bc

Öğretmenler Odası

book_age18+
549
FOLLOW
8.7K
READ
love-triangle
family
HE
second chance
friends to lovers
arrogant
tomboy
powerful
sweet
bxg
kicking
campus
city
cheating
secrets
rebirth/reborn
musclebear
love at the first sight
teacher
professor
like
intro-logo
Blurb

*ÖZET*

​"Bazı aşıklar geçmişin gölgesine sığınır, bazıları ise o gölgeyi yakıp kendi ışığını yaratır."

Zaman her şeyin ilacı mıdır sizce?

Geçmişte yapılan hatalar geçmişte kaldı diye telafi edilmiş sayılır mı?

Peki aşk mı daha güçlüdür sevgi mi?

Birini sevmek sadece onunla güzel şeyler yaşamak mıdır?

Yoksa her güçlüğe beraber göğüs gerip yeniden bir hayat inşa etmek midir?

chap-preview
Free preview
1) TOPLANTI ODASI
Lale, yolda yürürken elindeki dosyanın köşesini sıkmaktan büküldüğünü fark ettiğinde derin bir nefes aldı. Okulun büyük demir kapısından içeri adım attığı o an, göğsünü kaplayan tatlı heyecan yerini hafif bir çarpıntıya bırakmıştı. 29 yaşındaydı; 1.68 boyu, omuzlarına dökülen kumral saçları ve insanın içini kıpır kıpır eden kahverengi gözleriyle koridorda ilerlerken, buranın yeni evi olacağını hissediyordu. ​Müdür odasına girip belgelerini teslim ettiğinde üzerindeki yükün yarısı kalkmış gibiydi. Artık resmen bu okulun edebiyat öğretmeniydi. Şimdi geriye tek bir önemli adım kalıyordu: Düzen kurmak. Bu da o kadar zor olmayacaktı, çünkü lise yılları bu ilçede geçmişti. O zamanlar başkomiser olan babası bir görevlendirmeyle buraya, Nazilli'ye gelmişler ve liseye burada kayıt yaptırmak zorunda kalmışlardı. Bir sene sonra görevlendirmesi bitmiş ancak annesi Zeliha Hanım burayı çok sevdiği, Lale’nin de okulu güzel gittiği için Lale ve annesi burada kalmıştı. Ablası Zeynep o zamanlarda Ankara'da üniversite okuduğu için, tatillerde annesinin yanına gelmişti. Ahmet Bey de İzmir'den Nazilli'ye gelip gitmeye başlamıştı. Lale Marmara üniversitesini kazanınca İstanbul'da yurtta kalmış, annesi de kendi evine İzmir'e dönmüştü. 18 yaşında çıktığı bu ilçeye öğretmen olarak geri gelmişti. Ve bu şehrin onu kendi evladı gibi bağrına basacağından emindi. ​Neyse ki şansı yaver gitti. Okula yürüme mesafesinde, 2. katta küçük ama huzurlu bir bahçesi olan 2+1 bir apartman dairesi buldu. Taşınma günü ablası yardıma yetişti. Her zaman olduğu gibi... Gün boyunca koli açıp eşya yerleştirdiler; ablasının neşeli söylenmeleri ve mutfaktan yükselen taze çay kokusu, boş odaları bir anda sıcak bir yuvaya dönüştürdü. Bir haftanın sonunda ev hazırdı, Lale de yeni hayatına. Bir kaç gün sonra okulun personel w******p grubuna dahil olmuştu. toplantı günlerini bildiren mesaj başa tutturulmuştu. Bu hafta cuma günü seminer olduğu bildiriliyordu. ​Seminer sezonun başlamasından iki hafta önce okul bahçesini dolduran sonbahar serinliğiyle başladı. Lale, sabahın erken saatlerinde öğretmenler odasına girdi. Gerginliği, heyecanını bastırıyor, stresten elleri terliyordu. Ahşap masalar, duvarlardaki duyuru panoları ve havada süzülen taze kahve kokusu arasında diğer meslektaşlarıyla kısa kısa selamlaştı. Kısa süre sonra okul yönetimi ve tüm kadro, büyük toplantı salonuna davet edildi. Burası ilçenin en prestijli Anadolu lisesiydi. Mezunları ilk 10binlere girer, nitelikli üniversitelere yerleşirdi. Pekdemir Anadolu Lisesinde okumak da öğretmen olmak da bir ayrıcalıktı. Bu yüzden eğitim seminerleri de eğitim sezonunu da yorucu ve donanımlı geçerdi. ​Lale, ön sıralardan birine geçip oturdu. Çantasından defterini ve kalemini çıkarırken salondaki uğultu yavaşça kesildi. Sahneye doğru yürüyen adamı gördüğünde ise Lale’nin elindeki kalem masaya düşmek üzereydi. ​Gözlerine inanamadı. Kalbi bir anda boğazında atmaya başladı. ​Kürsüye adımlayan kişi, Kemal’den başkası değildi. Eğitim kadrosunda Kemal Kaya ismini görmüş ancak isim benzerliği olduğunu düşünüp üzerinde durmamıştı. Ama benzerlik değildi, karşısında bütün albenisiyle karşısında duran oydu; eski sevgilisi, ilk aşkı, Kemal. Burada, tam karşısında, yeni okulunun Müdür Yardımcısı olarak duruyordu. ​Lale’nin başı dönmeye başladı. Yanında oturan kadın öğretmenler fısıltıyla kendilerini tanıtmaya çalışırken, Lale şokun etkisiyle kafasını bir türlü tam olarak kaldıramıyordu. Bakışlarını defterine sabitlemeye çalışıyor, ama ellerinin titremesine engel olamıyordu. ​Kemal ise mikrofona yaklaştı, ceketini ilikledi ve konuşmasına başladı: "Değerli arkadaşlar, yeni eğitim-öğretim döneminde dikkat edeceğimiz temel hususlar ve disiplin esasları üzerine kısaca..." ​Kemal’in sesi salonda yankılanırken, Lale ister istemez geçmişe çekildi. Kemal’in gözü sık sık salondaki kalabalığı tarıyor, ancak her seferinde bakışları bir saniyeliğine de olsa Lale’nin üzerinde takılı kalıyordu. ​Lale, onun kendinden emin duruşunu izlerken yıllar öncesine gitti. Kemal, üniversitede de böyleydi. Amfide veya öğrenci kulüplerinde kürsüye çıktığında herkesi büyüleyen, kelimelerini bir usta gibi seçen harika bir konuşmacıydı. O günlerde de salonu böyle domine eder, herkese kendini dinletmeyi başarırdı. Aralarındaki o tutkulu, unutulmaz günler bir film şeridi gibi gözünün önünden geçti. ​Kemal’in sunumu bittiğinde salonda bir alkış koptu. Ardından Okul Müdürü Bülent Bey sözü alarak, "Aramıza yeni katılan arkadaşlarımızı kürsüye alalım, hem kendilerini tanıtsınlar hem de tanışmış olalım," dedi. ​Lale, diğer yeni atanan öğretmenlerle birlikte sahneye doğru adım attı. Sıra kendine geldiğinde sesinin titrememesine özen göstererek kendini tanıttı; "Merhaba arkadaşlar. Ben Lale Türksever. Marmara Üniversitesi eğitim fakültesi edebiyat bölümü mezunuyum. Aynı üniversite tarih bölümünde yüksek lisans yaptım. Doğu görevimi tamamladıktan sonra atamam buraya yapıldı. Bugün burada sizlerle olmaktan çok mutluyum. Hepimize hayırlı ve faydalı bir yıl diliyorum" ​Kemal, masanın arkasından Lale’ye doğru hafifçe yaklaştı. Yüzünde profesyonel ama derinlerde bir yerlerde geçmişin izlerini taşıyan karmaşık bir ifade vardı. Kemal’in nefesini neredeyse ensesinde hisseden Lale huzursuzca kıpırdandı. Lale konuşmasını bitirince