SENİ BULDUM

944 Words
GÜNÜMÜZ KERİM KURTBEY Babamın işlerini devraldıktan sonra dediği gibi kardeşim Kardelen ile işleri daha da ilerletmiştik, ama ben pek mutlu değildim bu yeni hayatımdan. Babamın bitmek bilmeyen ısrarlarına boyun eğmemin tek nedeni İstanbul'a gelince Deniz kızımı tekrar bulabilme umuduydu. Geçen 4 seneye rağmen artık umutlarım tükenmişti, ben de kendimi işlerime vermeye karar verdim. Hayat bir şekilde devam ediyordu. Kardelen sabah kahvaltıya geldi ve bana yeni bir yetenek bulduğundan bahsetti. Yetenek bulma işi ondaydı. Ben sorgulamazdım gider, sözleşmeye ikna eder, getirirdim. Bu sefer bulduğu yetenek İzmir'de küçük bir mekanda çalışıyormuş. Bornova'da Küçükpark denilen bir yer var. Barlar sokağında birçok canlı müzik mekanı bulunur. Bahsettiği kişi de bu mekanlardan birinde çıkıyormuş. Öğleden sonra için uçak bileti ayarlayıp gidip bu kişiyle görüşecektim. Adını öğrenip gerekli bilgileri aldıktan sonra havaalanına gittim. Uçaktan indikten sonra yine Küçükpark'taki barlar sokağının hemen arkasındaki sokakta olan kafeler sokağına girdim ve kumru siparişi verip yedim. Mekanların açılış saatine kadar oturup kahve içmeye bir yandan da bilgisayardan işlerimi halletmeye başladım. Saat epey ilerleyince bilgisayarımı toplayıp barlar sokağına girdim. Buraya kadar gelmişken Kardelen cadısının ısrarlarıyla her mekana girip bir şarkı dinlemeye ve bunları kaydetmeye başladım. Kendimi biraz sapık gibi hissetsem de soran olursa açıklamamsı yapar kartımı gösterir sorun çıkmadan hallederdim. Bu gittiğim yerlerdeki rutindi bana göre. Son iki mekan kalmıştı ve girdiğim mekanda Kardelen'in bahsettiği iki sahne alıyordu. Sahne performansı ve sahneye hakimiyeti çok iyi, yetenekli bir gençti. Üstelik seyirci ile de arasında bir bağ kurabildiği belliydi. Kısa bir mola verince gençle tanışmak için ayağa kalktım ve kartımı uzattım. "Abi buradan sana iş çıkmaz" siyince şaşırdım. Çünkü benim kartımı alanlar genelde şirket adını görünce sevinçten havalara uçardı. Bizimle çalışmak isteyen bir sürü yetenek vardı. "Ben istesem de izin vermezler" deyince iyice şaşırdım. Sonra iki tane kaba saba adam gelip "hadi kardeşim bizim elemanımızı rahat bırakın" diye beni mekandan çıkarmak istedi. Ne olduğunu anlamadan dışarıdaydım. Bu tavır karşısında sinirlendim ve adı Baran olan gençle tek başıma konuşmak ümidiyle beklemeye koyuldum. Gitmediğimi gören adamlar yanıma gelip "kardeşim o bize borçlu, borcu bitmeden de buradan çıkamaz, ne sen o teklifi yapmış ol ne biz duymuş olalım. Tatsızlık yapmadan uza" deyince sinirlendim. Böylelerini biliyordum. Bir şekilde yetenekli gençleri kandırıp kendilerine borçlandırıyor ve yeteneklerinden istifade ediyorlardı. Kardelen'in Baran'la çalışmak konusunda direteceğini bildiğim için borcunu ödeyebileceğimi söylesem de adamlar altın yumurtlayan tavuğu kesmek istemiyordu. Aramızda ufak bir sürtüşme yaşanınca ne olduğunu anlamadan beni arabaya bindirip birkaç dakika mesafede sessiz bir sokağa götürdüler. Normalde bu tiplere pabuç bırakmam ama onları hafife aldığım için boş bulundum. Arabadan inince bir tanesi kenarda duran taşla kafama vurunca olduğum yere yığıldım. Elimi başıma götürüp baktığımda kanlı elimi görünce boşa erkeklik yapmanın alemi yok deyip sokaktan gelen ayak seslerini duyar duymaz "yardım edin" diye bağırdım. "Noluyor lan bura " diyen sesle birileri fark etti olayı diye hafif bir rahatlama yaşadım ama kanın yüzüme oluk oluk aktığını fark edince ses çıkaramaz oldum. "İşine bak bacım" diye seslenen adamı duyunca gelenin bir kadın olduğunu anladım ve başını belaya sokmasın diye doğrulmaya çalışacaktım ama başım döndü, olduğum yerden kımıldayamadım. "Bakıyorum zaten" diyen kadının sesi tanıdık gibi gelse de kafamı tam toparlayamıyordum. Sonra boğuşma sesleri duydum ve adamların kaçarak uzaklaştıklarını gördüm. Kaçan adamların peşinden bir şeyler söyleyen kadını görebilmek için gözümü açmaya çalışsam da bulanık görüyordum. Kadın bana baktı ve “Bu iki lavuk mu seni bu hale getirdi. 1,50 boyundaki kadından bile dayak yiyen bu çöp torbalarından mı dayak yedin hem de bu cüsseyle” dedi. Ses iyiden iyiye tanıdık gelse de kafamı toparlayamıyordum. Bana su içirip yüzümü yıkadı. Soğuk suyun etkisi ile biraz kendime gelir gibi oldum. Kadınla göz göze gelince şaşkınlıktan gözlerime inanamadım ikimiz de aynı anda “Sen? Ama nasıl?...” diyerek birbirimize baktık. Olduğu yerde doğrulup benden uzaklaşmaya başlayınca "Deniz kızı, dur!..." diyebildim. Daha ne deyip onu durdurabileceğimi bilmiyordum. Ben onu İstanbul'da ararken o İzmir'de bir sokak arasında karşıma çıkmıştı. Onu görünce neler diyeceğimi çok düşünüp tasarlamıştım. Tam ümitlerimin tükendiği ve vazgeçtiğim sırada karşımdaydı, ama arkasını dönüp gidiyordu. Kafama aldığım darbe ve yaşadığım şaşkınlıktan ne doğrulabiliyor ne de bir şey diyebiliyordum. Polisi aradığını duyunca bir an olsun rahatladım. Benim polisle işim olmazdı ama iş polise intikal ederse kesinlikle ortadan öylece kaybolamazdı. O yüzden biraz da olsa rahatlamıştım. Kendime gelmeden polislere bir şey demeyecektim, böylece o da ortadan öylece kaybolamayacaktı. Ambulans gelinceye kadar gözlerimi kapadım. Ara sıra hareket ettiğini topuklularının sesinden fark ediyordum. Gönlü elvermemişti beni bu şekilde bırakıp gitmeye. Hala bu kadar temiz kalpli kalabildiğine şaşırıp sevinmiştim. Ambulansa binerken hafifçe gözlerimi aralayıp koyu kahverengi gözlerini tekrar görmenin huzuruyla içimde bir rahatlama oluştu. Hastaneye gittiğimde kafama dikiş attılar. Kendime geldiğimde polisler ifade almaya geldi ancak doktorum birkaç saat daha dinlenmem gerektiğini ve o zamana kadar ifade için beklemeleri gerektiğini söyleyince rahatlamıştım. Prosedürü biliyordum ve ben ifademi vermeden Deniz kızım da şehir dışına çıkamayacaktı. Baş ucumdaki telefonu alarak hem şoförüm hem de korumam olan Tuncay'ı arayıp kısaca olanları anlattım. Cevap vermeden dinlemesini istedim. Hemen karakola gidip beni bulan kişiyi araştırmasını ve nerede oturuyor gibi tüm bilgileri elde etmesini istedim. "Abi yaparım da bu kişiyi sen gelmeden öldüreyim mi yoksa seni mi bekleyim." deyince ya sabır çektim "salak salak konuşma Tuncay, ben ne diyorum sen ne diyorsun?" "Abi bu adam yapmadı mı sana ne olduysa artık" deyince "Off Tuncay daha erkek mi kadın mı ayırt edemiyorsun, bura beni bağırtıyorsun" diye kükreyince "pardon abi Deniz deyince erkek sandım." "Tamam Tuncay tamam, sen sadece dediğimi yap. Bilgileri bul ve kadını takip et, müdahale etme, sakın gözden kaçırayım da deme" deyince kısa bir sessizlik oldu "Tuncay oğlum orda mısın?" diye kükredim. "Abi bu Deniz dediğin o Deniz olabilir mi?" dediğinde sonunda dank etti kıt kafalıya diye içimden geçirdim. "Abi baştan desene ne bileyim ben. Ben de kafamda kuruyorum bacağına mı sıkayım kafasına mı sıkayım diye..." "Sıkmak yok Tuncay sıkmak yok, çıldırtma beni."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD