Bir erkeğin yapabileceği en büyük hata, şüphesiz bir kadını kışkırtmak olur sevgili okur. Özellikle bu kadın Heaven Watson ise...
Heaven öğleden sonra söz verdiği üzere Bay Harrison ile Grosvenor 'daki restorana gelmişti. Daha önce bir beyefendi ile böylesine bir buluşma gerçekleştirmediğinden oldukça gergindi fakat Bay Harrison gündelik hayatında da oldukça hoş sohbet bir insandı ve kısa süre sonra gerginliğini tamamen üzerinden atabilmişti. Onun Avusturalya'da kangurularla ilgili anısına melodik kahkahasıyla karşılık verdikten sonra çayından küçük bir yudum almak istedi fakat bakışları kendilerine doğru gelen adamı fark ettiğinde çayını içmek büyük bir azaba dönüşmüştü. Küçük öksürükler ile toparlanmaya çalışırken "İyi misiniz ?" diye sordu Bay Harrison. Ses tonu oldukça endişeliydi.
Heaven masada duran mendili alarak dudaklarını sildiğinde Bay Harrison 'a gülümseyerek başını salladı. Fakat çok geçmeden "Bu ne sürpriz!" diyen ses beyninde tırmalama etkisi yaratmış gibi irkildi.
"Lord O' Sullivan?" Bay Harrison şaşkınlıkla kaşlarını kaldırarak ayağa kalktığında "Sizi görmeyi beklemiyorduk. " dedi.
Christian ise yerinden bile kalmaya tenezzül etmeyen Heaven 'a kısa bir bakış atıp "Ben de öyle. " dedi. 'Umarım sohbetinizi bölmüyorumdur."
Heaven gözlerini devirerek kendi kendine "Sanki çok umrunuzda. " diye söylendiğinde Christian onun ne söylediğini duymuş kadar olmuştu. Keyfi yerine gelirken bir sandalye çekerek oturdu.
"Biz de Leydi Watson ile yeni iş anlaşmamızı kutluyorduk." diye söze girdi Bay Harrison. Nedensizce açıklama gereği hissetmişti.
"Öyle mi?" Christian sırtını geriye yaslarken tek kaşını sorgularcasına kaldırmıştı. Kendisi Leydi Watson'ın işlerini sekteye uğratmaya çalışırken , onun yeni anlaşmalar yaptığını duymak pek de hoşuna gitmiyordu. "Ne anlaşması?" diye sorduğunda "İş!" diyerek kısa bir cevap verdi Heaven. Bu adamın olur olmadık yerde karşısına çıkmasından dolayı rahatsızlık duymaya başlamıştı.
Bay Harrison, Leydi Watson'ın vikontu gördüğü anda suratının asıldığını fark etmişti. Walmer'de kendisine rakip oluşu belki de göründüğünden daha çok canını sıkmıştı.
"Siz neden buradasınız?" diyerek oluşan anlamsız sessizliği bozmaya çalıştı.
"Kütüphaneye gidiyordum ." Christian 'ın bakışları kısa bir an Heaven 'ın kahveleriyle buluştuğunda bakışlarını yeniden Bay Harrison 'a çevirdi. "Sizi görünce merhaba demek istedim."
"Ne kadar ince bir davranış. " Heaven alayla Christian 'a burun kıvırdığında "Siz beni gördüğünüze pek de memnun görünmüyorsunuz." dedi Christian. Oysa bunu onun her mimiğinden anlayabiliyordu yine de Heaven Watson'a eziyet etmekten büyük keyif alıyordu.
"Saygıdeğer vikont masamızı onurlandırdığı için kendimi şanslı sayıyorum." dedi Heaven. Oysa alaycı bakışları sözlerini yalanlıyordu.
Bay Harrison ikili arasındaki gerilimin kendisini de gerdiğini hissederek gülümsemeye çalıştı.
"Lord O 'Sullivan. " derken dikkatleri biraz olsun dağıtmak niyetindeydi. "Walmer'deki çalışmalarınız nasıl gidiyor? Umarım her şey yolundadır."
" Kısa sürede çok yol kat ettik Bay Harrison . Hatta planlanandan iki hafta önce işe başlayabiliyoruz. Bu da önümüzdeki hafta başında Walmer'de O'Sullivan adını sıkça duyacağınız anlamına geliyor. "
"Ne kadar erken işe başlarsanız o kadar çabuk hayal kırıklığına uğrarsınız ?" Heaven onun Walmer'de tutunamayacağından emindi.
"Gloucester dükalığı ile iş birliği içinde olmak isteyecek yatırımcılar sıraya dizildi bile. " Christian Heaven'a göz dağı verirken Heaven ona alaycı bir gülümsemeyle karşılık verdi. "Elbette!" dedi. "Unvanınızın sizi belirli bir noktaya kadar sorunsuz ilerletececeğinden oldukça eminim fakat bunun haklı bir kazanç olduğunu söyleyebilir miyiz?"
"Lütfen açık konuşun Leydi Watson." Christian yerinde doğrulup elini çenesinin altına yerleştirdi. "Beni aydınlatın."
"Eğer Walmer de iyi yatırımcılarla çalışırsanız bu sizin başarınız mı olur yoksa unvanınızın kayda değer saygınlığı sayesinde mi gerçekleşir?" Heaven koyu kahve gözlerinde kinayeli bir parıltıyla vikontun buz mavisi gözlerine baktı . "Sizin bu işteki kişisel varlığınızın önemi nedir ?"
Christian,karşısında sınır tanımayan, ukala bir kadının kibriyle örülü duvarına yumruk atabilseydi eğer bir nebze olsun öfkesi törpülenebilirdi. "Ekonomi alanında Harvard'ı dereceyle bitirmem ve Cambridge 'de doktora yapmam dışında mı?"
"Bu çağın erkeklere özgü avantajlarından yararlandığınız için sizinle gurur mu duymalıyız? " Heaven'ın bakışları olabildiğince kısılmıştı. "Kadınlara tanınmayan hakların erkekler tarafından istila edilmesi , yalnızca erkeklerin başarılı olduğu anlamına mı geliyor ?"
"Sizi doğru mu duydum?" diyerek bu sorularla kurulan diyaloğu yarıda kesen Bay Harrison Heaven Watson'a dikkatle bakarak "Erkeklerin kadınlara da verilmesi gereken haklardan istifade ettiğini mi söylüyorsunuz?" diye sordu.
"Elbette! " dedi Heaven. "Kadınların üniversite okuyamaması onların suçu değil. Zira toplum yalnızca erkeklerin başarılı olabileceği yönünde akıl almaz bir düşünceye sahip."
"Kadınların ve erkeklerin kendilerine has görevleri var Leydi Watson. Bizden beklenen iyi bir eğitim ve idare edebileceğimiz bir iş ." Christian aslında tam olarak olaylara bu bakış açısıyla bakmıyordu. Amerika'da kadınlar için de okullar açılmıştı ve eğitimlerini başarıyla tamamlayan kadınlar tanımıştı. Heaven Watson gibi bir kadının da hayata bakış açısının bu yönde olması kendisini şaşırtmıyor içten içe onu taktir ediyordu fakat söz konusu onun damarına basmak olduğunda Christian onunla beyazın siyah olduğu konusunda bile inatlaşabilirdi. "Kadınlar ise görgü ,nezaket derslerinin yanında dikiş nakış yapabilir ve bilimum müzik aletlerini çalabilme yeteneği elde edebilirse toplum bunu büyük bir memnuniyetle karşılayacaktır."
"Toplumun kadınların isteklerine önem verecek donanıma sahip olmaması ayıbına ne diyorsunuz?" Heaven vikontun bunca eğitime rağmen nasıl bu kadar sığ düşünebildiğine inanamıyordu.
"Bu duruma benim tek başıma karar veremediğim açık. " Christian Bay Harrison'a dönerek "Siz ne düşünüyorsunuz ?' diye sordu. "Leydi Watson'a katılıyor musunuz?"
Bay Harrison ikili arasındaki tartışmaya hiç müdahil olmak istemese de Leydi Watson'ın beklentiyle kendisine bakması karşısında yapabileceği hiçbir şey yoktu. " Bir kadına fırsat verildiğinde neler yapabildiğini Leydi Watson sayesinde görebiliyoruz.'' dedi.
Christian bundan şüphe duymuş olsa dahi o ana kadar emin olamamıştı fakat şimdi Bay Harrison'un Heaven Watson'a olan ilgisinin tam anlamıyla farkına varmıştı. Bu farkındalık karşısında kaşları hayretle havalanmıştı. Bakışları Heaven Watson'a yöneldiğinde onun duyduğu cevaptan ötürü memnun bir gülümsemeyle dudaklarının kıvrılışına şahit oldu. Onun, Bay Harrison'a karşı herhangi bir duygu besleyip beslemediğinden emin olamasa da ,duyduğu rahatsız edici hissin yeniden bedenini ele geçirdiğini hissediyordu.
"Bu gerçek düşünceniz mi Bay Harrison?" diye sordu aniden. Yoksa Heaven Watson'ı memnun etmek için elinden geleni yapan kurnaz bir adam mıydı?
"Şüphesiz.. " Bay Harrison vikontun ses tonundaki tehlikeli tınıdan hoşlanmamıştı.
"Bu sizi neden rahatsız ediyor Lord O'Sullivan? Sizinle aynı fikirde olmasını mı umuyordunuz? " Heaven vikontun sandalyesinde huzursuzca kıpırdanışına neredeyse kahkahayla karşılık verecekti. Herkesin onunla aynı fikirde olmasına alışık olmalıydı fakat istisnalar her zaman olurdu.
Christian Heaven Watson'a üstten bir bakış attı. "Yerinizde olsam insanlara fazla güvenmezdim Leydi Watson." dedi. "Neyi hangi amaçla söylediklerini asla bilemezsiniz." Onun Bay Harrison'un ilgisinden bir haber olduğu açıktı. Burada durup da Bay Harrison'un Heaven Watson ile ilgi övgü dolu düşüncelerini dinlemeye daha fazla katlanamayacağına karar verdi .
Yerinden hızla kalkarak devam etti. "Size iyi günler dilerim."
Heaven, vikontun davranışını Bay Harrison'un da kendisi kadar şaşkınlıkla karşıladığının farkındaydı.
"Bu da neydi şimdi?" Bay Harrison , vikontun son sözlerinde kendisini kast edip etmediğini anlayamazken
"Hiçbir fikrim yok." dedi Heaven. Gülümsemeye çalışarak ortamın havasını dağıtmak istedi.