rehber öğretmen Esra Hanım; "Aa Kemal hocam! Lale hocam da sizinle aynı üniversitede okumuş. ne güzel. Tanışıyor musunuz?" Lale Kemal’e baktı. Kemal o karizmatik tebessümüyle cevap verdi. Gözü Lale’nin üzerindeydi. "Evet Esra Hocam. Lale hocamı üniversiteden tanırım. Bir kaç defa sohbet etmişliğimiz de olmuştu." Sonra Lale’ye dönüp "tekrar hoş geldiniz hocam. Sizi burada gördüğüme çok memnun oldum" diyip yerine geçti. Ne Kemal bir adım öteye geçti, ne de Lale. Aralarında bir zamanlar fırtınalar kopan o büyük aşkı, geçmişte bıraktıkları o derin bağı ikisi de dile getirmedi. İkisi de aynı sessiz anlaşmanın altına imza atmış gibi, sırlarını o salonun ortasında, gözlerinin derinliklerine gömdüler. "Evet" diye söz aldı Lale. "Kemal Hocam üst sınıftı. Yanlış hatırlamıyorsam ben ilk sınıftayken siz son sınıfıntınız." Kemal tebessümle karşılık verdi ama Lale darmadağın olmuştu bile. Diğer öğretmenleri dinleyemedi bile. Bedeni oradaydı ama zihni geçmişe çoktan dönüş yapmıştı. Herkes kendini tanıtmış yerine geçerken Lale ve Kemal arasında kimsenin farketmediği gerginliği ve anlaşmayı farkeden hatta çok iyi bilen biri vardı; coğrafya öğretmeni; Fatih Dağcı. Matematik öğretmeni Müfit, herkes ayaklanmışken kürsüye çıkıp mikrofona dokundu. "Arkadaşlar! kimse dağılmadan hatırlatayım; Cuma akşamı şehitler parkında toplanıyoruz. unutmayın" AA evet geliyoruz diyen uğultular arasında Lale yanındaki arkadaşına sordu; "ne için toplanıyoruz?" "biz senenin başında ve sonunda olmak üzere iki defa toplanırız. hademeden memura, öğretmenden müdüre herkes katılır. Bu yeni gelenlere hoşgeldin dediğimiz kaynaştığımız ve yeni döneme motive olma geleneğimiz. muhakkak gelmelisin. çok eğlenceli oluyor." geceyi heyecanla anlatan diğer Edebiyat öğretmeni Aslı'ydı. Lale’nin dalgınlığının farkına varmadan hevesle koluna girmiş eğlencede yapılanları anlatıyordu. "anladım, gelirim inşallah" diyerek mırıldanır gibi cevap verdi. "Aslı hadi hayatım, seni bekliyorum" diye seslendi diğer Matematik öğretmeni Vedat Bey. Aslı ile 10 yıldır evlilerdi. ne kadar deneseler de çocukları olmamıştı. onlar da bütün heyecan ve umutlarını öğrencilerine bağlamış, hepsiyle kendi çocukları gibi ilgileniyorlardı. "geliyorum hayatım. Lale hocam, tekrar hoş geldiniz. Cuma günü görüşmek üzere" diyip Lale’nin yanından ayrıldı. Hava Henüz kararmamıştı. Lale Bu yüzden okulu gezmeye karar verdi. üç katlı olan okulda her zümreden ikişer öğretmen vardı. 9. Ve 10. sınıflar ayrı, 11. Ve 12. sınıfların öğretmeni ayrıydı. Bu yüzden gireceği sınıfları tek tek gezdi. saat akşam dokuza gelirken okuldan çıktı. bahçe kapısından çıkarken arkasından biri seslendi; Lale!

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

GÖLGEDEKİ PATRON

read
7.1K
bc

SUSKUN GELİN

read
149.8K
bc

Ağanın Sözde Karısı

read
108.2K
bc

SENİ DUYMADAN SEVDİM

read
45.6K
bc

SAKLI

read
1K
bc

Naz'lı Sevgilim (Türkçe)

read
4.3K
bc

MARDİN KIZILI [+18]

read
599.8K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook