Alnımdan süzülen bir ter damlasını, gömleğimin yakasına düşmeden mendilimle sildim. Ofisimin panoramik camlarından, İzmir Körfezi’nin pırıl pırıl sularını ve uçuşan martıları izliyorum. Her şey normal, sıradan bir gün. Ancak ben, hayatımın en tehlikeli performansına hazırlanan bir aktör gibi, midemde kelebeklerle, ellerim hafif titreyerek bu manzaraya bakıyorum. Az sonra yola çıkacağım. Cengiz'e Masamda, sadece bir dizüstü bilgisayar ve bir fincan soğumuş kahve var. Bilgisayarın ekranı, Alperen’in kurduğu özel bir yazılımla bölünmüştü. Bir tarafta, Cengiz'in güvenlik kameralarının canlı görüntüsü -Ses yok. Sadece görüntü-. Diğer tarafta, basit bir mesajlaşma penceresi: “Sistem hazır. Sinyalini bekliyorum.” Ve en altta, kırmızı bir düğme: “ACİL DURUM - BAĞLANTIYI KES”. Kulağımdaki neredey

