~ BÖLÜM 3 ~

1901 Words
Burak aradaki mesafeyi hızla kapatıp, Görkemin yüzüne sağlam bir yumruk atınca ağızımdan kaçan çığlığa mani olamamıştım.. Görkemin kollarının ağırlığı üzerimden çekilirken, bir iki adım geriye savrulmuştu.. Ama kendini toparlaması pek uzun sürmemiş olsa gerek ki, Burağın üzerine saldırdığında ikinci yumruğuda yemişti.. Ve sonra üçüncüsü dördüncüsü derken, girdiğim şoktan kurtularak İkisinin arasına girmeye çalıştım.. Yoksa Burak gözlerimin önünde öldürecekti Görkemi.. " Burak, yeter artık öldüreceksin.. " diye bağırırken, Burağın kolundan tutmuş Görkemin üzerinden almaya çalışıyordum... Ama mübarek eşek ölüsü gibi ağır olduğu için milim kıpırtatamamıştım.. Bir yandanda film izlermiş gibi camdan hala bizi izleyen topluğun anasına avradına saydırmaktanda geri kalmıyordum.. " Sen kimin karısını rahatsız ettiğini sanıyorsun lan, senin o olmayan beynini. " " Burak yeter, o benim arkadaşım bırak artık.. " Burak hızla başını bana çevirdiğinde, tüm bedenimi bir titreme sarmıştı.. Ellerim kollarından yavaşça çekilirken, reflex olarak bir adım gerilemiştim.. Dişlerini o kadar çok sıkıyordu ve gözlerinde öğle bir ifade vardı ki, sanki karşınsındaki ben değilde düşmanıydı.. " Arkadaşın..? " " E- evet liseden, ya -yanlış anladın bi-biz sadece konuşuyorduk.. " dedim inanmasını umarak.. Ne yaparsa yapsın şu an tüm arkadaşlarının önünde Görkemin benim yüzümden dayak yemesi, çok kötü hissettirmişti kendimi.. " Hah arkadaşın demek.. " diyerek Görkemin üzerinden kalktığında, derin bir nefes çekerek ciğerlerimi oksijenle doldurmuştum.. Yüzünde samimi olmayan bir gülümsemeyle bir bana, bide yerde burnunu tutan Görkeme bakmıştı.. Başını sallayarak alt dudağını dişleri arasına aldığında, sakinleşmeye çalışıyor sanmıştım.. Ama Burak ellerindeki kanı umursamadan koluma yapıştığında gözlerimin dolmasınada engel olamadım.. Şu anda deli gibi korkuyordum, çünkü karşımdaki Burağın üç yıl önceki Buraktan hiç bir farkı yoktu.. " Arkadaşını en iyi şekilde ağırlayacağıma emin olabilirsin karıcığım.. " Ağızımı açmış ona bir şeyler söylemeye hazırlanırken, beni arabaya doğru sürüklemeye başlamıştı.. Başımı çevirerek Görkeme baktığımda, yerden kalkmaya çalışıyordu.. Ama gözlerini bir an bizden ayırmamıştı.. Ona üzgün olduğumu söyleyen bakışlar atarken, bir daha karşıma çıkmaya cesaret edemiyeceğinden emindim. Yada böyle bir delilik yapmamasını umuyordum.. Düşüncelerimden sıyrılmamı sağlayan şey, arabanın ön koltuğuna çuval gibi atılmamdı.. Burak kırarcasına kapıyı kapattıktan sonra, hala yalı kazığı gibi dikilen adamlarının yanına gitti ve bir şeyler söyledi.. Adamlar başlarını sağladıktan sonra restaurant'a doğru ilerlemeye başladıklarında, ne yapıcaklarını anlamıştım.. Panikle kapıyı açmaya yeltenmiştim ki, yanımda yerini alan adam arabanın tüm kapılarını kilitledi.. " Lanet olsun Burak aç şu kapıyı, sadece sıradan bir arkadaş dedim sana.. " Beni dinleme gereği bile duymadan arabayı hareket ettirdiğinde, bir kez daha yerden kaldırılan Görkeme baktım.. Lanet olsun neden hiç bir Allahın kulu çıkıpta, mudahale etmiyordu.. Artık restaurant görüş alanımızdan çıktığında, çaresizce önüme döndüm.. Dreksiyonu kırcakmış gibi sıkan Burağın ağızından tek kelime bile çıkmıyordu.. Bu sessizliği tanıyordum.. Bu sessizlik içindeki canavarı daha büyük patlatacak zamanı beklediğini gösteriyordu.. Yola odaklanmış gözleri ve sıkmaktan artık kırılacağını düşündüğüm dişleri her zamanki gibi aynıydı.. Araba evimizin bulunduğu yola girdiğinde, hala sakinleşmeye çalışıyordum.. Çocukların beni