Tanem sandalyeye oturduğu andan beri titriyordu. Terlediğini fark ettiğinde çok geçti. Gelinliğin içinde nefes alamıyordu sanki. Memur, protokol gereği birkaç kelime söylüyor, ardından “Hazırsanız nikahımıza başlayabiliriz.” diyordu. Baran başını çevirip Tanem’ e baktı, dudaklarının kenarında zoraki bir gülümseme belirdi. “Hazırız, değil mi hayatım?” dedi alaycı bir sesle. İşte o an, Tanem’ in gözleri dondu. İçinden bir fırtına geçti. Herkesin alkışladığı, hayran hayran izlediği bu masal, onun için bir mezara dönüşmüştü. Ve bir anda, bir şey oldu. Kendini sandalyeden geriye doğru attı. Refleks gibi. Kaçış gibi. Kurtulmak gibi. Zemine sertçe düşen vücudu, bir anda tüm düğünü susturdu. Avizelerin ışıltısı, orkestranın fon müziği, alkışlar, kameraların flaşları… Hepsi bir anda durd

