Ayağımdaki kelepçeleri çözerken kaçmayı düşündüm. Ne yapacağını kestiremiyordum şu an. Elim kolum bağlıyken istediğini yapardı, neden çözüyordu ki?
"Ne yapacaksın bana?"
"Küçük bir ceza."
"Küçük bir ceza? Umarım bugün ki cezan gibidir."
"O kadar kolay kurtulamayacaksın küçük hanım."
Nefesimi bırakıp doğruldum. "Bak sana her şeyi anlatabilirim. Arkadaşım..."
"Kes sesini Larin."
"Ya bak gerçekten mantıklı bir açıklamam var."
"Açıklamanı aşağıda yaparsın."
"Aşağıda ne var?"
Ellerini dizlerimin altına ve belime yerleştirip beni kucağına aldı. "Ne yapacaksın bana Ardıç? Konuşsana."
Sessiz kaldığında iyice paniklemiştim. "Ya kahretsin ya! Bir oyun yüzünden başıma neler geldi!"
Odadan çıkıp merdivenleri inerken kucağından atlayıp kaçsam mı diye düşündüm. Çırılçıplak bir şekilde kaçmak pek de iyi bir fikir değildi ama.
"Adını inlememi istiyordun değil mi? Hadi gidip sevişelim, saatlerce inleyeceğim ya."
"Sus artık Larin."
"Susarsam ne olacak?"
"Daha az acı çekersin mesela."
Ardıç zemin katı geçip alt kata inerken burayı hiç görmediğimi fark ettim. Evin bir alt katı daha mı varmış? "Ne yapacaksın burada?"
"Cezanı vereceğim."
Etraf o kadar karanlıktı ki... Bu karanlık beni daha çok korkutuyordu.
Küçük bir ışık huzmesi yayıldığında nefesimi bıraktım. Artık rahatlamıştım. "Ne yapacaksın burada?"
"Sürpriz."
Geldiğimiz yer çok sıcaktı. Başımı çevirip karşımdaki havuza baktım. Üzerinden buharlar çıkıyordu. Ve tuhaf olan şu ki bu havuz siyah rengindeydi. Siyah havuz?
"Neden siyah bu?"
"Merak ediyorsun değil mi içinde ne olduğunu?"
Kollarımı boynuna doladım. Beni o suyun içine bırakmazdı değil mi? "Ardıç bak ben sana her şeyi anlatsam ve buradan çıkıp odana mı geçsek?"
"Hayır."
"Ardıç bak..." havuza baktım. Ya siyah havuz mu olurdu? Yutkundum. "Siyah havuz mu olur ya!"
"Olur. Siyah gizemlidir. Merak uyandırır. Titreyen vücuduna bakılırsa sen de deli gibi merak ediyorsun değil mi?"
"Ardıç eğer beni bu suya atarsan..." ona dönüp kollarımı daha sıkı sardım boynuna. "Asla bırakmam seni. Beni atamazsın."
"Öyle mi Larin?"
"Öyle. Atamayacaksın beni."
Gülümsedi. "O halde beraber atlarız."
"Ne?"
Havuza doğru adımlayıp kendini bıraktığında gözlerimi kapatıp başımı göğsüne yasladım. Suyun içine girer girmez nefesimi tuttum. Bir kaç saniye boyunca suyun içinde kaldıktan sonra Ardıç sudan çıktı. "Ya Allahın belası! Ne yapıyorsun sen!"
"Ajan mısın kızım sen?"
"Ne ajanı be ne ajanı?" yutkunup havuza baktım. Beni kandırmıştı. İçinde hiçbir şey yoktu. "Ya alt tarafı iş bulabilmek için dosyama konuşma engelli yazmış arkadaşım."
"Kim bu arkadaşın?"
"Çıkar beni şu havuzdan."
"Kim bu arkadaşın dedim?"
"Söylemem. Önemsiz biri ya. Biz iş bulabilmek için yaptık. Sonra senin birini öldürdüğünü görünce nutkum tutuldu. Dosyama da bakınca doğruları söyleyemedim. Bana bir şey yaparsınız diye korktum."
"Güzel yalan Larin."
"Yalan değil. Yemin ederim böyle oldu. Ya ben salak mıyım para karşılığında sana bedenimi bile sattım. Kim böyle bir şey yapar?"
"Ben para karşılığında konuşamayan bir kadını satın aldım. Seni değil."
"Ne yani? Konuşuyorum diye ölmem mi gerek?"
"Kısmen."
"Ne kısmen ya? Gayet iyiydim işte. İstersen ofisinde sessizce bana istediğini yapmaya devam edebilirsin."
"Bakalım o kadar uzun süre yaşayabilecek misin?"
Ellerini vücudumdan çektiğinde havuzun içinde beni bırakıp çıktı. "Ben ne yapacağım burada şimdi?"
"Yukarı çık ve giyin. Seninle sonra görüşeceğim."
"Tamam!"
Yüzerek havuzdan çıkıp kollarımı bağladım. Sıcak ve pis bir suydu ama çıkınca üşümüştüm. Şimdi ne yapacaktım bilmiyorum ama bir şekilde Ardıç'ı ikna etmenin bir yolunu bulmam lazımdı. Ajan değil de beş parasız biri olduğumu bilse yeterdi.
~ ~ ~ ~ ~ ~
Banyo edip üzerimi değiştirdikten sonra aşağı indim. Ardıç salonun ortasında bir sağa bir sola doğru gidip geliyordu. "Ali hakkında daha çok bilgi istiyorum."
Ali mi? Ali'yi ne ara bulmuştu bu herif? "Ardıç?"
Beni gördüğünde telefonunu kapattı. "Neden geldin?"
"Bak Ali'nin hiçbir suçu yok. İş bulabilmem için yaptı."
"Biliyorum."
"Nasıl? Bu kadar kısa sürede her şeyi öğrendin mi?"
"Beni hafife alma Larin."
"Madem her şeyi öğrendin, ajan olmadığımı da anlamışsındır herhalde."
"Otur şuraya."
"Bir şey soracağım. Hayır yanlış anlama ama emir vermeden konuşsan olmaz mı?" oh be, sonunda konuşabiliyorum da söyledim şunu da artık.
"Otur Larin."
Nefesimi bıraktım. Belli ki emir vermeden konuşamıyordu. "İyi, tamam."
Dediğini yapıp koltuğa geçtiğimde kollarını bağladı. "Her şeyi en başından tekrar anlat."
"Daha kaç kez anlatacağım ama ya?"
"Anlat Larin."
Yap Larin, sus Larin, otur Larin...
Nefesimi bıraktım. "Uzun süredir iş arıyordum. Bulamayınca dahi arkadaşım da cv'me konuşma engelli yazmış. Son zamanlarda engelli bireylerin iş bulma oranı arttığı için o da bunu kullanmak istemiş. Biliyorum yaptığımız çok saçma bir şey ama benim de bir anlığına kafama yattı bu fikir. " utanç vericiydi. "Sonra bütün gün her yere dosyamı bırakıp eve dönerken sizi gördüm. Sen adamı öldürünce kaçamadım da konuşamadım da korkudan. Dosyayı da görünce şüphelenme diye konuşamadım. Sonra teklifini duyunca zaten oyuna ayak uydurdum. Bir milyon iyi para."
"Devam et."
"Bir ay çalışır bırakırım diye düşünüyordum ama gördüğün gibi yakalandım."
"Başka?"
"Hepsi bu kadar."
"Para için benimle yatmayı bile kabul ettin yani?"
"Evet dedim ya. Hem fena da sayılmazsın."
Kaşlarını kaldırdı. "Fena sayılmam mı?"
Başımı salladım. "Bak başta her şey oyun olabilirdi ama senin gibi birinden etkilenmemek elde değil." hatta şu an onunla olmak için neler vermezdim ama durum ciddiydi.
Nefesini bırakıp adımladı. "Şimdi odana gidebilirsin."
"Ne yapacaksın bana?"
"Hiçbir şey. Git şimdi."
Ayağa kalkıp karşısına geçtim. "Gitmek istemiyorum. Seninle olmak istiyorum."
"Odana çık dedim Larin."
Nefesimi bıraktım. "Ardıç, bana ne yapıp yapmayacağımı söylemeyi bırak artık."
"Sen kim oluyorsun da benimle böyle konuşuyorsun Larin? Odana çık."
"Çıkmıyorum. Hadi sıkıyorsa çıkar beni!"
Tekrar koltuğa oturdum. Hayır anlamıyorum bu cesaret nereden geliyor sana! Adam çekip seni vursa haklı şu an.
Ayağa kalktım. "Neyse ya, ben ya da odama çıkayım."
Güldü. "Neden değiştirdin fikrini?"
"Bugün pek enerjim yok. Yarın bol bol tartışırım seninle."
"Yarına çıkacağın ne belli?"
Al bak işte yine yapıyordu aynısını. İçime kuşku tohumları ekiyordu. Şimdi bu adam beni öldürecek miydi, öldürmeyecek miydi bütün gece bunu düşünecektim.
"Şey yapsak biz? Sevişsek mi artık?"
"Ne yapmaya çalışıyorsun Larin?"
"Beni öldürmemen için duygusal bir bağ kurmaya çalışıyorum."
"Güzel düşünmüşsün ama ben amcamı bile öldürdüm. Sence sana acır mıyım?"
"Amcanı mı? Neden ki?"
Aramızdaki mesafeyi yavaşça kapattı. "Çünkü, çok sorguluyordu. Tıpkı senin gibi."
Dudaklarımı birbirine bastırdım. "Sustum. Gidiyorum."
Arkamı dönüp yürürken konuştu. "Bekle."
Başımı çevirip yüzüne baktım. "Bir şey mi oldu?"
"Odama çık ve soyun. Geliyorum."
İşte şimdi ya batacaktık ya da çıkacaktık... Şimdi kesinlikle bitmiştim ben. Sevişsek de sevişmesek de...
~ ~ ~ ~ ~