ILK TESADÜF

1547 Words
4. Bölüm: ILK TESADÜF Feride, gözlerini açtığında odanın içi henüz aydınlanmamıştı. Perdelerin arasından süzülen soluk ışık, sabahın erken saatlerinde olduğunu gösteriyordu. Yanında Fatih'in düzenli nefesini duydu. Birkaç saniye hareketsiz yattı, sonra dün geceyi düşündü. Havuz kenarında oturan adam. Başını kaldırıp ona bakan gözler. Ve o hafif gülümseme. Feride, gözlerini kapattı. "Ne var bunda?" diye mırıldandı kendi kendine. "Bir komşu sadece." Ama zihni, bu düşünceyi kolayca bırakmıyordu. Levent'in yüzü, gözlerinin içine bakışı, hafifçe gülümsemesi... Hepsi, dün geceden beri aklındaydı. Yataktan kalktı. Fatih'i uyandırmamak için sessizce hareket etti. Banyoya geçti, yüzünü yıkadı. Aynada kendine baktı. Gözlerinin altında hafif morluklar vardı. Yine geç uyumuştu. Mutfağa indi. Çaydanlığı ocağa koydu. Kahvaltı hazırlamaya başladı. Sofrayı kurarken gözü istemeden pencereye kaydı. Yan villa sessizdi. Perdeler kapalıydı. Bahçede kimse yoktu. Havuzun suyu hâlâ yeşilimsiydi. Levent görünmüyordu. Feride, bakışlarını çekti. Kendine kızdı. "Ben ne yapıyorum?" diye mırıldandı. "Neden sürekli oraya bakıyorum?" Çaydanlığın sesi, düşüncelerini böldü. Su kaynamıştı. Feride, çayı demledi. Sofraya oturdu. Bir dilim ekmek aldı, peynir koydu. Yerken gözleri boşluğa daldı. Evli bir kadındı. Fatih'i seviyordu. Hayatında yanlış bir şey yapmak istemiyordu. Peki o zaman neden yeni komşusunun varlığı bu kadar dikkatini çekiyordu? Belki de sadece meraktı. Belki de hayatındaki monotonluğun bir sonucuydu. Belki de... Feride, bu düşünceyi zihninden uzaklaştırdı. Kahvaltısını bitirdi. Sofrayı topladı. Mutfağı sildi. Her hareketi otomatikti. Fatih'in ayak sesleri merdivenlerden geldi. Elinde telefonu, gözleri ekrandaydı. Mutfağa girdiğinde başını kaldırdı, Feride'ye baktı. "Günaydın." "Günaydın." Feride, gülümsedi. "Çay var." "İyi." Fatih, telefona baktı, kaşlarını çattı. Sonra telefonu cebine koydu, sofraya oturdu. "Yine mi düşünüyorsun?" Feride, bir an duraksadı. "Neyi?" "Bilmiyorum." Fatih, çayını aldı, bir yudum içti. "Son zamanlarda bazen burada oluyorsun ama sanki aklın başka yerde." Feride, bir an sessiz kaldı. Sonra gülümsedi. "Uykusuzum sadece." "Emin misin?" Fatih, birkaç saniye ona baktı. "Bir şey mi var?" "Yok." Feride, başını salladı. "Merak etme." Fatih, başını salladı. Çayını bitirdi. Kalktı, ceketini aldı. Feride'ye yaklaştı, alnına kısa bir öpücük kondurdu. "Akşam erken gelmeye çalışacağım." "Tamam." Fatih, birkaç saniye Feride'nin yüzüne baktı. Sonra kapıya yöneldi. "Görüşürüz." "Görüşürüz." Kapı açıldı, kapandı. Evin içi yeniden sessizliğe gömüldü. Fatih, arabasına bindiğinde birkaç saniye evin penceresine baktı. Feride, mutfakta duruyordu. Elinde bir bardakla. Uzaktan bile olsa, yüzündeki ifadeyi seçebiliyordu. Son zamanlarda Feride daha sessizdi. Daha düşünceliydi. Ben neyi eksik yapıyorum? diye düşündü. Cevabı bilmiyordu. Ona iyi bir hayat vermeye çalışıyordu. Güzel bir evleri vardı. Borçlarını zamanında ödüyordu. Gelecekleri için çalışıyordu. Ama belki de Feride'nin istediği şey bunların hiçbiri değildi. Fatih, kontağı çevirdi. Motorun sesi, düşüncelerini böldü. Arabayı geri geri bahçeden çıkardı, sokağa yöneldi. Bu hafta sonu Feride'yi dışarı çıkaracağım, diye karar verdi. Onu bir yere götürecekti. Belki o yeni restorana. Belki de kısa bir hafta sonu kaçamağına. Feride'nin yüzünde yeniden o eski gülümsemeyi görmek istiyordu. Öğleden sonra Feride, markete gitmek için evden çıktı. Üstüne hafif bir elbise giymişti. Beyaz bir gömlek ve kot pantolon. Saçlarını topuz yapmıştı. Arabasına bindi, markete gitti. Marketin içi kalabalıktı. Feride, eline bir sepet aldı. Koridorlarda ilerledi. Sebze reyonuna geldi. Domatesleri inceliyordu. Sonra kahvaltılık reyonuna geçti. Peynirlerin önünde durdu. Bir paket beyaz peynir aldı. Zeytin reyonuna geldi. Bir kutu siyah zeytin seçti. Tam elini uzatıp alacağı sırada, başka bir el aynı kutuya uzandı. Feride, başını kaldırdı. Levent. Karşısında duruyordu. Üzerinde açık mavi bir gömlek ve bej bir pantolon vardı. Saçları hafif dağınıktı. Feride'yi görünce yüzünde kısa bir şaşkınlık ifadesi belirdi. Sonra gülümsedi. "Sanırım aynı şeyi alacaktık." Feride, hafifçe gülümsedi. "Öyle görünüyor." Levent, elini geri çekti. "Buyurun." "Teşekkür ederim." Feride, kutuyu aldı. Sepetine koydu. "Rica ederim." Levent, birkaç saniye ona baktı. Sonra konuştu. "Burada mı yaşıyorsunuz?" "Evet." Feride, başını salladı. "Yakında." "Yan komşu olduğumuzu söyleyebilirim o zaman." Levent, gülümsedi. Feride de gülümsedi. "Evet. Dün tanışmıştık." "Feride." Levent, adını söyledi. "Hatırlıyorum." Feride, bir an şaşırdı. "Adımı hatırladınız." "Unutulacak bir isim değil." Levent, bunu doğal bir şekilde söyledi. Sanki iltifat etmek istemiyordu. Sadece bir gerçeği dile getiriyordu. Feride, içinde küçük bir rahatsızlık hissetti. Bu cümle normal miydi? Yoksa başka bir anlamı mı vardı? Bilmiyordu. Ama bir şekilde, bu cümle onu düşündürdü. "Ben gitmeliyim." Feride, sepetini sıkıca kavradı. "Tabii." Levent, başını salladı. "Görüşürüz komşu." "Görüşürüz." Feride, marketten ayrıldı. Kasaya doğru yürüdü. Ödemesini yaptı. Poşetleri aldı, çıkışa yöneldi. Birkaç saniye sonra istemsizce dönüp baktı. Levent, hâlâ oradaydı. Zeytin reyonunun önünde duruyordu. Feride'nin baktığını görünce, hafifçe gülümsedi. Feride, hemen önüne döndü. Arabasına bindi. Poşetleri arka koltuğa koydu. Kontağı çevirdi. Ama birkaç saniye hareket etmedi. Neden arkasına bakmıştı ki? Neden onun hâlâ orada olduğunu kontrol etmişti? Feride, derin bir nefes aldı. Arabayı sürdü. Eve geldiğinde poşetleri mutfağa bıraktı. Sonra salona geçti. Koltuğa oturdu. Aklı hâlâ marketteki konuşmadaydı. "Unutulacak bir isim değil." Bu cümle, zihninde yankılanıyordu. Neden bu kadar basit bir şeyi bu kadar düşünüyordu? Feride, kalktı. Aynaya gitti. Kendine baktı. "Feride, kendine gel," dedi. "Alt tarafı bir komşu. Sana iltifat etti. Bunu herkese yapıyordur. Sen evli bir kadınsın. Fatih'i seviyorsun. Bunu unutma." Ama sözler, kendi kulağına bile pek inandırıcı gelmiyordu. Levent, marketten çıktığında arabasına yürüdü. Poşetleri bagaja koydu. Sonra birkaç saniye durdu, düşündü. Feride. Adını ilk duyduğunda, kulağa hoş gelmişti. Yumuşak ama güçlü bir isim. Ona uyuyordu. Levent, kadınlarla konuşmaya alışkındı. Hayatı boyunca pek çok kadınla tanışmıştı. Kimi onunla ilgilenmişti, kimi de onunla ilgilenmesini istemişti. Ama Feride farklıydı. Onunla konuşurken sürekli mesafesini koruyordu. Gözlerine bakmaktan kaçınıyordu. Konuşmayı kısa kesiyordu. Sanki onunla konuşmak istemiyordu. Ama aynı zamanda, arkasına bakmıştı. Onun hâlâ orada olup olmadığını kontrol etmişti. Levent, bu çelişkiyi ilginç buldu. Evli olduğunu biliyordu. Parmağında alyans vardı. Bu, onun için bir sınırdı. Levent, evli kadınlarla flört etmezdi. Kendi prensipleri vardı. Ama Feride'nin bu mesafeli tavrı, onun ilgisini çekiyordu. Belki de sadece meraktı. Belki de bu yeni hayatında, ilk tanıdığı yüzlerden biriydi. Belki de... Levent, bu düşünceyi zihninden uzaklaştırdı. Arabasına bindi. Evine döndü. Öğleden sonra hava iyice ısındı. Feride, bahçede oturup kitap okumaya çalışıyordu. Elinde bir roman vardı. Ama gözleri sayfada değildi. Zihni, başka bir yerdeydi. Yan villadan havuz sesi geliyordu. Suyun hareketi. Birinin yüzdüğü belliydi. Feride, önce dikkat etmemeye çalıştı. Kitabına odaklanmaya çalıştı. Ama birkaç dakika sonra istemeden başını kaldırdı. Levent, havuzda yüzüyordu. Kulaçları rahattı, düzenliydi. Suyun içinde süzülüyordu. Feride, birkaç saniye izledi. Levent'in rahatlığı, kendinden emin tavrı, hayatını özgürce yaşaması... Bunlar, Feride'nin dikkatini çekiyordu. Belki de kıskanıyordu. Belki de imreniyordu. Bilmiyordu. Kitabına döndü. Ama okuyamıyordu. Gözleri sayfada geziyordu ama kelimeleri almıyordu. Bir süre sonra havuz sesi kesildi. Feride, başını kaldırdı. Levent, havuzdan çıkmıştı. Üzerinde siyah bir şort vardı. Elinde bir havluyla saçlarını kuruluyordu. Tam o sırada başını kaldırdı ve Feride'nin bulunduğu yere baktı. Feride, yakalanmış gibi hissetti. Hemen kitabını açtı. Gözlerini sayfaya dikti. Ama kalbi hızlı atıyordu. Levent, hafifçe gülümsedi. Sonra içeri girdi. Feride, birkaç dakika kitabına baktı. Sonra bıraktı. Derin bir nefes aldı. Neden bu kadar geriliyordum? diye düşündü. Alt tarafı biri havuzdan çıktı. Bana baktı. Bu kadar. Ama içinde, tarif edemediği bir his vardı. Feride, o akşam yemeği hazırlarken gençliğini düşündü. Fatih'le ilk tanıştıkları zamanı hatırladı. Üniversitenin son yılıydı. Bir arkadaşının doğum günü partisinde tanışmışlardı. Fatih, onu ilk gördüğünde elindeki içeceği neredeyse düşürüyordu. Sonra gelip konuşmuştu. Utangaçtı ama kararlıydı. İlk buluşmaları bir kahve içmekti. Sonra sinemaya gitmişlerdi. Sonra yürüyüşe çıkmışlardı. Fatih, elini tuttuğunda Feride'nin kalbi hızla atıyordu. Birlikte gelecek hayalleri kurmuşlardı. Evlenmişlerdi. İlk evlerine taşındıklarında, ellerinde sadece birkaç eşya vardı. Ama mutluydular. Feride, o günleri düşündükçe içinde sıcak bir his oluştu. Fatih'i seviyordu. Bunu biliyordu. Peki o zaman neden başka bir adamın bakışı aklında kalıyordu? Bu soru, zihnini kemiriyordu. Fatih, akşam eve geldi. Bu kez işten biraz daha erken gelmişti. Feride, şaşırdı. "Erken gelmişsin." "Sana söz vermiştim." Fatih, gülümsedi. Ceketini çıkardı, askıya astı. Mutfağa geçti. "Ne yaptın bugün?" "Pek bir şey yok. Markete gittim." Feride, yemeği karıştırdı. "Sonra bahçede oturdum." "İyi." Fatih, buzdolabından su aldı. Bir yudum içti. "Bugün bir şey oldu mu?" Feride, bir an duraksadı. Markette Levent'le karşılaştığını söylemeyi düşündü. Ama sonra vazgeçti. "Hayır." dedi. "Her şey normal." Fatih, başını salladı. "İyi." Birlikte yemek yediler. Fatih, gününü anlattı. Şantiyedeki sorunları, işçileri, malzeme teslimatını. Feride, dinledi. Arada sorular sordu. Gülümsedi. Yemek bittikten sonra salona geçtiler. Televizyonu açtılar. Bir dizi izliyorlardı. Fatih, birkaç dakika sonra Feride'nin elini tuttu. "Hafta sonu seni dışarı çıkaracağım." Feride, şaşkınlıkla ona baktı. "Nereye?" "Sürpriz." Fatih, gülümsedi. "Sadece ikimiz. Birlikte bir şeyler yapalım." Feride, gerçekten mutlu oldu. Fatih'in elini sıktı. "Olur." Fatih, onun elini dudaklarına götürdü, hafifçe öptü. "Seni seviyorum, biliyor musun? Feride, içinde sıcak bir his hissetti. "Biliyorum. Ben de seni seviyorum." Fatih, onu kendine çekti. Feride, başını Fatih'in omzuna yasladı. Birkaç dakika öylece oturdular. Televizyon açıktı ama ikisi de izlemiyordu. Feride, o an içinde huzur hissetti. Belki de her şey yolundaydı. Belki de sadece biraz zamana ihtiyaçları vardı. Belki de bu hafta sonu, her şey yeniden yoluna girecekti. Gece olduğunda, Feride yatağa girdi. Fatih, yanında uyuyordu. Çoktan uykuya dalmıştı. Feride, tavana bakarken gün içinde yaşananları düşündü. Marketteki konuşma. Levent'in adını hatırlaması. Havuz. Bakışları. Sonra kendi kendine: "Bir daha böyle düşünmeyeceğim." dedi. Tam gözlerini kapatacakken, telefonuna bir bildirim geldi. Feride, telefonunu aldı. Bir mesajdı. Arkadaşıydı. Yarın için bir şey soruyordu. Feride, mesaja cevap yazdı. Sonra telefonu bıraktı. Birkaç saniye sonra yan villadan dışarıya ışık vurduğunu fark etti. Pencereye yaklaştı. Levent, bahçedeydi. Telefonla konuşuyordu. Elinde bir bardak vardı. Birkaç saniye öylece durdu. Sonra bir anda başını kaldırdı. Feride, hemen geri çekildi. Perdenin arkasına saklandı. Kalbi hızlı atıyordu. Onu görmüş müydü? Bilmiyordu. Ama birkaç saniye orada öylece durdu. Nefesini tuttu. Sonra yavaşça perdeyi araladı. Levent, hâlâ bahçedeydi. Ama bu kez telefona bakıyordu. Feride'ye bakmıyordu. Feride, derin bir nefes aldı. Perdeyi kapattı. Yatağa döndü. "Bu sadece bir komşu." diye fısıldadı kendi kendine. Ama o gece, uzun süre uyuyamadı. BÖLÜM SONU
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD