FERMAN Arabanın içi ağır bir sessizlikle doluydu. Sadece Arjin’in hıçkırıkları ve camlara vuran yağmur damlalarının sesi vardı. Direksiyonu sıkıca kavradım, parmak uçlarım beyazlaşmıştı. Yanımdaki kadın, benim dünyam, paramparça olmuştu. Sami’ye döndüm, sesim alçak ve kararlı çıktı. “Sen in, Cengiz ile gel arkadan. Biz vadiye gideceğiz. Uzaktan koruma sağlayın yeter.” Sami’nin gözlerindeki endişeyi görebiliyordum ama itiraz etmedi. Sadece başını sallayıp “Başüstüne ağam,” dedi ve arabadan indi. Arjin’in omzuna dokundum, “Biraz hava alalım,” diye fısıldadım. Gözleri kırmızı, yanakları ıslaktı. Başını salladı, konuşacak gücü yoktu. Şoför koltuğuna geçip ona baktım, dışarı bakıyordu. Yola koyuldum. Şehrin ışıkları geride kalırken, vadiye giden dar yolda ilerlemeye başladık. Yağmur hafifl