böyle görmesi isteyeceğim son şey bile değildi... Anne babaların aralarında geçen tartışmaların, çocukları ne kadar etkilediğini çok iyi biliyordum.. Araba acı bir frenle bahçede durduğunda, Burağın yüzüne bile bakmadan kendimi dışarıya atmıştım.. Evin kapısına ilerlerken, onunda arkamdan gelen ayak seslerini duyabiliyordum... Zile basıp kapının açılmasını beklemeye başladığımda, kollarımı kendime dolamış yanımda dikilmeye başlayan adamın yaydığı sinir bozucu etkiden kurtulmaya çalışıyordum... Kapıyı açan yardımcılardan biri bizi görünce gülümseyerek hoşgeldiniz demişti.. Hiç bir tepki vermeden içeriye girdiğimde, Aras ve Ada'nın kahkaha sesleri geliyordu salondan... " Ama Öyzge abya, şuya çok yüyz veyme yaaa... Soyya havayaya giyiyo beyefeydi.. " diyen Adanın sesi kulaklarıma değdiğinde, adımlarımı hızlandırmış ve kendimi salona atmıştım.. Evet malesef gözlerimin gördüğü gerçekti ve salonumuzda oturarak çocuklarımla oyun oynayan Özge'den başkası değildi.. " Ama baksana Ada'cım ne kadarda yakışıklı... Bence Aras havalara girmekte çok haklı.. " diyerek Arasın saçlarını okşadığında, Aras'ta dudaklarını büzerek ve göz atarak ona karşılık veriyordu.. " Ayyı babam giybi deyiy mi öyzgeciyiym. Soyuynda beyi aynayan biyi çıyktı kayşıma.. " Ellerimi yumruk yaptığımda tırnaklarım avuç içlerime batmıştı.. Yanımda yerini alan Burağa dönüp bakmadım bile, Özge denen şıllık içeride yankılanacak bir kahkaha attıktan sonra söyledikleriyle arkasına yaslanırken, kahrolasıca gözlerim yine dolmuştu.. " Evet yakışıklı, en az baban kadar yakışıklı ve harika bir erkek olucaksın.. " Başımı ağırca Burağa çevirdiğimde, zaten onun beni izlediğini gördüm.. Dişlerimi sıkarken, yanağımdan bir damla firar etti ve çenemden boynuma doğru bir yol çizmişti.. Burak kaşlarını daha çok çatarken, ne düşündüğümü anlamaya çalışıyormuş gibi bir hali vardı.. " Aaa cayım babam'ya, cayım aynem geymiş..." diyen sesi duyduğumda, Adanın bize doğru koştuğunu farketmiştim.. Özge cadısı bizi gördüğüne önce şaşırmış, sonra ise yüzünde iğreneceğim kadar eğreti duran bir gülüşle oturduğu yerden ayağa kalkmıştı... Ada bacaklarıma sarıldığında, hala hiç bir tepki göstermeden Özgeye bakıyordum.. " Hoşgeldin Özge, geleceğinden haberim yoktu.. " diyerek mesafeli bir şekilde elini uzatan Burağın elinden tutan özge, sıradan bir tokalaşmadan uzak olarak Burağın elini sıkmış ve gülümseyerek yanaklarından öpmüştü.. " Bugün apar topar çıkınca, toplantıda alınan kararları görmen gerektiğini düşündüm.. Üzgünüm haber vermek için aradım ama sana ulaşamadım.. " " Hmm şey, kusura bakma çok önemli bir işim vardı.. " diyerek cevaplamıştı Burakta onu.. Ben mi.. Ben hala dış kapının dış mandalı gibi kenarda durmuş onları izliyordum.. Yumruklarımı hala sıktığım için canım acımaya başlamıştı... Ama şu anda bu umurumda bile değildi.. " Güneş'cim, nasılsın hayatım, pek iyi gözükmüyorsun.. " diyerek sonunda beni farkeden kadına, yüzümü buruşturarak bakmıştım.. " İyi olduğum söylenemez Özge.. Davetsiz misafirlerden pek hoşlanmamda.." " Güneş.. " diyerek tıslayan Burağa, tek kaşımı kaldırarak bakmıştım... Ne halde olduğumu göremiyor muydu.. Yada canımın nasıl yandığını.. " Sorun değil Burak'cım.. Güneş haklı, ama sana ulaşamayınca meraklandım.. O yüzden hem dosyaları.. " " Öncelikle o " cım " ekini kaldırmanı öneririm Özge'CİM.. Kocama benden başka hiç bir kadın, aidelik eki kullanamaz.. Ve neden ortağını bu kadar merak ettiğinide anlayamadım.. Sonuçta sadece iş arkadaşısınız, öyle değil mi..." diye sorduğumda, suratının rengi atan sadece Özge değildi.. Burağın yüzüde renkten renge girmeye başlamıştı ve nedense Özgeye cevap vermemesi için bir bakış attı.. Elime değen küçük parmaklarla başımı yere indirdiğimde, Adanın dolu dolu olmuş gözleriyle karşılaşmak içimden bir şeyler koparsada, başımı kaldırarak Özge'den cevap beklemeye başlamıştım.. " Aaa haklısın aslında, ama okuldan kalma bir alışkanlık işte.. " " Özge dosyalara şirkette baksam sanırım daha iyi olacak.. " Burak Özgenin lafını kesince, karşımdaki kadının sinirlenmeye başladığını farkettim.. Ama benim yanımda onun siniri, devede kulak bile değildi eminim.. " İnanmıyorum Burak, Güneş bilmiyor mu. " " Özge.." diyerek yine susturmaya çalışan Burağa mı baksam, yoksa karşımda benden daha çok şey bildiğine artık emin olduğum kadına mı baksam şaşırmıştım.. " Bilmediğim neymiş anlamadım.. " "mBiz üniversitede Burakla beraberdik canım.. Ama Burak bana bildiğini söylemişti, o yüzden bazen dalgınlığıma geliyor ve sözcükler ağızımdan çıkıveriyor işte.. " Gözlerim bir anlık karardığında, Burağın tutmak için uzattığı elini geriye ittirdim.. Birlikteydik mi demişti o kadın.. Yani ikisi. ? " Sakın bana dokunma.. " Dişlerim arasından çıkan sözcükler o kadar az gelmişti ki.. Avazım çıktığı kadar bağırmak ve ona inandığım için ne kadar aptal olduğumu söylemek istiyordum.. " Güneş, sakin ol çok uzun zaman geçti.. Üzerinde durmadım bile.. " derken arkamı onlara dönerek merdivenlere yönelmiştim.. " Bu -burak çok üzgünüm, ama bilmesi en doğrusuydu.. " " Elimden bir kaza çıkmadan git Özge, git." Odaya kendimi atamadan duyduğum son şeyler bunlardı.. Nefes alamıyordum, sanki boğazıma biri ip dolamış ve son nefesimi vermem için var gücüyle sıkıyordu.. Artık hıçkırıklarım dudaklarımdan firar ederken, odanın kapısını kilitledim ve dizlerim üzerine bıraktım bedenimi.. Bunu nasıl yapabilmişti bana.. Bunca yıl beni yalanlarıyla nasıl aldatabilmişti.. Çocuklarımızın yüzüne nasıl bakabilmişti... " Aptalsın Güneş, aptal, aptal, aptal.. Allahım ben buna katlanamam, ben bunu kabullenemem.. " Saçlarımı çekiştirirken, bir yandanda delirmiş gibi söyleniyordum.. Arkamdaki kapı açılmaya çalışıldığında, hiç tepki vermeden ağlamaya devam ettim.. " Güneş aç şu kapıyı.. " diyen adamın sesini bile duymak istemiyordum.. Bunca yıl sıradan bir arkadaş olarak tanıdığım kadın eski sevgilisiydi ve bunu benden gizlemişti.. Bir kaç kez zorlanan kapıya ardı ardına yumruklar inmeye başladığında, benim haricimde biri daha ağlıyordu kapının ardında... " Ayneciym.. " Adanın ağlamaklı sesini duyunca, kulaklarımı kapatmıştım iki elimle... Oturduğum yerde sallanmaya başladığımda, geçmişte yaşadığımız her anı gözlerimin önünden geçiyor ve sanki daha önceden göremediğim her şeyi seriliyordu önüme.. " Burak değişik kokuyorsun. " " Sorma yavrum Özgenin parfüm şişesi kırılmış, baksana her yerime bulaştı.. " demişti ne salak mışım... Hemende inanmışım sözlerine.. " Yemeğe gelmiyecek misin, çocuklar senin için pasta bile yaptı.. " " Güzelim, inan çok işim var.. Tüm işi Özgeye yıkamam, beni beklemeyin.. " Ve daha bir çok anı.. Çocukların odasına açılan kapının açıldığının sesini duyabiliyordum.. Ama başımı kaldırmadan, yerde tek bir noktaya bakmaya devam ediyordum.. Yanımda dizleri üzerine çöken adam derin derin nefesler alıyordu.. İçimi çeke çeke ağlamaya devam ederken, hala nasıl yanıma gelebiliyordu... " Güneş, yemin ederim düşündüğün gibi değil.. " dedi fısıldayarak.. Sustum.. " Üzülme, kafanda başka senaryolar kurma diye söylemedim Güneş.. Yüzüme bak ne olur .. " dedi saçlarıma dokunmak için