AYBÜKE, Burçak’ın kanepesinde tüm yorgunluğuma rağmen zorla uyuyabilmiştim. Hayır, yerim gayet rahattı, örtüler mis gibi kokuyordu, yastığım da konforluydu ama aklım susmuyordu. Kağan sürekli tekrar tekrar karşıma geliyor ve artık benimle ilgili bir planın olmasın, diyordu gözlerime baka baka. Saat kaçtı uyuduğumda bilmiyorum ama sabah mutfak kısmından gelen tıkırtılarla uyandım. Kafamı uzatınca Burçak’ı tezgahta bir şeylerle uğraşırken gördüm. Saat epey ilerlemiş gibiydi çünkü içerisi bayağı aydınlıktı çekili perdelere rağmen. Yarı oturma alanı yarı mutfak olduğu için uyanmamı bekleyememişti muhtemelen. Yerimde doğruldum ve birkaç saniye ayılmaya çalıştıktan sonra yataktan çıktım ve ayak seslerimi duyan Burçak geriye dönüp gülümsedi. ‘’Günaydın.’’ Gerindim ve, ‘’Günaydın.’’ dedim gülü

