NAZAN Ay ışığı bahçeyi gümüş gibi parlatıyor, havuzun suyu berrak duruyordu. Planımın ikinci ve en önemli aşamasına geçmiştim. Telefonumu çıkardım, doktor arkadaşım Selçuk’a yazdım. “Hazırlıklı ol, birazdan beni hastaneye getirecekler. Durumumu çok kötü lanse et. Beni ‘intihar girişimi’ diye göster. Dile benden ne dilersen.” Mesajı okuduğumda ekrandan kısa bir sessizlik yayıldı, sonra cevabı geldi. “Senin kafan iyi değil ama tamam… gel bakalım yine neler var kafanda. Abartı istiyorsun yani?” “Abartı değil, şov istiyorum,” diye yazdım ve gülümsedim. Telefonu cebime koyarken kalbim hızla atıyordu ama bu heyecanın yarısı sahne öncesi bir oyuncunun hissettiği tatlı gerilimdi. İçimdeki ses, “Şimdi göreceksiniz… Hepiniz,” diyordu. Havuz başındaki en loş köşeyi seçtim. Sırtımı soğuk mermer

