NAZAN Evdeki sessizlik, çığlık atasıma kadar varan bir gürültüye dönüşmüştü kafamın içinde. Perdeler kapalı, ışıklar loş. Annemin pahalı antika koltuğuna gömülmüş, parmak uçlarımla şarap kadehinin bacağını usulca sallıyordum. Hiçbir şey yolunda gitmiyordu. Dedikodular yayılmıştı, evet. Ama Ferman ve o karısı, köyde saklanmaya, mutlu mesut yaşamaya devam ediyorlardı. Ben ise bu mezarlık sessizliğinde çürüyordum. Sonra, bir anda oldu. Şarap kadehi, elimde dondu. Gözlerim, karşı duvardaki boşluğa dikildi. Zihnimde bir şimşek çaktı. Öyle basit, öyle açık bir hamleydi ki... Nasıl olur da bu kadar aptalca davranmış, bunu düşünememiştim? “Tabii ya,” diye mırıldandım, sesim odanın boşluğunda çınladı. Yavaşça ayağa kalktım. “Bunu nasıl akıl edemem? Aptal kafam!” Şarap kadehini hoyratça masaya

