Ardıç'ın odasının önünde durup derin bir nefes aldım. Girsem mi ya? Gir ve soyun dedi. Gelip başka bir şey de yapabilirdi. Havuzdan önce yarım bıraktığımız şeye de devam edebilirdik.
"Hâlâ burada mısın?"
Ardıç'ın sesini duyunca kapıya yaslandım. "Şey ben.." yutkundum. "Ne yapacaksın bana?"
"Ödül mü istersin ceza mı?"
"Ceza kategorisinde neler var?"
"Ödül kategorisinde olan her şey."
"Aradaki fark ne peki?"
"Uygulama şeklim."
Dudaklarımı ıslattım. "Anlamıyorum. Az önce hiçbir şey yaşanmamış gibi mi davranacaksın? Gerçi bu işime gelir ama senin gibi bir adamdan beklemiyordum."
"Benim gibi bir adamın ne yapmasını bekliyordun?"
"En azından kafama silah dayayıp biraz tehdit ede..."
Elini aniden boğazıma getirip hafifçe sıktı. "Böyle iyi mi?"
Yutkundum. "Tam olarak..." boğazımı biraz daha sıktığında derin bir nefes aldım. "Beni öldürmek gibi bir niyetin yoktur umarım."
"Aksine... Seninle sabaha kadar sevişmek ve sikerek öldürmek gibi bir planım var." sesi boğuklaştığında boynuma doğru yaklaştı. Elini yavaşça çekip boynuma küçük öpücükler bırakırken elini kaydırıp göğüslerime geldi. Sol göğsümü sıktığında özgür bir şekilde inledim. "Sabaha kadar inleyeceksin Larin. Seni sabaha kadar sikeceğim."
İstediğim şey de buydu. Günlerdir beni süründürmüştü ve bugün erkekliğini içimde istiyordum.
Diğer eliyle kapıyı açtığında bir an düşeceğimi hissettim. Belimden tutup üstüme doğru geldiğinde geriye doğru adımladım. Karanlık odaya girdiğimizde yavaşça uzaklaşıp yatağa doğru ilerledi. Yatağa oturduğunda karşısına geçtim. Bu bakışı biliyordum. Benden bir şey isteyecekti. "Soyun."
En kolayıyla başlamıştık. Dediğini yapıp üzerimdeki kıyafetleri ve iç çamaşırlarını sakince indirdim. Bu süreçte hiçbir şey yapmadan beni izlemişti. "Ya şimdi ne yapacağım?"
"Ses tonun çok garip Larin. Böyle konuştuğunu düşünmemiştim hiç."
Kaşlarımı çattım. "Nasıl bir ses tonu bekliyordun?"
"Normal. Sıradan. Ama konuşurken bile sana yükseliyorum. Kadınsı bir ses tonun var."
Gülümsedim. Sanırım bu bir iltifattı. "Teşekkür ederim."
"Buraya gel. Kucağıma."
Dediğini yapıp bacaklarımı ayırdım ve kucağına oturdum. Ellerini kalçalarıma yerleştirip yavaşça sıktı. "Seni öpmemi istediğin için yakalandın. Hâlâ istiyor musun?"
Dudaklarımı yalayıp mırıldandım. "Evet." doğrusu o dudakların tadına bakmak için can atıyordum.
"Daha önce hiçbir kadınla öpüşmedim."
"Seviştin ama öpüşmedin mi? Neden?"
"Ben işimi görür çıkarım Larin. Öpüşmek beni o kadar da heyecanlandırmıyor."
"Yani beni öpmeyeceksin?"
Sorarcasına kaşlarımı kaldırdığımda tek elini enseme yerleştirdi ve sıcak bir tonda konuştu. "Hayır, bu gece kendimi de ödüllendireceğim."
Dudaklarını dudaklarıma bastırdığında ilk öpücüğümü almıştım. Profesyonelce dudaklarımı öperken acemice kollarımı boynuna dolayıp ona en tutkulu şekilde karşılık vermeye çalıştım. Üst dudağım ağzının içindeyken dilini dudaklarımın arasından içeri sokup damağıma değdirdi. Kendi çevresinde döndürüp dilimi kavrayıp emdiğinde garip bir hisle dudaklarından ayrılıp küçük bir nefes molasından sonra tekrar dudaklarımızı birleştirdim.
Diliyle dudaklarımı işgal ederken alt dudağımı sertçe emdiğinde küçük bir inilti kaçtı dudaklarımdan. Zevkle elleri aşağı kayıp çıplak belimi okşarken yutkundum.
Geri çekilip yüzüme baktı. "Dilini çıkar."
Dediğini yaptım ve dilimi çıkardığımda önce dilimi yaladı. Sonra da ağzının içine alıp emmeye başladığında gözlerimi kapattım. Bu biraz tuhaftı ve garip hissediyordum. Büyük bir öğürme isteği geldiğinde yavaşça ondan uzaklaşıp nefeslendim.
Ben nefesimi kontrol altına alırken Ardıç boynumu emmeye başladı. Diliyle boynumu yaladıktan sonra dudaklarıyla vakum görevini üstlendi. Küçük küçük emerek köprücük kemiklerime kadar geldiğinde parmak uçlarımla saç diplerine dokundum. Bu dünyanın en güzel hissiydi.
"İçime gir artık, daha fazla dayanamıyorum."
Ne ben ne de onun için yanan kadınlığım. İkimiz de dayanamıyorduk.
Ardıç başını kaldırıp konuştu. "Bu o kadar kolay değil Larin."
"Ne? Neden ki?"
Belimden tutup beni yatağa yatırdı. "Ödüller ve cezalar önemli."
Nefesimi bıraktığımda elini vajinama yerleştirip okşamaya başladı. Bir yandan da eğilip sağ meme ucumu ağzının içine alıp emdi. "Tabi ya, önce delirteceksin."
Meme ucumu ağzından çıkarıp konuştu. "Önce yalvaracaksın."
Bir gün sen de yalvaracaksın ama Ardıç bey. Doğru zamanı bekliyorum sadece. "Bedenim senin için yalvarıyor zaten. Farkında değil misin?"
"Güzel."
Tekrar eğilip vajinamı okşarken bir yandan da meme uçlarımı birer birer emip ikisini de ödüllendiriyordu. Bense zevkten gözlerimi kapatmış inliyordum. Kadınlığım ise elinin altında yavaş yavaş ıslanıyordu.
Yavaşça elini kadınlığımdan kaydırıp göğüslerime getirdi. İkisini de sıkıp öptü, emdi ve yaladı. Sanki aç kalmışçasına tuhaf sesler çıkarıyordu bir yandan da...
Son kez meme ucumu ağzına alıp ayağa kalktı. Eşofmanın altından boxer giymediği o kadar belliydi ki penisi resmen kalkmıştı. Ve birazdan o kocaman şey içimde olacaktı.
"Şimdi seninle bir oyun oynayacağız Larin."
Yattığım yerde kıvrandım. "Ne oyunu?"
"Rolüne devam edeceksin. Ben söyleyene kadar ağzından en ufak bir ses bile duymayacağım."
"En başında istediğin inlemem değil miydi? Şimdi neden değişti?"
"Şimdi konuşabildiğini öğrendim. Bu yüzden istediğim şey susman."
Kesinlikle psikopattı. Bundan zevk alıyordu.
"Peki. Daha önce dayandım. Yine dayanabilirim."
"Bu kez o kadar kibar olmayacağım Larin."
Başımı salladım. "Olma."
Yavaşça bacaklarımı aralayıp arasına geçip oturdu. Önce parmaklarını hassas noktama getirip iki parmağının arasına alıp sıktı. Dudaklarımı birbirine bastırmadan önce derin bir nefes aldığımda aniden vajinama sertçe vurdu. Nefesim boğazımda kalmıştı resmen.
Yatak çarşaflarını sıkıp dudaklarımı bastırdığımda bir kez daha vurdu vajinama. Canım yanmaktan çok vajinam daha çok sızlıyor ve ıslanıyordu. Ve daha çok istiyordu onu.
İki parmağını ağzının içine alıp yaladı ve vajinamın girişine yerleştirip içime girdi. Hayaller ya da hayatlar işte. Vajinamın içinde parmakları ile gezinirken mırıldandı. "Çok darsın. Biraz genişlemen gerek." Bir parmağını daha soktuğunda yutkundum. İçimde üç parmağı ile turlarken alt dudağımı ısırdım.
"Bu kadarı yeterli olmayacak sanırım."
Dördüncü parmağı da içime girdiğinde gözlerimi kapattım. Benimle oyun oynuyordu. Ama ben kazanacaktım. Sesimi duymayacaktı.
"Güzel, iyi dayanıyorsun. Bakalım buna da dayanabilecek misin?"
Beşinci parmağı ile beraber o kocaman elini içime soktuğunda acıyla vücudum bir yay gibi gerildi. İçimde elini ilerletirken bacaklarımı daha çok aralayıp kendime rahat bir pozisyona sokmaya çalıştım.
Elini içimde gezdirirken konuştu. " Hâlâ çığlık atmayacak mısın?"
Başımı olumsuzca salladım. Hayır, ona istediğini vermeyecektim. "Güzel. Bunu sevdim."
Elini çıkarıp baktı. Islak ve yapış yapıştı. Uzanıp elini dudaklarıma ve çeneme sürdü. Tüm ıslaklığım yüzümdeyken eğildi ve dilini çıkarıp önce çenemi yalayıp emdi. Sonra daha yukarı çıkıp dudaklarımı ağzının içinde hapsetti. Önce kirletmiş sonra da dudaklarıyla temizlemişti. Geri çekilip ayağa kalktı ve tişörtünü üzerinden çıkardı. "Artık konuşabilirsin." dediğinde nefesimi bırakıp doğruldum.
"Bu inanılmazdı."
"Daha da inanılmaz olacak. Gecenin ilerleyen saatlerinde... Ve eğer seni bu gece sikerek öldüremezsem her gecemiz bu kadar inanılmaz olacak."
Konuştuktan sonra eşofmanını çıkardı. Penisine bakarken yutkundum. "Öyle bir şey asla olmayacak." aramızdaki mesafeyi kapatıp penisini ellerimin arasına alıp başımı kaldırdım. "Bundan sonra bütün gecelerimiz böyle inanılmaz olacak."
Tabi ciddi değilse... Sikerek öldürmezse beni...
~ ~ ~ ~ ~