SONRASI…

1637 Words
KENAN Vasili kıza yapılabilecek bütün müdahaleyi yapmış bir gün boyunca uyutmuştu kızı. Kanını laboratuvarda analiz ettirip kan nakli bile yapmıştı. Vasili odadan çıkarken yüzündeki yorgun ifadeyi fark ettim. Yıllardır bu adamla çalışırım, o yüzün hiçbir zaman bu kadar çaresiz göründüğünü hatırlamıyorum. Kızın durumu gerçekten ciddiydi ve bu beni içten içe yiyip bitiriyordu. Utancımdan yanına bile giremiyordum. Odaya gitmek istesem bile, kapının önüne her gelişimde ayaklarım yere çakılıyordu sanki. “Evladim ben tüm gerekenleri yapmışım lakin çok kan kaybetmiş. Takviye yapilmiş olsa da çok iyi bakılması lazımdır. iyi bir bakımla kısa sürede eski sağlığına kavuşur. Ses tonu her zamanki gibi sakin ve profesyoneldi ama gözlerindeki endişeyi saklayamıyordu" Başımı sallayıp, "Anladım Vasili. Yaptıkların için teşekkür ederim," dedim. Ancak içimde fırtınalar kopuyordu. Bir kadına böyle bir şey yapmış olmak... Adını bile söylemeye dilim varmıyor. Tecavüzcü... Bu kelime zihnimde yankılandıkça, nefesim sıkışıyor, göğsüm daralıyordu. Bu lakabı hiçbir şekilde kabul edemem ama olanları da değiştiremem. Mahrem yerlerini de Vasiliye muayene ettirecek halim yoktu. Adamlarıma hemen bi kadın doktor bulup getirmelerini söyledim. Sabırsızlıkla beklediğim doktor gelince,muane ettirfim.“Doktor hanım ciddi bi sorun varmı?” Diye sordum. "Kenan Bey, vajinal bölgede darp izleri var," dedi bayan doktor, Ses tonu objektif olsa da söyledikleri beni daha da ezip geçti. "Zorlanmadan kaynaklı ufak yaralar mevcut. Neyse ki dikişe gerek kalmadı. Fiziksel olarak toparlanır ama ruhsal travma derin. Bir terapistin görmesini şiddetle öneriyorum." Teşekkür edip doktoru uğurladıktan sonra derin bir nefes aldım. Bizim yaşlı kurda dönüp, “Vasili kız ne zaman uyanır ?” Diye sordum. Bir yandan da yaptığım hayvanlıktan utanıyordum hala. “İsteğiniz üzere bi süre uyuttum 4 5 saate ayılmaya başlar” dedi. İki doktoru da hatırı sayılır dolar desteleriyle yolladım otelden. Ağzını sıkı tutmaları gerektiklerini bilirlerdi. Gözlerim birkaç saniyeliğine odanın kapısına takıldı. Kapının ardında yatan masum beden, içimdeki bütün karanlık tarafları gün yüzüne çıkarıyordu. Odaya girdiğimde gördüğüm manzara beni nefessiz bıraktı.Kızıl saçları yastığa dağılmış, masum bir bebek gibi uyuyordu. Sanki bu dünyaya ait değilmiş gibi... O kadar güzeldi ki...Bir sanat eserine bakar gibi bakıyordum ona. İnanılmaz bir güzellik...çok kadınla birlikte olmuştum. Çok kız görmüştüm ama böylesini ömrümde görmemiştim. İlahi bi ışık gibi varlığı odayı aydınlatıyordu. Ama bu güzelliği kendi ellerimle kirletmiştim. Aklıma not geldi. İsmini öğrendiğim kağıt parçası. Sanırım buraya sevgilisini basmak için gelmiş. Ulan şerefsiz piç böyle bi güzellik aldatılır mı? Hadi aldatmaya kalktın kimi koyabilirki insan bu güzelliğin yerine. Şu kız benim kadınım olsa biblo gibi koyar seyrederim be! İnsanlar bazen gerçekten ahmak olabiliyor. Tıpkı benim yaptığım ahmaklık gibi… Yandaki koltuğa oturup düşünmeye başladım sapkınca cinsel fantezilerimi düşündüm. Benim için aşk diye bir şey yoktu. Sınırsız haz ve zevkin dorukları vardı. Dominantlığımla hükmetmeyi severdim. Ama ilk defa böyle bir durumla karşı karşıya kaldım. Direk dansı kucak dansı… Uçak tuvaletinde birliktelik… Ofis sexleri… Doktor hasta fantezisi Zincir, halat, kırbaç …… Daha niceleri say say bitmez... Cinsel fantezi listem oldukça kalabalıktı uzun süredir artık hiç birinden zevk alamıyordum. Bu sefer bi farklılık olsun diye zorla sahip olayım istemiştim. Sadece küçük bir oyun olacaktı. Her zamanki ajanstan bi fahişe kiralanmıştı. Kahretsin ki tam da kaza yapacağı zaman tuttu. Kendi kendime “Lanet olsun böyle olmak zorunda mıydı “ diye söylendim. Eğlence derken bu pisliğin içinde bulmuştum kendimi. Şimdi kendimden iğreniyordum.Bu alemde bi kızı yatağa atmam için bir bakışım bile yeterliydi. Herkes benden korkardı. 1.94 boyum fit kaslı çevik bir vücudum vardı. Aurama kapılan benim için kapışan kızlar sayısızken şimdi hiç kabullenemeyeceğim bir lakap ile karşı karşıyayaydım. Tecavüzcü. Dünyanın sayılı silah kaçakçılarından biriydim. Türkiye’de kendimden başka lider bile bırakmamış bütün ağları kendime bağlamıştım. Ayrıca mekan işine girmiş hatırı sayılır da eğlence kulübüm vardı. Güç para her şey benim elimdeydi. Diğer kulüpleri de haraca bağlamıştım maddi getirisinden çok manen bu piyasada imparator benim algısı yaratmak içindi. Kasap, kelleci Kral, sadist, imparator… benim gururla taşıdığım bir kaç lakaptan biriydi. Hayat beni bu yollara sürmüş bende piyasanın en iyisi olmuştum. Türkiye dura dursun Avrupa ve Asya da da bilinir zalimliğimden korkulur yeri gelir toplantılara liderlik yapar ticaret anlaşmazlıklarında arabuluculuk yapardım. Kendime büyük saygı ve hayranlık duyardım birazda megalomanlığım vardı severdim büyük görünmeyi fakat tüm bu sıfatların yanına şimdi tiksinç bir tecavüzcü damgası da vardı. Oysa kendi barlarımda dahil bi tecavüzcü ile karşılaşırsak hadım ettirirdim şimdi o duruma kendim düşmüştüm. Herkesin korkudan titrediği adam şimdi iğrenç bir lakapla karşı karşıyaydı. Düşündüm ve kararımı verdim gerekirse servetimin yarısını kıza verecek her türlü maddi manevi yanında olacaktım. Kafamda dönüp duran binlerce düşünceyle koltukta uyuya kaldım… MİHRİMAH 2 GÜN ÖNCE Son dersten arkadaşlarla çıkmıştık. Kampüs bahçesinden geçerken, son kez bu manzarayı görmek istemiştim. İstanbul'daki öğrencilik hayatım bitmek üzereydi ve kısa bir süre sonra memleketime dönecektim. Arkadaşlarıma veda etmenin hüznü olacak olsada artık başka bir hayata başlayacaktım. Benim biricik sevgilim, Ömer’im memlekete dönünce ailesini yollayıp isteyecekti beni. Off şimdiden karnımda kelebekler uçuşuyordu. Bende son 3 haftamı arkadaşlarla keyif yaparak geçiriyordum. Kampüsten çıkıp hep birlikte bir kafeye oturduk. baya kalabalık bir gruptuk. Kızlarla gülüşüp eğlenirken zaman nasıl geçti anlamadım saat yedi olmuş “ neyse bayanlar ben kalkıyorum daha memleketten annemlerle konuşacağım” dedim. Sağolsun annem her gün rapor alıyordu benden. Sude, “Mızıkçı” derken, Ayşen de, “Bara geçelim diyorduk burdan kuşum “ diye öneride bulundu. “Teşekkür ederim beni biliyorsunuz geç saatlerde pek çıkmıyorum “ dedim. Annem canımı okurdu. Hele bizimkiler bi duysa var yaa.. tabi gelde bunu İstanbul kızlarına anlat… Masanın üzerindeki kitabı ve çantamı toparladım. Herkesle vedalaşıp kalktım. Eve kendimi zor attım. Koşarak sıcak bir duşa girdim. Yenilenmek gibisi yok. Yatağa oturup elime telefonumu aldım. Mesaj kutusuna bakınca ömerimden mesaj gelmiş. Sevinçle açıp okudum mesajı. Ama hevesim kursağıma dizildi. “Hayatım işlerim uzadı şehir dışındayım yarın gelicem en kısa sürede yanındayım bitanem seni çok seviyorum.” Aptal aptal gülümseyip yatağa uzandım. Bu aralar çok çalışıyordu. Bazen sitem etsemde her şey bizim için sevgilim deyip yine tatlılıklarıyla gönlümü almasını biliyordu. Neyse bunlar ayrı geçirdiğimiz son zamanlarımız evlenince kolay kolay elimden kurtulamaz beyefendi. Bir artı bir evimde kalkıp salona geçtim. Geldiğimde fırlattığım kitaplarım ve çantam salondaki sehpanın üzerine dağılmıştı. Annem görse ne pasaklısın deyip benimle dalga geçer. Gülümseyerek sehpanın üzerini toplamaya başladım. Kitaplarımın arasında elime bir zarf geçti. Bu benim değildi ki? Acaba kızlarla kafede otururken yanlışlıkla birinin zarfı kitaplarımın arasına mı karıştı diye düşündüm. Dikkatle açtığımda içinden bir kağıt çıktı. “ saat 22.30 da Ri**** Otelde sevgilin seni aldatıyor.Mihrimah oda numarası 1065 “ Elimdeki zarf bir anda ağırlaşmış gibi hissettim.Kelimeler beynimde dönmeye başladı Ömer beni bi otel odasında biriyle mi aldatıyordu? Yok hayır Ömer yapmaz. O bana çok aşık… otel adı ve oda numarası da vardı. Ömer’e güvenim tamdı ilk öpücüğüm ilk aşkımdı ama ne derler sinek küçük ama mide bulandırır. Sehpanın üzerine fırlattığım kağıt düşmanım olmuş gibiydi.Notun gerçek olma ihtimali mideme kramplar sokuyordu. Etrafında dönüp dönüp izliyordum. “Allahım lütfen Ömer böyle bir şey yapıyor olmasın!” İçimden defalarca dua etsem de aklım notta kaldı.İçimde bir kuşku büyümeye başlamıştı. Kim koymuştu bunu eşyalarımın arasına kötü bir şaka mıydı yoksa gerçek mi? Merakıma yenik düştüğümde Saat 21.30 du üzerime hemen yeşil elbisemi geçirip kendimi dışarı attım. Elimde buruşturduğum kağıt sanki can damarımı kesiyordu. Acaba doğru mu yapıyordum? Güven olmazsa ilişki olmazdı ki… Ama içimdeki şüphe beni içten içe kemiriyordu. Hızlı hızlı yürürken evden epey uzaklaştığımı farkettim. Yanıma çanta telefon herhangi birşey almamıştım. Aptal kafam dımdızlak atmıştım kendimi sokağa. Ömerin beni aldatma olasılığının şokuyla düşünme yetimi kaybetmiş gibiydim. Bu ilişkiye iki yıldır emek veriyordum. Bunu kaldıramazdım.Bana bunu yapmazdı Ömer. Eve geri dönmek istedim ama notta saat 22.30 demişti bahsedilen otel uzak değildi evim zaten merkezi bir yerdeydi. Kısa bir müddet daha yürüyünce otelin önüne geldim devasa 5 yıldızlı bir oteldi ve oldukça lüxtü… Biraz dışarıdan boş boş baktım otele… gerçektende şimdi Ömer başka bi kızla bu otelde miydi? Birden nasıl oldu anlamadan kendimi otelin girişinde buldum. Tereddüt ederek asansöre ilerledim. Ama hangi kata çıkmam gerekiyor bilmiyordum. Asansöre bindiğimde bir sonraki katta kapı açıldı ve bir çalışan bindi. Cesarete gelip, görevliye oda 1065 nolu odayı sorunca orasının özel bir kat olduğunu girişindeki kapının sadece özel bir kartla açıldığını söyledi. Asansörden indim ama uzun koridorda ne yapacağımı bilmiyordum. En iyisi vazgeçmek dedim. Belki de hepsi bi yanlış anlaşılmaydı. Bunu Ömer’le konuşmam gerekiyordu. Böyle lüx bir otelde belki bu katlarda dolaşmam bile başımı belaya sokabilirdi otele ait bilekliği bile taşımıyordum sonuçta. Evet evet Ömer e bu notu sormalıydım geldiğim yerden usulca gitmeliydim. İlerde bi kat görevlisi gördüm arabayı itekleyerek asansöre biniyordu aklıma benimde geldiğim gibi alt kata inmem gerektiği geldi. Hızla koşup sıkıştım yanına, kadın başını elindeki telefondan kaldırmıyordu. Önümdeki kutuda kartlar gördüm. Bunlar otel çalışanları için özel giriş kartlarıydı. Kadına baktığımda dikkati tamamiyle elindeki telefondaydı. O an bana ne oldu bilmiyorum birden deli cesaretiyle üzerinde süit kapı yazan diğerlerinden farklı kartı alıp elime sakladım. Asansör durunca kadın indi. Ama ben elimde sıkıca tuttuğum kartla bi çılgınlık yapmak üzereydim. Büyük ihtimal en üst kattaydı özel suitler. Hemen en üst kata bastım. Sarsılarak yukarı çıkmaya başladığımda kalbim küt küt atıyordu. Hiç böyle bir işe kalkışmamıştım. Asansör sonunda durunca inip koridora baktım sağ tarafta bi kaç oda varken sol tarafta devasa bi kapı vardı üzerinde özel suitler yazan yazıyı görünce “bingo” dedim. Gidip panele kartı okutunca açıldı kapı. Otuz ar metre aralıklarla kapılar vardı ilk defa böyle bi otel ve süit oda görüyordum farklı bi his kapladı içimi. Koridor uzundu ama oda sayısı epey azdı. Avucumdaki kağıtta ıslanmaya başlamıştı ilerdeki bi odanın kapısı açık uzun boylu iri cüsseli bi adamın kapıya dayanıp benden tarafa baktığını gördüm "hasbinallah hiç utanması da yok" diye geçirdim içimden. Belli ki oda servisi veya bi arkadaşını bekliyordu numaralara bakarak ilerledim. Aklımda bin altmış beş numaralı oda vardı. Orada beni neyin beklediğini bilmiyordum. Ya Ömer’i bi kızla görürsem? Bunu kaldırabileceğimden bile emin değildim. İlerledikçe adamın bakışlarını üzerimde hissettim. Fakat aldırmadım. Ben biran önce o odadaki gizemle yüzleşmeliydim. ‘Allahım ne olur Ömer beni aldatıyor olmasın ne olur Allahım ‘ diye dua ederek içimden ilerliyordum. İçimde bin bir korku ve tereddütle ilerlerken adama iyice yaklaşmıştım. Uzak durarak koridordan ilerlemeye çalıştım. Ama bi anda devasa cüssesi uzanıp beni kolumdan tutarak odaya çekti.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD