4-Üsteğmen Bora

1203 Words
AYBÜKE, Burçak ve Kuzey, tedbirli adımlarla masaya geri döndüler. Yüzlerindeki ifade, sadece bir dostun üzüntüsü değil, aynı zamanda Kağan’ın ne kadar sert bir duvara çarptığını görmenin verdiği endişeydi. "Aybüke?" dedi Burçak, yanıma oturup elini omzuma koyarak. "Gerçekten... Bu kadarını beklemiyorduk. Seni görünce biraz yumuşar sanmıştık." Gözlerim dolu baktım Burçak’a ama bir şey diyemedim. Yutkunup gözlerimi indirdim ve derin bir nefes aldım. Hava, ciğerlerimi rahatlatsın istedim çünkü yanıyordu içim. Kuzey, masanın üzerine çöken o ağır sessizliği bozmamaya çalışarak başını iki yana salladı. "Kağan o gece, sadece bir ilişkiyi bitirmedi Aybüke. O gece, size dair, sana dair, aşka dair tüm inancını ve geleceğe dair tüm planlarını da beraberinde gömdü. Onu geri döndürmek hiç kolay olmayacak belli ki. Tanıdığım en inatçı adamdır. Hele de inancını kaybettiğinde veya tam tersi bir şeye çok inandığında.’’ Sadece başımı salladım. Konuşacak takatim kalmamıştı. Kağan’ın o son bakışındaki buzdan soğukluk, benim "hazır olmak" adına kurduğum tüm savunma kalelerimi yerle bir etmişti. O, sadece bana değil, kendisinin de o günkü hayallerine olan öfkesini kusuyordu. Hiçbir şey yiyemedim. Mekandan ayrıldık ve Nusaybin’e doğru yola çıktık. Bir ölü gibi pencereden dışarı bakıyordum. Akşam inmişti üzerimize ama sanki daha çok yüreğimi daraltan bir karanlıktı bu. Kimse konuşmadı. Buna minnettardım çünkü hüngür hüngür ağlamamak için sessizliğe ihtiyacım vardı… Kuzey bizi Burçak’ın evine getirdi, bavullarımı eve kadar taşıdı ve dinlenelim diye bize iyi geceler deyip gitti. Kuzey’e kapıyı kapatıp bakıştık iki genç kadın. Burçak yeniden sarıldı bana ve, ‘’Kötü bir başlangıç oldu ama hoş geldin yine de Aybüke.’’ dedi. ‘’Belki de gelmemeliydim.’’ dediğimde Burçak, ‘’Aybüke, o hala sana çok aşık. Tüm öfkesi ayrı kaldığınız için bence.’’ dediğinde yutkundum. ‘’O çok gururlu ve…Yanımdan ayrılmadan önce artık bizden bir şey olmayacak, bunu bilerek yaşa burada, dedi.’’ Burçak güldü. ‘’Sana hiç sormadım bunu ama ona hala aşık mısın gerçekten?’’ Girişte ayakta dururken birbirimize bakıyorduk. ‘’Sanırım artık benim tek başıma aşık olmamın anlamı yok Aybüke ama benim ilk ve tek aşkım Kağan. Ve onu nasıl unutabilirim hala bilmiyorum. Hem de ona rağmen bilmiyorum.’’ diye itiraf ettim. Burçak anlayışla baktı. ‘’Sen de onun ilk ve tek aşkısın.’’ ‘’Nerden biliyorsun? Soramadım hiç ama belki başkası var hayatında?’’ Burçak güldü. ‘’Hadi geç içeriye. Ayakta kaldık.’’ dedi. Oturma odasına geçtik. İki kanepesi vardı odada. Geçip oturduk yan yana. ‘’Aybüke, Kağan senden sonra daha sert bir adama dönüştü. Daha asabi ve soğuk. Hayatında kimse yok. Çünkü o da seni çıkaramadı bence kalbinden.’’ ‘’Beni de istemiyor ama?’’ ‘’Sana güvenmeye korkuyor bana kalırsa. Yeniden hayal kırıklığı olur diye.’’ ‘’Aynısını söyledi zaten az önce.’’ ‘’Bak, seni sevmiyor değil, sana güvenmeye korkuyor.’’ Derin bir nefes aldım. ‘’Ben ona ihanet etmedim, onu kandırmadım. Ben sadece hazır hissedemedim. Sevmediğim için değil, biliyorsun. Ama onu düşünmeden uyuduğum ve uyandığım bir gün bile olmadı. Kalbimde ondan başka hiç kimseye bir santim yer açılmadı Burçak. Öyle bir şey işte Kağan’a olan aşkım ama bunu ona anlatamam. İnanmaz bana.’’ ‘’Şimdilik belki ama zamanla inanabilir.’’ ‘’Beni istemiyor. Bana neden inansın zamanla?’’ ‘’Bugün seni görünce ufak bir şok yaşadı. Tepkileri biraz fazlaydı ama seni hala sevmese bu kadar tepki vermezdi inan. Sadece akışa bırak ve eğer onu geri istiyorsan sana inanması için hissettir artık ona hazır olduğunu.’’ ‘’Şuan ona yaklaşmayı ve kendime inandırmaya çalışmayı düşünmüyorum. Önce işime odaklanmalıyım. Çok seviyorum ama gururumu da ayaklar altına alıp peşinde koşamam.’’ Burçak sırıttı. ‘’Kim peşinde koş dedi ki? Biliyorsun burası küçük bir yer ve onun en yakın kankasıyla sevgiliyim. Yanii istese de istemese de bir şekilde seninle karşılaşacak. Ve seni her gördüğünde sana yeniden çekilecek. Aşkınız sandığınız kadar güçlüyse ikiniz de direnemezsiniz bu çekime.’’ Bir an cevap vermeden düşündüm söylediklerini. O sırada da annem aradı. ‘’Annem, pardon canım.’’ dedim ve cevapladım. ‘’Aybüke, kızım neredesin?’’ ‘’Burçak’tayım anne. Eve geldik az önce.’’ ‘’Nasılsın?’’ ‘’İyiyim. Yorgunluk var haliyle biraz.’’ ‘’Erken uyumaya çalış o zaman. Yol sarsmıştır illa ki.’’ ‘’Biraz da mesafe var Mardin Nusaybin arasında. Arabada mayıştım.’’ ‘’Ev işini nasıl yapacaksın, baban soruyor?’’ ‘’Yarın bakacağız evlere ama bakalım artık.’’ Aslında Burçak onunla yaşayabileceğimi söylemişti gelmeden önce ama ben onun Kuzey’le olan özel hayatını tahmin ettiğimden ve evi de zaten 1+1 olduğu için bunu kabul etmedim. ‘’Kendi evimi bulayım, birbirimize yine gider geliriz her fırsatta zaten.’’ dedim nazik teklifini reddederek. O yüzden gelmeden biraz ev araştırması yapmıştım ve birkaç daire bulmuştum. Yarın o evlere bakacaktık işte birlikte. Annem konuşmaya devam ediyordu o sırada. ‘’Babanın arkadaşı Yakup Beyin oğlu da orada, jandarmadaymış. Özel Harekat taburunda Üsteğmenmiş çocuk. Sorun yaşarsan yardımcı oluruz demiş Yakup amcan.’’ ‘’Yakup amca, Bursa’lı olan arkadaşı mı? Babamın okuldan arkadaşı olan? Onun oğlu mu burada Üsteğmenmiş? ‘’Evet, evet o. Adı da Bora’ymış. Aklında olsun. Yani bir sorun olursa tanıdıklar var babanın.’’ ‘’Anne Burçak zaten yardımcı oluyor bana, Kuzey de var. Başkasını rahatsız etmeye gerek var mı?’’ dedim Burçak’a bakıp. ‘’Başka kimse yok mu?’’ dedi annem manidar bir ses tonuyla. Kağan’ı ima ediyordu. ‘’Yok anne.’’ dedim biraz sert şekilde. Burçak’la yeniden bakıştık. Kağan şuan yardım isteyebileceğim son kişiydi çünkü. Tanımadığım Üsteğmen kimse, o bile daha iyi bir seçenekti yani. ‘’Peki, öyle diyorsan kızım. Ben fazla tutmayayım seni. Burçak’a selam söyle. Ararım yine. İyi geceler.’’ ‘’Beni merak etmeyin. Bir sorun olursa ararım. Babama selam söyle, iyi geceler anne.’’ Telefonu kapattığımda, annemin o imalı ses tonu hala kulaklarımda çınlıyordu. Burçak, telefonun diğer ucunda Kağan’ın adının geçip geçmediğini anlamaya çalışır gibi bana bakıyordu. "Yakup Bey'in oğlu mu?" diye sordu Burçak, konuyu değiştirerek. ‘’Evet, Üsteğmen Bora, dedi annem.’’ "Buradaki taburda Üsteğmenmiş demek? Hıım, Kuzey kesin tanıyordur. Tabii Kağan da.’’ Kağan da dediğinde bir an baktım yüzüne. Niye onu araya katmıştı ki? "Bilmiyorum Burçak, annemler de kendilerince ben zorlanmadan burada yaşayabileyim diye birilerini bulmaya çalıştılar galiba ama," dedim, derin bir iç çekerek. "benim tek derdim bir an önce başımı sokacak bir yer bulmak. Şuan adama gidip yardım isteyecek bir durum da yok hem.’’ ‘’Bekar mıymış bu Üsteğmen acaba?’’ dedi Burçak bana garip şekilde bakarken. ‘’Ne alaka ya?’’ dedim gözlerimi kısarak. ‘’Hiç, yani belki bekardır ve belki Kuzey tanıyordur. Ben bir sorayım dur.’’ ‘’Ya dur, sorma şimdi durduk yere. Bir işim düşmedi ki.’’ Burçak sırıttı kurnazca. ‘’Aybükeee, bebeğim ne olacak senin bu saflığın? Ben de biliyorum şuan bir işinin düşmediğini ama birilerinin kulağına su kaçırtacağım, anlasana.’’ ‘’Saf değilim Burçak, anladım niyetini ama bu sefer de beyimiz, daha gelmeden buradan kendine yardım edecek birilerini bulmuş, hem de bir erkek asker, diye düşünecek. Benim hakkımda ne düşünecek sence?’’ ‘’Öyle bir şey olmayacak. Sen değil Aynur teyze söyledi bunu bana, ben de Kuzey’e sordum. Bu kadar. Minik bir detay yani. Sonra Kağan düşünsün Üsteğmen Bora ile ilgili kısmı. Bunlar yaşıt hem, baksana adam da bizim gibi üsteğmen?’’ ‘’Evet, demek ki sizinle devre falan.’’ ‘’Güzel.’’ dedi Burçak ve ayağa kalkıp devam etti, ‘’Yerini hazırlayayım da uyu artık. Yarın yeni hayatının ilk günü. Çok yorulacaksın Doktor Hanım.’’ Yorgun şekilde gülümsedim. Burçak yerimi hazırladı ve pijamalarımı giyip ışığı kapattım. Sonra da yatağa uzandım. Bu hayat için ne çok çalıştım ben yıllarca. Hatta sevdiğim adamla ayrıldım ama bak işte, tüm çabam beni yine onunla aynı yere getirdi. Ne ironik; ondan kaçtığımı, onu istemediğimi sanan adam onunla bir arada olmak için verdiğim çabayı bir anlasaydı, böyle olmazdık belki de...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD