ÖMER ALİ’nin ANLATIMIYLA O akşam odamın kapısını kapattığımda ilk defa sessizlikten rahatsız oldum. Normalde görev dönüşü sessizlik iyi gelirdi. Üniformayı çıkarır, yüzünü yıkar, raporları gözden geçirir, sonra da ne kadar yorulmuş olursan ol ertesi güne hazırlanırdın. Ben yıllardır böyle yapardım. Ne acıyı büyütürdüm ne yorgunluğu. Çünkü görevde insanın kendine acıma lüksü olmazdı. Ama o akşam kendime acımıyordum. Öfkeliydim. Sağ yanımdaki dikişler sızlıyordu. Pansumanın altındaki yara her nefeste geriliyor, tişörtüm gazlı bezin üzerinden hafifçe sürtündükçe canımı yakıyordu. Yine de o acı umurumda değildi. Benim asıl canımı yakan şey, o yaranın üstüne dokunan elin Sevda’ya ait olmasıydı. Fiziksel acı kolaydı. Yerini bilirdin. Nerede başladığını, ne zaman arttığını, nasıl bastıracağını

