Geç de olsa Baran sonunda üstümden kalkmayı akıl etmişti. Neredeyse bütün kemiklerim kırılacaktı zaten küçük bir şeydim onun kocaman bedeninin altında ezilmekten son anda kurtulmuştum.
Baran'ın bana uzattığı elinden tutarak ayaklandığımda saçımı düzelterek buradan nasıl kaçacağımı düşünüyordum.
Ama bu sefer etrafımdaki insanlardan nasıl kurtulacağımdan hiçbir fikrim ve planım yoktu maalesef.
Etrafım gittikçe kalabalıklaşırken, tedirginliğim arttı. "Efendim içerideki yabancı kişiyi bulduk." Güvenlik görevlisi beni göstererek telsizden anons ederken Kadir ise ne olduğunu anlamadan ikimize bakıp duruyordu.
"Bana hala ne olduğunu anlatmadın Baran?" Gözleriyle beni işaret edip Baran'a baktı.
"Ağabey..." Bana bakıp sinsice güldü. Aklından yine ne şeytanlıklar var bilmiyordum ama umarım benim ne için burada olduğumu bilmiyordur. Umarım adımı tesadüfen öğrenmiştir...
Baran Gözlerime sinsice bakıp konuştu. "Sevgilim." Bakışlarım söylediği şeyle bir an donup kaldı. Ona her nasıl baktıysam keyfi katlandı. Elimi elinin arasına aldı.
"Özür dilerim bebeğim." Oldukça iyi oynuyordu. Öfkeyle karıncalanan bedenim ve zihnim ne tepki vereceğini şaşırmıştı adeta.
Onu pataklamayı o kadar çok istiyordum ki ama o Kadir'e dua etsin yanında kaba davranmayacaktım. O burada olmasaydı Baran'a karşı asla böyle olmazdım.
Kadir sırıtarak, "Demek ki bizden sakladığın şey buymuş." Diyerek sinsice Baran'a baktı.
Baran Omuz silkip, sanki normal bir şeymiş gibi davranmaya başladı. "Zamanı geldiğinde anlatacaktım ve zamanı geldi bence."
Hala sırıtarak bana bakması beni delirtiyordu. Umarım sinirlerime hakim olup onu pataklamazdım.
"Tanıştırmayacak mısın?" Baran belimden tutup beni kendine çekip, "Tanıştırayım Hümeyra." Dedi, yıllardır tanışıyormuşuz gibi gayet profesyonel bir şekilde davrandı. Gülümsemesi o kadar sahteydi ki oyunculuğuna rağmen sahte olduğunu belli ediyordu. Ya da ben tek fark ediyordum.
"Memnun oldum Hümeyra be-"
"Kadir olduğunu biliyorum. Bende memnun oldum." Deyip bana uzattığı elini tutarak zorla gülümsedim.
İki yıldır uğraşmama rağmen başaramadığımı Baran sayesinde başarmıştım. Ama ona hala kıl oluyordum. Ben Kadir'i istiyordum Baran'ı değil ve onun yüzünden işler daha da karmaşık bir hal almıştı.
Kadir bize doğru gelen Güvenlik görevlilerinin yanına gidip biraz uzaklaştıktan sonra konuşmaya başladılar. Ne konuştuklarını duymuyordum.
"Merak etme Kadir şu an benim sevgilim olduğunu anlatıyordur." Ona sinirle gözümü devirdim.
"Ya, sen ne yaptığını zannediyorsun?" Sesim istemeden yükselmişti ve Baran refleks olarak elleriyle ağzımı kapattı.
"Biraz sessiz konuşan daha güzel olur." Hızla elini geriye ittim.
"Beni ne zannediyorsun? Sen ünlüsün diye hemen boynuna atlayacağımı mı? Ayrıca ben senin sevgilin değilim. Aklından ne şeytanlıklar dönüyor? Hemen şaka yaptım falan de."
"Bitti mi? Şimdi ben konuşabilir miyim?" Hiçbir şey demeden ona sinirle bakmaya devam ettim.
"Tamam sen tam bir sapıksın." Konuşmak için ağzımı araladığımda, "Sus sadece beni dinle." Deyip konuşmama izin vermedi.
"Boynuma atlamak yerine nazikçe teşekkür etmeni beklerdim, ayrıca herkes sevgilim olmak için can atıyor neden bu kadar büyütüyorsun anlamadım. Aklımda hiçbir şey dönmüyor sadece iyi bir adam olarak sana yardım etmek istedim hepsi bu."
İyi bir adam mı? Umarım karşılıklı bir şey istemeyecek yoksa dayanamayıp gerçekten onu pataklardım.
"Seni istemiyorum Baran!"
"Bende sana aşık değilim."
"O zaman bana neden böyle bir şey yaptığını açıkla yoksa seni döverim." Yumruğumu havaya kaldırıp salladım.
Kıkırdayarak, "Senin gibi birine bu hareketleri hiç yakıştıramadım. Ben sadece senin iki yıldır yapamadığını bugün gerçekleştirdim. Bana borçlusun Hümeyra. Benim sayemde Kadir'i düşündüğünden de yakından gördün ve her gün görebilirsin."
"Benim hakkımda neler bildiğini bilmiyorum, bana bunu neden yaptığını da bilmiyorum ama kimse karşılıksız bir iyilik yapmaz. Karşılığında benden ne istiyorsun?"
"Hiçbir şey. Gerçekten bir şey istemiyorum. Sadece bakalım Kadir'e kendini sevdirebilecek misin?"
"Tamam. Kabul ediyorum." Dedim, meydan okurcasına.
Sadece gıcıklık olsun diye bütün bunları yapıyordu ve başarıyordu da ona her geçen dakika daha gıcık oluyordum.
Buraya Kadir için gelmiştim ama şimdi ise Baran'ın sevgilisi olarak ayrılıyordum ne saçma onunla neden anlaştığımı bilmiyorum ama umarım bu oyunda kaybeden ben olmam.
Oradan sorunsuz bir şekilde çıkmıştım eğer beni bulsalardı o zaman ayvayı yerdim. Arabada beni bekleyen İzgi'ye her şeyi anlatmıştım. Başıma açtığım belayı kendim kapatmam gerektiğini söyleyip bana yardım etmek yerine köşesine çekilip izleyeceğini söylemişti.
Benim hatalarımı yaramazlıklarımı hep o düzeltirdi ama ilk kez bana yardım etmeyi reddedip artık büyüdüğümü ve kendi sorunlarımı kendim halletmem gerektiğini söylemişti.
İzgi haklıydı benim arkamı hep topladığı için şımarık biri olmuştum.
"Haydi Meyra düşünmenin zamanı değil onu kabul etmeden önce düşünecektin."
"Bana destek olmanı beklerdim abla." Hayal kırıklığıyla omzum çöktü.
"Her zaman senin arkandayım tatlım ama bu sefer sana yardım edemem bunu kendin halletmelisin." Gayet rahat davranıyordu. Bana yardım etmesi gerekiyordu. Gerçekten bu sefer çok müşkil bir durumdaydım.
"Of abla of!" iç çekerek İzgi'in elindeki çöpü alarak dışarı çıktım.
"Hayır yani hangi akla kabul ettim ayrıca kim karşılıksız bir şeyi yapar. Ah aptal Meyra aptal!" Kendi kendime homurdanarak çöp konteynırına doğru ilerliyordum.
Çöpü atıp arkamı döndüğümde duyduğum seslebir an durdum. "Bu kadar çabuk pes edeceğini bilmiyordum." Sesin geldiği tarafa döndüğümde karşımda maske takan Baran'ı gördüm.
"Hiç de bile pes etmeyeceğim sade- Ayrıca burada ne işin var?" Diye sordum şaşkınlıkla.
"Sadece ne Hümeyra?" Diye sordu, kaşlarını yukarı kaldırarak.
"Senin burada ne işin var, yoksa beni mi takip ediyorsun? Şüpheli bir şekilde onu süzdüm.
Kahkaha atarak bana yaklaştı. "Bilmem olabilir." Ukalaca sırıttığında yüzüne yumruk atma isteğimi bastırdım.
Ya bu kadar uzun olmak zorunda mıydı yanında küçücük kalıyordum ve bu hiç hoşuma gitmiyordu.
"Yoka sapık mısın Baran?" Deyip ona yaklaşıp aramızdaki mesafeyi kapattım.
"Saçmalama Hümeyra Barbar'ı veterinere getirdim."
"Barbar burada mı?" Yine panikleyip kollarından sıkıca tuttum.
"Bu kadar korkmana gerek yok arabada ve dışarı çıkamaz." Kendini biraz eğerek göz göze gelmemizi sağladı.
"Özür dilerim." Ne dediğini anlamadığım için gözlerimi birkaç kez kırpıştırıp bakmaya devam ettim.
"Dün akşam için özür dilerim... Barbar için." Dedi.
"Hı! Sorun değil ben fazla panikledim galiba." Kıkırdayarak güldüğünde bende istemsizce kıkırdamıştım. Onu ilk kez böyle görmüştüm fazla yakından ve fazla mutlu kutu gülüşü ona ayrı hava katıyordu.
"Bana böyle bakmak yerine kolumu bırakırsan çok güzel olur yoksa birazdan bizi böyle görürler."
"Ben özür dilerim ama söz konusu köpek olunca ne yapacağımı bilmiyorum."
"Sorun değil. Anlaşmadan vazgeçebilirsin ben sadece seni gıcık etmek için yapmıştım ama istersen devam edebiliriz."
Dün akşam onu boğmak istiyordum gerçi hala onu sevmiyordum ama akşamki kadar sinirli değildim. Bana bunu neden yaptığını bilmiyorum ama bu oyuna devam etmem gerektiğini düşünüyordum.
"Bunun sonucunda eline ne geçecek?"
"Hiçbir şey." Biraz duraksadıktan sonra, "Şöyle yapalım, eğer iki ay içerisinde Kadir senden etkilenirse kazanırsın ama eğer başaramazsan her konser sonrası böyle delilikleri yapmayacaksın. Çünkü eğer böyle devam edersen gerçekten bizim yüzümüzden başına bir bela açarsın."
"Onlardan sakladığın bir şey var ve bu ben olmadığıma gör-" Sözümü bitirmeme izin vermeyip kaşlarını çattı.
"Bu konu hakkında konuşmanı istemiyorum. Onlardan sakladığım şey seni ilgilendirmiyor!" Yine sinirlendirmeyi başarmıştım. Ama böyle söyledi diye peşini bırakacak değildim.
"E, kararını vermeyecek misin?" Diye sordu merakla.
"Bunu neden kabul ettiğimi bilmiyorum ama umarım pişman olmam." Dedim.
"Merak etme ikimiz de çok eğleneceğiz." Dediğinde sesi oldukça neşeli çıkmıştı.
Umarım bu oyunun sonunda üzülen ben olmazdım...