5 YIL ÖNCE MAYIS
DENİZ
Kaldığım apart yurttan çıkıp aceleyle kampüs içi servisine koşturdum. Bugün bahar festivalinin ilk günü ve ben de arkadaşlarımla ilk kez sahnede performans sergileyeceğim için çok heyecanlıyım. Son bir prova için sözleştiğimiz stüdyoya doğru ilerliyordum. İçimde inanılmaz bir heyecan vardı bu akşam için.
Konservatuvar binasından içeri girip hemen sözleştiğimiz küçük stüdyo şeklindeki sınıfa yöneldim. Herkes çoktan gelmiş akortlarını yapıyordu. Ben de kemanımı çıkarıp akort yapmaya başladım. Sadece ben değil tüm arkadaşlarım heyecanlıydı.
Biz küçük bir gruptuk ama bize kalırsa gerçekten iyiydik. Bateristimiz Gökhan bazen gücünü mü deniyor yoksa hınıcını almaya mı çalışıyor bilemezdik. Davullara vururken gerçekten kendinden geçerdi. Gitaristimiz Murat çok konuşmazdı, sadece gitarını konuştururdu.
Onun gitarla çıkardığı sesler muazzamdı ve tek başına solo performans sergileyebilecek kadar hakimdi gitara ama Derya'ya olan zaafı yüzünden bizim grupta çalmayı bırakamıyordu. Derya ise klavye çalan arkadaşımızdı. 22 yıllık hayatımda onun kadar güzel kalpli bir insan tanıdığımı zannetmiyorum.
22 yılda ne kadar insan gördü ki diye düşünebilirsiniz ama inanın sizin televizyonlarda gördüğünüz o hikayelerin ya baş rolündeydim ya da başrolün en yakınındaki kişiydim. İstanbul'da büyüdüğüm için de çevremde çok fazla pislik vardı. Her ne kadar ben o pisliklere bulaşmasam da o pislikler her zaman yanı başımda yer alıyordu. Neyse ki bu sayede kendimi korumayı öğrenmiştim.
Üniversiteye başlamadan evvel arkadaşlarımdan başına gelen bir felaket nedeniyle babam kendimi korumayı öğrenmem gerektiğine karar vermişti. Ben her ne kadar dövüş sporlarının bana göre olmadığını söylesem de zayıflarım ve daha dinç olurum diye de kabul etmiştim. Tabi daha sonra aldığım derslerin çok işime yarayacağını bilmiyordum.
"Hazırsanız başlayalım" diyen Derya'nın sesi ile hepimiz pozisyonumuzu aldık ve son provamızı da tek bir hata bile olmadan tamamladık. Artık akşam için hazırdık. Bizden başka gruplar da vardı bu akşam ama bizim ilk gerçek sahne deneyimimiz olduğu için hepimiz oldukça heyecanlıydık. Tabi Murat hariç...
O solo performansları da olduğu için daha deneyimliydi bize göre. Hatta o soğukkanlı tavrı ile "fazla abartıyorsunuz, hepimiz yeterince iyiyiz alanımızda. Çıkacağız performansımızı sergileyip alkışlara teşekkür edip ineceğiz" dediğinde Derya "soğuk nevale" diye dil çıkardı. Gökhan'la ben kahkahayı patlatınca bize ters ters baktılar, biz de kahkahamızı yutmak zorunda kaldık.
Aslında bir solistimiz de vardı: İlksu... Ama öylesine kendini beğenmişti ki "benim provaya ihtiyacım yok, akşam görüşürüz sahnede" diyen bir mesajla provaya katılmayacağını söylemişti hanımefendi. Bu kıza gıcık olsam da şüphesiz konservatuvardaki en güzel sese sahipti, öyle ki okul adına sergilenen performanslardan sonra pek çok yerden teklif almıştı.
Ancak öğrenci iken bu tip işlere gidememe yasağımız vardı. Zaten şurada 2 ay kalmıştı mezun olmamıza, o da aramızda en meşhur olacağını düşündüğümüz kişiydi. Yani aslında bizim grupta olmasını kabul etme sebeplerimizden biri herkes ona odaklanacağı için biz bir hata yapsak da fark edilmeyeceği idi. Böylece biz de ilk sahne deneyimimizde daha rahat olacaktık.
Akşam olmuş sıra neredeyse bize gelmek üzereydi. Ancak İlksu hanım ortalıkta yoktu. Aradığımızda ise "birazdan oradayım, gelmek üzereyim" gibi sözlerle bizi geçiştiriyordu. Hala gelmeyince biz de son grupla yerimizi değiştirmenin daha iyi olacağını düşündük.
