Gitmediğini görünce rahatlamıştı biraz da olsa. Ona git derken bunu içten söylememişti. Nedense ona git derken bir yanı gitme demişti. Ama Emir bunu elbette ki duymamıştı. Onun sessizce kabullenişini gözyaşlarıyla eşlik etmiş ve gidişini sessizce izlemişti. Onun gözden kaybolmasıyla pişman olmuştu. Kimsenin gidişi onun ki kadar yaralamamıştı kalbini. Bir tek ona git derken canı yanmıştı. Dili git derken kalbi “gitme. Sen bu aptalı dinleme” diye bağırıyordu. Odada onun gidişini düşünürken aslında bunu istemediğini anlaması kısa sürmüştü. Emir’e ihtiyacı vardı. Onun sıcaklığına, desteğine, dokunuşlarına... Ona ait her şeye ihtiyacı vardı. O yüzden onu tamamen kaybetmeden koşmaya başlamıştı. Salondakileri kendisine yaptıkları gibi yok sayarak, Emir’in adını haykıra haykıra koşmuştu. Onun git

