CİHAN ALİ Dakikalardır nefesimi tutmuştum sanki. Acil müdahale odasının kapısına yaslanmış, içeriden gelecek tek bir haber için bekliyordum. Zaman ilerlemiyordu. Her saniye, sanki ömrüme taşınmayacak kadar ağır yükler bırakıyordu. Kalbim, göğsüme sığmaz olmuştu. Elim telefona, diğer elim dizime gidip geliyordu ama hiçbir şey yapamamanın o lanet hissi... insanı delirtmeye yeterdi. Kapı nihayet açıldı. Beyaz önlüğüyle içeri giren doktor, kaşlarını hafif yukarı kaldırarak bakışlarını üzerime dikti. Yerimden ani bir hareketle doğruldum. “Durumu nasıl?” dedim. Sesim kendi kulağıma bile tanıdık gelmedi. Gerginlikten her yanım uyuşmuştu. Doktor hafif tebessüm etti. “Merak etmeyin. Gayet iyi. Sadece ufak bir kafa travması yaşamış. Kafasını biraz sivri bir yere vurduğu için başı kanamış, fakat