Son grup sahneye çıktığında en son solistleri yerini aldığında biz şaşkınlıkla birbirimize bakmaya başladık. Yanlışlıkla mı çıktı sahneye diye birbirimize sorarken İlksu şarkıya giriş yaptı ve hepimiz donduk. Bizimle aynı şarkıyı çalışmışlardı ve kesinlikle çok iyiydiler.
Sahneden inerken İlksu bize dönüp "bu akşam beni dinlemek için büyük bir şirketten geldiklerini öğrendim, bu yüzden acemilerle çıkamazdım. Kusura bakmayın çocuklar..." deyip sahte bir gülümsemeyle yanımızdan geçip gittiğinde arkasından bakakaldık.
Bir karar vermemiz gerekiyordu ya sahneye az çalıştığımız bir parçayla çıkacaktık ya da hiç çıkmayacaktık. Hepimiz Murat'a baktık, sonuçta kötü bir performans onu da etkileyecekti. "Benim için sorun yok, hangi parçayı isterseniz çalarım" dediğinde hepimize bir deli cesareti geldi, üstelik İlksu'nun ihaneti de kamçılamıştı sanırım bizi ve daha önce cover olarak çalmayı denediğimiz ve çok hoşumuza giden "Hatıran Yeter" şarkısını çalmaya karar verdik.
Sahneye çıktığımızda ben önce çok kısa kemanla giriş yaptım ardından diğerleri de bana eşlik etmeye başladı. Şarkıyı Murat söyler diye düşünürken, sade duygularımla hareket edip birden kendimi şarkıya bıraktım:
Senden bir hatıra bana bu şarkı
Bir gün gitsen bile hatıran yeter
Unutmak mümkün mü böyle bir aşkı
Bir gün gitsen bile hatıran yeter...
Şarkıyı söylerken gözümü kapatıp kendimi şarkıya bırakmıştım. Aralarda kemanımla da müziğe eşlik ediyordum ve sadece kendim keyif almak için söylüyordum. İlksu'ya olan hırsımla beğenilip beğenilmemek bile umurumda değildi. Sadece düzgün bir şekilde performansımızı sergileyip başımız dik sahneden inmeyi düşünüyordum.
Şarkı bittiğinde kendimi her şeye hazırlamıştım ama salondaki sessizlik bir an ürpermemi sağlasa da gözümü açtığımda kopan alkış tufanı ile yüzüme bir gülümseme yayıldı ve dinleyicilere selam verip sahneden indik. Tabi sahneden indiğimizde dizlerimin bağı çözüldü ve yanımdaki ilk kişiye sarılıp deli gibi zıplamaya başladım. Ben gruptakilerden biri zannederken gözüme hiç tanımadığım bir yüz takıldı ve olduğum terde donup kaldım.
"Af edersiniz arkadaşlarımdan biri zannettim, heyecandan fark edemedim" dediğimde bana gülümseyen adam yerine Murat cevap verdi "ooo patron sen burada ne yapıyorsun" diye bize yaklaştı. Murat'ın tanıdığı olduğu için biraz rahatladım, durup dururken elin adamına sarılıp çılgınlar gibi sevinç gösterileri yapmış olsam da...
Murat part time garsonluk yaptığı yerin sahibi olan yabancıyla hepimizi tanıştırdı. Adı Kerim'di, genelde üniversite öğrencilerinin takıldığı bir mekanın sahibiydi, ama babası büyük bir müzik şirketine sahipti. İlksu'nun bahsettiği şirket tabii ki... Babasına eşlik etmek için gelmişti. İlksu ile konuşmak için babasıyla sahne arkasına geçmişlerdi. Biz sahneye çıkınca da bizi de dinlemişlerdi doğal olarak.
Kabul ediyorum çok güzel bir sesim yok ancak eğitimli bir ses olduğu için birçok şarkıcıdan daha iyi şarkı söylediğimi biliyorum. Bu beni çok ünlü bir şarkıcı yapmayacak bir ses tabii ki. İnsanın hayalleri olsa da gerçekçi de olmak ve kendini de bilmek gerek tabii ki...
Kerim herkesle kibarca el tokalaştıktan sonra bana da kibar bir şekilde az önceki hareketim için "önemli değil, bazen çok mutlu olunca insan ne yapacağını şaşırabilir. Sizin ilk sahnenizdi sanırım" deyince anlayışından ve üzerinde fazla durmamasından ötürü minnet duyarak "evet, ilk sahne deneyimim ve ilk şarkı deneyimim" deyince gözlerini kısarak şaşırdığını gösterdi.
"Zamanla daha iyi olacağınıza şüphem yok" diyerek Murat'a da selam verip yanımızdan ayrıldı. Ben bir anda bozularak "Şuna bak, hevesimi kaçırdı resmen bence gayet iyiydim" diye duymayacağından emin olduğum bir mesafede söylenip arkasından dil çıkarırken durdu ve arkasına baktı. Dilim anında içime kaçtı tabii...