Anlaşma

1015 Words
Ardıç gözlerini açtığında oturduğum yerden kalktım. Yarım saattir onun uyanmasını bekliyordum ve nihayet kendine gelmişti. Gece ben de tekli koltukta uyuya kalmıştım. Sabah da boynum tutulduğu için uyanmıştım ve onu uyandırmadan beklemeye başlamıştım. "Günaydın." Sesimi duyunca etrafına bakınıp bana döndü. Nefesini bırakıp doğrulduğunda ayağa kalktım. "İyi uyudun mu?" "Başım çatlıyor." "İçkiyi fazla kaçırdın. Ondandır." Oflayıp elini başına götürdü. "Ne oldu dün gece?" "Annen geldikten sonra sinirlendin biraz. Bu yüzden içtin işte." "Başka bir şey oldu mu?" "Hayır." bana anlattığı şeyi bilmiyormuş gibi davranmak daha doğruydu. Şimdi bir de ona esip gürlemesin. Başını ovalayıp ayağa kalktı. "Benim işim var. Duş alıp çıkacağım. Akşama beni bekleme." "Ne yapacaksın ki?" "Seni ilgilendirmez Larin." "Peki tamam." Beni ilgilendirmesin zaten. "Bir arkadaşımı eve çağırabilir miyim?" "Ali'yi mi?" "O olduğunu nereden anladın?" "Başka arkadaşın yok da oradan." "Her şeyi biliyor musun hakkımda?" "Çoğu şeyi." nefesimi bıraktım. Bu rahatsız ediciydi. "İyi, tamam. Gelebilir mi?" "Gelsin. Ama eve geldiğimde onu görmek istemiyorum." "Tamamdır. Çok durmaz zaten." Başını sallayıp yukarı çıktığında telefonumu alıp Alican'a kısacık bir mesaj attım. Konumu ona gönderip mutfağa doğru ilerledim. O gelene kadar bir şeyler yesem iyi olacaktım. ~ ~ ~ ~ ~ Ardıç ben mutfaktayken sessizce çıkmış olmalıydı. Çünkü çıkarken onu görmemiştim. Evde de olmadığına göre... Kahvaltıdan bir saat kadar sonra kapı çaldığında ayağa kalktım. Ali gelmiş olmalıydı. "Geldim." kapıyı açtığımda bodoslama girdi içeri. "Kale mi lan burası? Dışarıda korumalar falan da var!" "Sana da merhaba Ali." Salona geçerken peşinden gittim. "Kızım bu avize gerçekten altın mı?" "Ya ne altını Ali? Çakmadır." "Yani bir milyon deyince adamın zengin olduğunu anladım da bu kadarını beklemiyordum." Koltuğa kurulduğunda yanına oturdum. "Çok zengin. Acayip zengin ama tuhaf. Belli ki işleri çok iyi." "Adam ceo. Olur bu kadar para ama bence de tuhaf. Babasının parasını da yiyor olabilir mi acaba?" "Babasıyla arası kötü. İşte dün anlattım ya." "Detay vermedin ama kızım. Şimdi tamamen anlat bakalım, hastayı kurtarabilecek miyiz?" "Hasta mı?" "Ağır hasarlı dedik ya. Bakalım hasarı ortadan kaldırabilecek miyiz?" Koltuğa iyice yayılıp kollarımı bağladım. "Ali adamın sevdiği kadını öldürtmüş babası ya." "Neden lan? Ne alaka?" "Ya tam bilmiyorum ama babası onu başka biriyle evlendirmek istiyormuş sanırım." Şaşkınlığı giderek artıyordu. "Kaçıncı yüzyılda yaşıyor bu adam? Oğlu başka biriyle evlenmek istedi diye kızı öldürmek de nereden çıkmış? Mağara kaçkını mı bu?" "Ay Ali hiç bilmiyorum ama çok tuhaf. Bir insan neden oğlunun sevdiği kadını öldürür ki zaten?" "Babası falan değil bence bu adam. Robot falan mı lan? Kim böyle bir şeyi yapar?" Ofladım. Benim başıma böyle bir şey gelse ve sevdiğim adamı kaybetsem deli olurdum herhalde. "Çok zor." "Valla işler tahmin ettiğimden karışıkmış. Baya hasarlı bizim bu oğlan." "Ne yapacağım?" "Tabiki de hiçbir şey. Bir ayın bitince pılını pırtını topla ve gel. Bu adamın eminim kendine bile faydası yoktur." "Ama Ali, ben gidersem yalnız kalır." "Ayy, off. Sanki seni sevdiğinden, saydığından tutuyor yanında." Bu da doğruydu işte. "Sen gidersin başkası gelir. Dert etme." "Şu an birinin onun yanında olması gerekiyor ama." "Ve o kişi sen değilsin. Aklını kullan ve bu evden olabildiğince uzaklaş. Hemen olsa güzel olurdu ama madem olmuyor bekleyeceksin ve günü gelince kaçacaksın." "İnan istemiyorum." aptallıksa aptallıktı ama böyle bir durumda onu yalnız bırakıp gitmek istemiyordum. Konuşmak biraz da olsa dertleşmek istiyordum. "Bir ay sonra ben gelip seni bu evden alacağım kızım. Yoksa sen aptallık edip kalmak isteyeceksin belli ki." Güldüm. "Hiç sormadım ya, bir şeyler içer misin?" "Kaç tabi kaç. Zora gelince kaçarsın hemen." Ayaklandım. "Kahve yapıyorum." "İki şekerli olsun." Mutfağa doğru ilerlerken konuştum. "Biliyorum." ~ ~ ~ ~ ~ Ali gittikten sonra akşamı zor etmiştim. Beraber bir şeyler yediğimiz için aç da değildim ve bir an önce Ardıç'ın gelmesini istiyordum. Ardıç gibi bir adamın bir şeyleri nasıl unutacağı belliydi. Ya içecekti ya da sevişecekti. Ki benim gibi birinin de istediği şey ikincisiydi. İlkimden sonra tadı damağımda kalmıştı resmen ve bir kez daha istiyordum. Vücudum benden daha çok istekliydi. Ve ikimiz de istediğimizi alacaktık bu gece. Kapıdan sesler duyduğumda ayağa kalktım. Ardıç kapıyı anahtarıyla açıp içeri girdiğinde ceketini çıkardı. "Hoşgeldin." Bir şey söylemeyip salona doğru giderken peşinden ilerledim. "Günün nasıl geçti?" "Boğucu." "Kim yüzünden?" Koltuğa oturup yüzüme baktı. "Biri yüzünden olduğunu nereden anladın?" "Hissettim diyelim." "Doğru hissetmişsin. Babamı ziyaret ettim." Merakla yanına oturdum. "Uzun zamandır görmüyordun değil mi onu?" "Evet. Olaydan sonra hiç görmedim. Konuştuk, beni görmek için geldi yanıma ama almadım yanıma." "Şimdi neden gittin peki?" fazla mı ileri gidiyorum diye düşünüp mırıldandım. "Tabi anlatmak istiyorsan?" "Dün gece annemi neden yolladığını merak ettim çünkü. Tam tahmin ettiğim gibi yine hayatıma karışmak istiyor." Nefesimi bıraktım. "Ardıç anlamıyorum. Koskoca adamsın ve inanılmaz iyi bir işin var. İstediğin her şeye sahip olabilirsin zaten. Baban neden sana karışıyor anlamış değilim." "Çünkü Larin..." başını çevirip yüzüme baktı. "Şirketin %90ı hâlâ babama ait." Kaşlarımı kaldırdım." %90 mı? " Bu çok büyük bir sayıydı. Kazancını düşünürsek... " Nasıl oluyor bu? " "Ben onun şirketini devraldım. Babadan oğula. O zamanlar sorunumuz olmadığı için sıkıntı yoktu tabi ama sonra olay oldu. Şirketi bırakıp gitmedim çünkü üç yıldır çalışmışken bütün emeğimin üzerine konmasını istemedim. Ona tek kuruş faydam olsun istemiyorum ama şimdi işler daha karışık. Ya evleneceğim ya da şirkette hakkı olanı alacak. " "Kimi seçmiş seninle evlendirmek için?" iyice meraklanmıştım. "Kimseyi. Bu kez yalnızca evlenmemi istiyor." Kaşlarımı çattım. "Baban biraz tuhaf biri. Neden bu kadar çok evlenmeni istiyor ki?" "Veliahtı için tabi ki. Soyadını taşıyacak biri için." "Erkek kardeşin yok mu hiç?" "Yok. Tek çocuğum ben." Ali bu bilgiyi öğrendiğinde kahrolacaktı. Bir kız kardeşi olsun diye dua ediyordu çünkü. "Hemen olmak zorunda mı? En azından sen bir kadına aşık olana kadar bekleyebilir, değil mi?" "Hayır. Bekleyemez." gülümsedi. "Bir yıllık ömrü kalmış. Akciğer kanseri." Keyifliydi. Babasının öleceğini söylerken keyifliydi. "Yani? Ne yapacaksın?" "Evleneceğim. Şirketi bana devredecek ve o öldüğünde ise her şeyden sonsuza kadar kurtulmuş olacağım." Derin bir nefes aldım. Demek evlenecekti. O zaman benim bu evde kalmam artık hiçbir anlam ifade etmiyordu. "O zaman..." Lafım bitmeden konuştu. "Evlen benimle." Başımı çevirip yüzüne baktım. "Ne?" "Benimle evlen, ben de sana istediğin kadar para vereyim. İkimiz de kârlı çıkarız bu işten." Ciddiydi. Konuşmasına devam etti. "Başka bir kadın istemiyorum. Seni istiyorum." Ve bu cümle o kadar hoşuma gitmişti ki önünü arkasını hiç düşünmeden mırıldandım. "Evet. Evlenirim seninle." ~ ~ ~ ~ ~
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD