi bilmiyorum. Onu dövmek için geldiysem neden dövmek yerine konuşuyordum?
"Beni dövüp git o zaman." Ayağa kalkıp bana doğru gelmeye başladı. Hızla yanıma gelip yüzüme eğildi.
"Ama yüzüme vurma sakın." deyip geri çekildi. Hiçbir şey yapmadan öylece ona baktım.
"Lütfen bir an önce hıncını çıkartıp git uykum geliyor." kapıyı işaret ettiğinde ciddi olduğunu anladım.
"Ya! Saatin farkında mısın? Beni bu saatte dışarı atacak değilsin herhalde." Yüzüne baktığımda gerçekten ciddi görünüyordu.
"Ben hiçbir yere gitmiyorum. Delirmiş olmalısın."
"Beni rahatsız ediyorsun Hümeyra. Gerçekten uykum var ve bir an önce uyumak istiyorum." Kolumdan tutup beni dışarı çıkardı.
"Ya Baran deli misin? Burada ne yaparım?" Beni dinlemeden kapıyı üstüme kapattı.
"Baran gerçekten beni delirtiyorsun!" Ayağımla kapıya vurup bahçeden içeri giren kapıya yöneldim ama onu da kapatmıştı. Yüzümü cama dayayıp merdivenlerden aşağıya inen Baran'a masumca baktım. Beni içeri alması için bunu yapmalıydım. İşe yaramayınca yere oturup sırtımı cama dayadım.
Hayır yani kalbini kıracak bir şey söylememiştim,neden çocuk gibi kırılmıştı anlamıyorum.
Sırtımın yere değmesiyle kendimi yerde uzanmış halde buldum. Sırtım biraz acımıştı ama bir önemi yoktu.
"Yaa! Delirdin mi?" Ayağa kalkıp Baran'a sinirle baktım. Umursamadan arkasını döndü.
"Ben uyumaya gidiyorum nerede uyuyacaksan uyu ama beni rahatsız etme." merdivenlerden yukarı çıkınca bende arkasından hızla yürüdüm.
"Baran seni kırdıysam özür dilemek istiyorum ama önce neden kırıldığını anlat. Yoksa özür dilemem." Birden arkasını dönünce dengemi kaybedip geriye doğru afalladım. Belimi tutmasıyla korkuyla kapattığım gözlerimi açtım.
"Beni rahatsız etme demiştim Hümeyra." diliyle dudaklarını ıslatması istemeden gözlerimin dudaklarına kaymasına yine sebep olmuştu.
"Be-ben." Kafamı sallayıp "Beni bırak Baran." deyip bir belimdeki kolunu geri ittirdim ama bu sefer belimi daha sıkı tutmuştu.
"Bana bak Hümeyra şimdi uyumaya gideceğim ve tek bir ses dahi duymak istemiyorum." Kaşları çatık bir şekilde bana sinirle bakıyordu.
***
Yüzüme değen sıcaklıkla gözümü açtım. Yüzüme bakan küçük gözlerle göz göze geldiğimde sersemce ayağa kalktım.
"Ya Baran! Barbar'ın burada ne işi var?" Uyku sersemi olmama rağmen hızlıca dışarı çıktım tabi Barbar da arkamdan geliyordu.
"Havuzun yanına geldiğimde adımlarımı yavaş yavaş geriye atıyordum. "Barbar lütfen gelme bak senden korkuyorum." Ağzında küçük topla bana yaklaşıyordu.
"Çok akıllı bir köpeksin lütfen beni dinle ve git." Hızlıca bana yaklaştığında bir adım daha geriye atmam ile kendimi suda çırpınırken bulmam bir oldu.
Yüzme bilmiyordum ve şimdi ise boğulmayacak kadar derin olmamasına rağmen küçük havuzda çırpınıyordum daha fazla dayanamayıp çırpınmaktan yorulan bedenimi suya bıraktım.
Gözlerimi kapatıp suya bıraktığım bedenimin zemine inmesini beklerken içimden Baran'ın bir an önce beni kurtarmasını diliyordum.
'Buradan sağ çıkarsam ona kötü davranmak yerine usluca oyununa devam edeceğim söz. Yeter ki beni kurtarsın henüz çok gencim ve ölümümün bu kadar basit bir şey yüzünden olmasını istemiyorum. O olaydan sonra sağ kurtulmuşken şimdi aptal fobim yüzünden olamaz. Olmamalı...'
Yüzüm havayla temas ettiğinde kurtulduğumu anlamıştım ama gözümü açmak zordu. Nefes alış verişim düzelirken bedenime değen sıcak bedene sıkıca tutundum. Baran'ın olduğunu biliyordum çünkü kokusundan anlamıştım.
Zor da olsa gözlerimi açtığımda korkuyla yüzüme bakan Baran ile göz göze geldik. Kollarını belime sıkıca sarmış beni suyun üstünde tutuyordu. Kollarımı boynuna sarıp sıkıca sarıldım.
"İyi misin?" Bir şey söyleyemediğimden başımı olumlu anlamda salladım.
"Gerçekten tam bir baş belasısın." bedeninin titremesinden güldüğünü anlamıştım ve bende gülmüştüm.
***
Baran'un bana giymem için verdiği tişört ile çorapları giyip aşağıya indim. Mutfaktan sesler gelince mutfağa yöneldim. Beni karşısında görünce gülmemek için dudaklarını birbirine bastırdı.
"Kendini sıkmana gerek yok Baran, komik olmuş biliyorum." deyip güldüm o da aynı şekilde bana bakıp güldü. Gülüşü ona yakışıyordu daha önce hiç görmediğim eşsiz bir gülümsemeydi.
İkimiz ilk defa tartışmadan sessizce yemeklerimizi yiyip beraber mutfağı toparladıktan sonra salona geçtik.
Salondaki küçük yemek masasında beste yaparken ben ise sessizce onu izliyordum. Bazen çok iyi bazen çok acımasız olabilmeyi nasıl başarıyordu bilmiyorum ama şimdi gözüme tatlı görünüyordu; Sürekli diliyle dudaklarını ıslatması, kalemi parmaklarının arasından geçirmesi, düşününce çenesini parmaklarının arasına alması hoş görünüyordu.
"Ne zaman gidiyoruz?" Oturduğum kanepeden kalkıp yanındaki sandalyeye oturdum.
"Akşama doğru bizi almaya gelecekler." Başımı olumlu anlamda salladım.
"Yüzmeyi bilmiyor musun?"
"Hayır."
"Karanlıktan, köpekten, sudan başka nelerden korkuyorsun?"
"Sudan korkmuyorum sadece yüzme öğrenmek için vaktim olmadı diyelim. Başka bir şeyden de korkmuyorum." deyip yüzüne baktım. Önündeki kağıtlara bakıp kafasını 'Anladım,' anlamında salladı. Kısa bir sessizlikten sonra, "Sana yüzmeyi öğreteceğim hem de en yakın zamanda." Deyip masadaki kağıtları toplayıp yukarı çıktı.
Salonda tek başıma kalmıştım. Dakikalar hatta saatler sonra bizim için gelen araca bindiğimizde Bara düşünceliydi. Ben de üzerime sinen yorgunlukla uyuyakalmıştım.
***
"Telefonu kapatmak da ne oluyor Meyra? Bana söz vermiştin bir daha o telefonunu kapatmayacaktın! Sen hala akıllanmadın sanırım. Sana yine bir şey oldu diye çok korktum."
Eve geldiğimden beri İzgi aynı şeyi söyleyip duruyordu. Haklı olduğu için sessizce kanepeye oturup onu dinliyordum.
"Özür dilerim abla mesajımı aldığını sanıyordum."
"Sanma Hümeyra! Gönderildiğine iyice bakmalıydın." Yazdığım mesaj İzgi'ye gitmeden telefonu kapatmışım ve mesaj gitmemişti.
"Azarlaman bittiyse uyumaya gidebilir miyim?" Masumca baktığımda hafifçe sırıtıp, "Deli kız git uyu ama bu burada bitmedi ona göre." Bitmez zaten ona yaşadıklarımı söyleseydim hiç bitmezdi de...
Uyumak için yatağa uzandığımda telefonumun bildirim sesini duyunca telefonumu alıp ekranı açtım.
Baran: Nasılsın?
Hümeyra: Daha iyiyim.
Teşekkür ederim. Ölümden kurtardığın için.
Baran: Ölümün bu kadar çabuk olmamalı.
Daha yeni başladık.
Ayrıca bana borçlusun, karşılığını isterim;)
Hümeyra: Yine gıcıklık yapmaya başladın.
Baran: Haftaya sana yüzmeyi öğreteceğim ona göre.
Sakın itiraz edeyim deme.
Hümeyra: İtiraz etmeyeceğim.
Ama ben tek başıma da öğrenebilirim.
Baran: Ayrıca Köpek fobini de gidereceğim.
Buna kararlıyım.
Hümeyra: Başka ne yapmayı düşünüyorsun?
Baran: Son bir şey daha var onu da zamanla sana öğreteceğim.
Hümeyra: Bitti mi?
Baran: Şimdilik bitti.
Hümeyra: O zaman iyi geceler.
Çok uykum var.
Malum dün küçücük kanepede uyudum ve her yerim tutuldu.
Bunun acısını çıkartacağım Baran
Baran: Sana benimle uyuman için teklif etseydim kabul etmeyeceğin için orada uyumak zorundaydın Meyra:)
Hümeyra: Sen kanepede uyuyabilirdin.
Ben de senin yerinde uyurdum.
Baran: Unuttun galiba ben bir yıldızım ve hastalanmamam gerekiyor o yüzden kusura bakma söz konusu ben ve sağlığım olunca kendimden başkasını düşünemiyorum.
Hümeyra: Gerçekten gıcıksın.
Baran: İyi geceler sevgilim:)
Görüldü...
Baran'a böyle sakin davranmam hiç normal değildi. İlk gün yazdıklarına verdiğim cevaplarla şimdikiler hiç örtüşmüyor. Ah, Meyra. Sana ne oluyor?