elini uzatırken... Yine sustum.. Sadece ağlamaya devam ettim.. Yaşanmışlıklarımıza ve yaşayamadıklarımıza ağladım.. Onun için yaptıklarıma ve hala onun için deli gibi atan kalbime ağladım.. O konuştu.. Ben sadece ağladım... " Güneş, konuş benimle.. Yemin ederim ben sana ihanet etmedim.. Gözüm senden başka kimi görür lan benim.. Kalbim senden başka kimin için atar.. " Kalp atışlarım her sözünde daha çok hızlanırken, sonunda başımı yerden kaldırarak kızarmış gözlerimi gözlerine dikmiştim... " Güneş'im ağlama ne olur.. Allah benim belamı versin ki, seni üzecek yada kıracak hiç bir şey yapmadım.. " diye bağırdığında, ellerini sinirle saçlarında geçirmişti.. " Söyle, ne yaparsam inanırsın bana.. İste kafama sıkayım ama böyle sessiz kalma Güneş.. Yemin ederim iş dışında, hiç bir ilişkim olmadı onunla.. Senden önce yaşanan bir şey için bize bunu yapma.. " " Ne istersem yapar mısın.. " dediğimde heyecanla ellerimi tutmuştu.. Yanaklarımdaki yaşları silerken, ağızımdan çıkacak olan cümleyi bekliyordu heyecanla.. " Ne istersen, yeterki sen iste.. " " Bu ortaklığı bitir o zaman Burak, kendim için değil ama çocuklarım için sana bir kez daha inanmayı deneyeyim.. " Yanağımdaki eli yavaşça çekildiğinde, hala gözlerini ayırmamıştı benden... Ama az önceki heyecanın yerini şimdi çaresizlik almıştı.. Tek kelime etmedi.. Önce elleri uzaklaştı benden, sonra gözleri.. Yüzümde oluşan acı gülümsemeye engel olamadım, başımı sallarken zorla oturduğum yerden ayağa kalktım.. " Bende öyle düşünmüştüm.. " Öğlece oturduğu yerde kalakalırken, çocukların odasına açılan kapıya ilerlemiştim.. " Bunu bize yapma.. " dediğini duyduğumda, bir hıçkırık daha kaçmıştı ağızımdan.. Yaşlı gözlerimle başımı ona döndürdüğümde, onunda ayağa kaltığını gördüm.. " Bunu bize yapan sensin Burak.. Bizi bu hale sokan sensin.. Sen tercihini çoktan yapmışsın.. " Çocukların odasına girip kapıyı kapattığımda, dişlerimi dudaklarıma geçirmiştim.. Yatak odasından gelen kırılma sesleri ve Burağın bağırışları duyulurken, yatağın içinde yaşlı gözlerle beni izleyen meleklerimi farkettim.. Ada küçük dudaklarını büzmüş ağlarken, Arasta kızarmış gözlerini kaçırarak kardeşinin saçlarını okşuyordu.. Onlara bu sahneyi yaşattığım için kendimdende Buraktanda nefret ediyordum.. Ağır adımlarla yaklaşıp yatağa oturduktan sonra kollarımı açtığımda, ikiside yerlerinden kalkarak kucağıma atlamışlardı.. Bebek kokularını derin derin içime çekerken, Adanın ürkekçe sorduğu soruyla gözlerimi kapattım.. " Babam biyzi seymiyoy mu aynne.. " " Se - seviyor bebeğim, bunuda nereden çıkardın. " " Peyki o zayman neyden seyni agyattı.. " Saçlarında ellerimi gezdirirken, Aras bana kaşlarını çatarak bakıyordu.. Biliyordum o Ada gibi değildi.. Her şeyi o küçük aklıyla anlayabilecek kadar, olgun bir çocuktu.. " Anne babalar bazen tartışırlar bebeğim. Yoksa baban bizi çok seviyor emin ol.. " dediğimde bu söylediğime kendim bile inanıp inanmamakta güçlük çekiyordum oysaki.. İç sesim " adam yemin ediyor, ki Burak Karahan'dan bahsediyoruz " diyerek aklımı bulandırsada, ortaklığı bitirmek istememesi düşüncelerimi güçlendirmekten başka bir işe yaramıyordu.. " Peyki ne zayman bayışıcakşınız ayniş.. " " Bilmiyorum bebeğim, inan artık ne düşüneceğimi bende bilmiyorum.. " Kısa süre sonra aşağıdaki kapının çarpma sesi duyulmuştu.. Ve sonrasında bahçeden patenaj çekerek çıkan arabanın sesi.. Çocuklarıma daha çok sarılırken, aklımdan daha çok kalbimin içinde dönüp duran tek soru vardı.. Biz şimdi bitmiş miydik.. ?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD