HUZURSUZ BEKLEYİŞ

939 Words
DENİZ KARA Komiserden arama gelene kadar karnımı doyurayım deyip kahvaltılık hızlı bir şeyler yedim. Çayımı da alıp beklemeye koyuldum. Kafamı meşgul etmek ve düşünmemek için televizyonu açıp sabah programlarına takılmaya karar verdim. Müge Anlı'yı açtım yine bir kadın ortadan kaybolmuş ve ailesi onu aramak için yayına çıkmıştı. Yüzümde hafif bir gülümseme ve burukluk. Benim ailem beni aramayı akıllarına bile getirmemiştir, hatta böyle televizyona çıkıp aramayı kendilerine yedirememiştir. Hoş arayacak olan insanlar evden kovmazlardı ya neyse... Bu düşüncelerle Koltuğumda otururken hafif bir ürperme ile üzerime bir pike aldım. TV kanalları arasında gezinirken eski Türk filmlerinden birine rastladım. Çok severim Yeşilçam'ı ama beni ağlattığı için izlememeye çalışıyorum. Ama bugün rahatlamaya da ihtiyacım olduğu için kanalı değiştirmedim, kendime yeni bir çay koyup izlemeye başladım. Aklım her ne kadar Kerim'de olsa da kafamı meşgul etmek için filme odaklanmaya çalışsam da gece uyumamanın verdiği yorgunlukla televizyon izlerken içim geçti. Ne kadar uyudum bilmiyorum. Cüneyt Arkın'ın vurulduğu sahneden gelen silah sesleri ile bir anda uyandım. Saate baktığımda henüz öğlen 12 bile olmadığını görünce çok da uyumadığıma kanaat getirdim. Komiserden haber var mı diye telefonumu kontrol ettim ama hiçbir arama yoktu. Sürekli arayıp sormak istemesem de Komiserle konuşmak için son görüşmemizde ona daha rahat ulaşabilmem için bana verdiği numaradan aradım. Biraz endişeli de olsa; "Amirim sürekli rahatsız ediyorum ama bir gelişme var mı çıkmam gerek yola artık, annem için çok endişeliyim" diye sordum. Komiser de "Yaralıya dikiş atılmış kendine gelmiş ama toparlanmasını ve ifade verecek hale gelmesini bekliyoruz. Ben şu an hastanedeyim Deniz hanım, hatta kapısının önündeyim. İfadeyi alır almaz sizi arayacağım" diye yanıtladı. Bir yandan neden kendine gelemedi ki diye endişelenirken bir yandan da bu endişeli yanıma küfrederek bir an önce ifade verse de gitsem diye düşündüm. Komiserle vedalaşıp telefonu kapatınca her yanımın tutulduğunu fark ettim. Tüm kaslarım kaskatı olmuştu ve beklemekten başka çarem olmadığı için sıcak bir duşa girip rahatlamaya karar verdim. Bir an aklıma geldi ve pencereden dışarı baktım, neyse ki sokakta dikkatimi çeken kimse yoktu. Yani gerçekten daha kendine gelememiş ve beni aramaya başlamamıştı. Gece öyle bir sokakta tek başına olduğuna göre yanına hiç adam almadı herhalde diye düşündüm. Bu da demek oluyor ki adamlarını da peşime takamazdı. Bu düşüncenin verdiği rahatlıkla banyoya yöneldim ve kendimi sıcak duşun rahatlatıcı etkisine bıraktım. KERİM KURTBEY Tuncay'la konuştuktan sonra doktora birkaç saat polisleri benden uzak tutması için rica ettim. Tuncay'ın Deniz kızımı bulması için zamana ihtiyacı vardı. Onu bulmadan o ifadeyi verip kaçmasına imkan vermeyecektim. Benim Deniz kızım ne kadar korkusuz olursa olsun asla yasalara karşı gelmezdi. Bunu bildiğim için de ilk kez yasaların arkasına sığınıp işimi halletmeye kararlıydım. Aradan birkaç saat geçmesine rağmen Tuncay'dan hala ses yoktu ve artık sinirlerim bozulmaya başladı. Görevliler olay yerindeki çantamı ve eşyalarımı teslim ettiği için cep telefonumdan gözümü ayıramıyordum. Onu tam bulmuşken tekrar kaybedebilecek olmanın verdiği huzursuzlukla bekleyişim sanki çok daha rahatsız edici bir hale geldi. Telefonum çalınca heyecanla Tuncay aradı sandım ama arayan Kardelen'di. Babamızın ölümünden beri benden uzun süre yanıt almazsa panik atak geçirecek gibi olduğu için telefonu açmak zorunda kaldım. Kısa bir serzenişte bulunduktan sonra iyi olduğumu ve Deniz kızımı bulduğumu söyleyince telefonun bir ucunda çığlık çığlığa "bana her şeyi anlatıyorsun" diye bıcır bıcır konuşmaya başladı. "Şimdi kapatmazsan onun izini tekrar kaybedicem" deyince hiçbir şey demeden suratıma telefonu kapattı. Huyudur, sağ olsun böyle durumlarda hoşbeş ile telefonu meşgul etmez, gerekli talimatı anladığı için telefonu pat diye kapatır. Kapı aralığından sivil bir polis olduğunu tahmin ettiğim kişinin telefonu çalınca istemsizce konuşmalarını duydum. Deniz kızımın adını duyunca daha dikkatli dinlemeye başladım. "Yaralıya dikiş atılmış kendine gelmiş ama toparlanmasını ve ifade verecek hale gelmesini bekliyoruz. Ben şu an hastanedeyim Deniz hanım, hatta kapısının önündeyim. İfadeyi alır almaz sizi arayacağım" diyen polisi duyunca başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Tam da tahmin ettiğim gibi ifademi aldıkları zaman Deniz yine sırra kadem basacak. Yer mi Kerim Kurtbey bunları. Seni onca zaman sonra bulmuşum, tekrar izini kaybeder miyim sanıyorsun. Polis telefonu kapatıp içeri girince kısa bir selamlaşma oldu aramızda. "Geçmiş olsun, daha iyisinizdir umarım." "Teşekkür ederim komiserim daha iyiyim." "Olanları anlatabilecek durumda mısınız? İmzalı ifadenizi almam gerekiyor da..." Gözüm telefonda ne decim şimdi derken mesaj sesi aramızdaki sessizliği bozdu. Telefonu elime alınca Tuncay'ın mesajı ile rahatladım. "Abi yengeyi buldum. Evine geldim evde mi bilmiyorum" diye yazmıştı. Evde olmama ihtimalini de düşünerek eski fotoğraflarından birini İstanbul'daki adamlarımdan birine göndermiştim. Ne olur ne olmaz diye havalimanı ve otogarlara adam yerleştirmişti çoktan. "Kerim bey? İfade verebilecek gibi misiniz?" diyen komiserin sesi ile ona döndüm "iyiyim ifade verebilirim" dedim. "Acele ediyoruz ama hem siz bunu yapanları hemen bulmak istiyoruz hem de size yardım eden hanım efendinin müşkülü giderilsin diye uğraşıyoruz." "Nasıl bir müşkülü var ki? "Annesi rahatsız olduğu için bu sabah yanına gidecekti ama ifadenizi alamadığımız için şehir dışına çıkamıyordu." Tam tahmin ettiğim gibi hemen kaçma planlarını yapmış bile. Yıllardır ailesi ile görüşmediği halde annesini ziyarete gidecekmiş hanım efendi. Bu kız gerçekten beni delirtmek için dünyaya gelmiş, tabi ben de onu. Ama planlarını suya düşürdüğüm için içim rahattı. "Siz tanıyorsunuz sanırım bana yardımcı olan hanım efendiyi" aman ne hanım efendi o 1,50 metre boyuyla benim bile haşatımı çıkarır. "Çalıştığı mekanı biliyorum işim gereği, kendisi müzisyen, sıklıkla karşılaşıyoruz. Neyse siz hazırsanız başlayalım" İfademi verdim ve komiser hemen telefona sarıldı. Kesin Deniz kızımı arayıp ifade aldığını söyleyecek derken bingo "Deniz hanım, yola çıkabilirsiniz, sizlik bir durum kalmadı" Sizlik bir durum kalmadı ama benlik çok durum var Deniz Hanım... Yıllarca bir iz bırakmadan ortadan kaybolmak neymiş göstericem ben sana. "Tuncay rendesin, tetikte ol her an evden çıkıp kaçmaya çalışabilir, sakın kendini fark ettirme!" "Merak etme abi kapının önünde arabanın içindeyim beni fark edemez." "Bu işi eline yüzüne bulaştırma benden ne dilersen dile. Oldu ki kızı kaçırdın senin topuğuna sıkarım" "Kafama sık istersen abi. Bunca sene sonra bulmuşuz kaçırır mıyım?"
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD