ASLAN MİROĞLU Öfke, kanımın içinde gezen bir zehir gibiydi. Her geçtiği yerde büyük bir iz bırakıyor ve asla dinmeyen bir acıyla beni ayakta tutuyordu. Kardeşimi bulduğum için seviniyor olsam da onun bir hastanede olması tüm dengelerimi alt üst etmişti. Üstelik neyi olduğunu bile bilmiyordum. Hastane kapısına yaklaşmaya başladığımızda Jiyan huzursuz bir şekilde kaşlarını çattı. “Neden hastaneye geldik Aslan? Bir şey mi oldu? Sorun ne?” diye art arda soruları sormaya başladığında ne diyeceğimi bilemediğim için kısa bir süre sadece ufak ufak öksürdüm. “Bir şey yok endişelenme.” Desem de inanmadı tabii. “Aslan! Bana yalan söyleme. Yalan söylediğini şu an anlıyorum.” Bir yandan arabadan inip kapıyı Jiyan için açarken bir yandan da cevapları toparlamaya çalışıyordum. “Kardelen... hastaned

