Emir, şirketin önüne geldiğinde, öfkeden deliye dönmüş bir haldeydi. Kaybettiklerinin acısı o denli şiddetli bir öfkeye dönüşmüştü ki, Engin’i tek dokunuşla küle çevirebilirdi. Üstüne bir de Masal’ı ve o adamı bahçede görmüştü. Zaten sinir kat sayısı tavan yapmış haldeyken bir de bu manzarayı görmek bardağı taşıran son noktaydı. Aracı üstünkörü park edip stop ettirmeden indi. Vedalaşmak için tokalaşan ikilinin arasına girip Masal’ı bileğinden yakaladı. Onunla da konuşacağı konular vardı elbet ancak sırasını bekleyecekti. Önce dinlemesi gereken başka şeyler vardı. Elini ondan kurtarmak için çırpınan Masal, “ Emir ne yapıyorsun? Bileğimi bıraksana, canım acıyor.” Diye bağırdı. Canım acıyor cümlesi Emir’i aniden durdurmuştu. Masal’ın kızaran bileğine bakarak elini çekti. “ Özür dilerim” ded
Download by scanning the QR code to get countless free stories and daily updated books


