AYBÜKE, Yola çıktığımızda Burçak, ‘’Sana yemek yapıyormuş. Belli ki arayı düzeltmek istiyordu.’’ dediğinde sakince, ‘’Ya da kavga etmeye devam etmek istiyordu.’’ dedim önümüzde uzana yola bakarak ama aslında sadece Kağan’ı düşünerek. ‘’Bir yol bulmaya çalışıyor kendince belki? Onu sen daha iyi tanıyorsun belki ama son bir yıldır ben de biraz tanıdım Aybüke.’’ Dönüp baktım Burçak’a. ‘’Oysa ben bir yıldır hiç konuşamadım, ayrıldıktan sonra denedim ulaşmayı ama hiddetiyle önüme çelikten duvarlar ördü. Eritemeyeceğimi düşündüğüm duvarlar.’’ ‘’İnsan ne kadar çok severse o kadar kırılır derler. Zamana ihtiyacı vardı belli ki ama şu bir gerçek, ne hayatına birini soktu, ne de birinin ona sokulmasına izin verdi.’’ ‘’Niye, deneyenler mi oldu ki?’’ dedim dönüp Burçak’a bakarken. Bana söylemem

