AYBÜKE, Garson yemeği servis ederken kendimi toparlamaya çalıştım. Az önce yaşananlar ayrılmış bir çiftin yaşayacağı şeyler miydi? Yoksa biz ayrıldık diye kendimizi mi kandırıyorduk? Yine de Kağan’a bel bağlayamazdım. Çünkü gururundan ödün vermeden bana yasaklar koymaya, sınırlar çizmeye çalışıyordu ama aynı zamanda seninle de olmayacağım havasındaydı. Kuzey ve Burçak yemeklerle ilgili konuşurken sessizce tabağımla ilgilendim. Kağan da katılmadı sohbete. Aniden aramızda yeniden bir duvar uzamıştı sanki. Ama yanımdaki vücudundan yayılan gerilimin enerjisini hissediyordum. Kağan’ın o son öğreneceksin kelimesi, zihnimde yankılanıp duruyordu. Neyi öğrenecektim? Onun kurallarını mı, yoksa onunla aynı yerde çalışmanın zorluğunu mu? Yemek boyunca ikimiz de neredeyse hiç konuşmadık. O, çatalın

